Anasayfa arrow YAZARLAR arrow A.MÜMTAZ İDİL arrow ŞURADA SEKİZ AY KALDI
Prev   Next   Pause   Play     Scroll   Fade   ScrollFade
ŞURADA SEKİZ AY KALDI Yazdır E-posta
27 02 2007
Türkiye, Cumhuriyet tarihi içinde, ilk defa seçim belirsizliği yaşıyor. İktidar partisinin şimdiye kadarki beyanlarına göre, seçimler, kanunda yazılı beş yıl bittiği gün yapılacaktır. Önce yapılması asla olmayacaktır; daha uzatılması da zaten imkansızdır.
Bilmem kaçıncı defa işaret edip geliyoruz ki, dünyada beş senede bir seçim yapan ülke yoktur. Hemen bütün memleketler dört yılı esas kabul etmişlerdir. Dört yıldan önce, kısaltılmış seçimlerin yapıldığı ülkeler de çoktur.
Türkiye’de de, dört seneyi geçirilen seçim tanımıyoruz. Bu beş sene maddesi, 1980 Anayasası’na konmuştur. Anayasaya konmasına rağmen, iktidarların hepsi, ekseriyet sorunu olmadığı halde, seçimleri dört sene veya onun altında yapmışlardır. Kanunda beş sene yazılı diyen iktidara rastlanmamıştır.
İlk defa, bizim AKP iktidarı, kanunda yazılı sene adedini esas kabul ederek, seçimleri beş sene sonunda ve hem de günü gününe yapmak istiyor. Bir hukuk devletinde kanunlara saygılı olunacağından, kimsenin itiraz ettiği de yok. Ancak, alışılmışlıklar göz önünde bulundurulunca, bunun bir dayatma olduğunu söylemek te insanların hakkıdır. Önceki iktidarlardan da, adet bakımından ve zaman bakımından sıkıntıda olmayanlar vardı. Ancak, saydıklarımıza rağmen, milletin sıkıntıları da vardı. Şimdiki iktidar sıkıntı falan tanımadığı, tanımak istemediği için; kanun maddesini bahane olarak kullanmak ve niyetlerini de dayatmak istiyor. Yapılacak bir şey olmadığını da biz yazıya eklemiş olalım.
Demek ki, genel seçimlerin yapılmasına daha 8 ay vaktimiz vardır. O demektir ki, siyasi partilerin, gereken çalışmaları yapmak için daha 8 ay vakitleri vardır. Geniş elden hazırlıklarını yapacaklar ve teşkilatlarını harekete geçireceklerdir.
İktidar partisi ise, seçim tarihini günü gününe dayattığı halde, aslında seçim çalışmalarına başlamış görünüyor. Bütün hareketlerden biz böyle anlıyoruz. Cumhurbaşkanlığı seçimi tamamlandıktan sonra, aceleye getirilen bir ön seçim yapılabilir. Bu yapıldığı takdirde ise, muhalefet partileri avlanmış olacaklar ve seçimlere hazırlıksız başlayacaklardır.
Biz bu hareketi doğru bulmayız. Seçimler açık seçik ve dürüst olmalıdır. Seçim tarihini gizli tutup, kendisi için en münasip bir zamanda seçim bastırılması, pek te dürüst olarak vasıflandırılamaz. Elinde imkanlarının kısıtlı olduğu bilinen küçük partilerin, ellerindeki insanları heyecan içinde uzun zaman tutamayacakları açıktır. Bunların, uzun zaman geziler yapacak paraları da yoktur. Bu kısıtlı imkanları, muhalefet partilerine vakitsiz sarfettirmiş olmak ta doğru kabul edilebilir bir hareket değildir. O halde, seçim tarihleri karanlıkta bırakılmamalıdır. Şu durumda, seçimin, tam beş sene bitiminde yapılmasında zaruret vardır. Başından beri bu rakamı ilan etmekte ısrarlı olan iktidar, artık seçim tarihini değiştirmemelidir. Beş sene bitimi seçim tarihi olarak algılanmıştır.
Yapılacak işin doğrusu, Genel Seçimlerin, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin evvelinde yapılmasıdır. Kendisine güvenen iktidar bunu yapar. Erkekçe seçimi kazanır, bu günkü ekseriyeti temin eder, Cumhurbaşkanı seçimini de yeni meclisle yapar. Şu duruma itiraz edecek bir muhalif bulunabilir mi? Böyle bir durumda, bir AKP milletvekilinin Cumhurbaşkanı olmasıyla; meclisin şimdiki durumunda seçilecek bir AKP milletvekilinin Cumhurbaşkanı olması aynı şey olabilir mi?
Muhalefet, milletin insanlarının çoğu da, AKP’nin itibar kaybettiği düşüncesindedir. Seçimler bu düşünceyi ortaya koysa, Cumhurbaşkanlığı seçimleri hep tartışmalı olacaktır. O takdirde, milletin çoğunluğu, Cumhurbaşkanını durup ta selamlamıyacaktır. Biz, hep, Cumhurbaşkanının itibarının, kanun yetkilerinden daha ağır bastığı fikrini taşırız. Bu şartlarda seçilmiş olduğu anlaşılan bir Cumhurbaşkanında bu vasıflar vardır, kalacaktır denebilir mi?
Cumhurbaşkanı, Devleti temsil ediyor. Bütün kurumlar gibi, bizzat iktidar partisini de temsil ediyor anlamı çıkarılır bunlardan. Muhalefet partileri de aynı düşüncenin sahibi olmak zorundadırlar. Cumhurbaşkanı taraftar olursa, bu itibarı zarar görür. DP Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın DP amblemi kazınmış bir baston kullanması bile, bir zamanlar sorun olmuştur. Bu hareketin, 1960 ihtilalinde etkisi olmuştur denirse, pek te abes bir laf edilmiş olmaz. Dayatma kötü bir adettir. Ekseriyeti kaybederseniz, Cumhurbaşkanı sizin bir milletvekiliniz olsa ne olacaktır ki! Bu durum çok zararlı olur, en çok zarar gören de iktidar partisi olacaktır. İnat sözcüğünü tavsif eden pek çok söylemler edebiyatımızda yer almıştır. Bunları hatırlatmanın faydası olur mu?
 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

BAYAN MUHASEBE ELEMANI ALINACAKTIR
İş Verenler (21.11.2008)
KAPICI
İş Arayanlar (20.11.2008)
MAKİNACILAR ALINACAKTIR
İş Verenler (19.11.2008)
EVDE ÇOCUK BAKILIR
İş Arayanlar (18.11.2008)

 
= Fotoğraf Var

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 46 misafir ve 1 üye bağlı
  • dr19

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın   Free Page Rank Tool

             

Ip Adresiniz: 38.103.63.55