Anasayfa arrow YAZARLAR arrow ALİ EMİROĞLU arrow DEVLETİN BU ORMANI
Prev   Next   Pause   Play     Scroll   Fade   ScrollFade
DEVLETİN BU ORMANI Yazdır E-posta
24 06 2008

Devletin bu ormanı, yani, Çorum’un Sıklık Boğazı’na teşkil edilen orman, bazı kimselere safa sürme mekanı olamaz.

Bekir Meroğlu rahmetli, hükümetin yanındaki evini yaptırdığında, etrafı hep tarla idi. Herkes, bu zatı kurtların yiyebileceğini söylemişti. Kendisine göre ayrıcalık göstermiş ve buna da cesaretini eklemiş, şehrin dışında bir ev yaptırmıştı. Çorum’un o zaman 6 adet ilkokulu ve bir de ortaokulu vardı. Ben de, bu tek ortaokulda öğrenici idim. Bu ortaokulda, ilk kravat takan öğrenici benimdir.

Size bir yazıda söyleyip yazdığım gibi, Sıklık Boğazı’nda, adı Sıklık olmasına rağmen, görüntü yapacak Karaçalı bile yoktu. Sıklık ormanı, 1960 ihtilalinden sonra başlamıştır ve başlatan, kotaran da Çoum’un hem akıllı ve hem de idealist insanı, arkadaşımız Hamit Duran’dır.

Karaçalı ağacı bile bulunmayan, şimdi ise, öğünülür bir orman olan ve Çorum’un çehresini değiştiren bu güzel teşebbüs yok olma yoluna çoktan girmiştir. Sıklık ormanları sayfiye yeri olamaz. Bu saha ormanlaşmıştır. Kim yaparsa yapsın, iyi bir şey yapmıştır ve çıplak sahalar ormanlaşmıştır. Bundan sonra, buralar orman olarak kalacaktır. Orman idaresinin de tesisleri vardır ve bu tesislerde çam fidesi yetiştirilip halka dağıtılmaktadır. Demek istiyorum ki, bu çıplak sahaların ormanlaştığını devletimiz benimsemiş ve dikimin artırılmasına da yardım etmektedir. Açık konuşulursa, Sıklık Boğazı devlet ormanı olmuştur.

Yazdığımız devlet ormanı yapılaşıyor. İnşaatı devam eden yapılar var. Sıklık Boğazı’nda bir de polis karakolu var. Bununla da demek istiyorum ki, yapılanları bizim devlet bilmiyor olamaz.

Eğer, bu sahada özel mülkiyet olan sahalar varsa, buraların orman içinde kaldığı düşüncesi içinde, istimlak edilip özel mülkiyetten çıkarılması gerekir. Devlet ormanı, sayfiye yerleşim yeri olamaz. Bu evleri yapanlar kimlerdir? Bunlara niçin müdahele edilmiyor? Yoksa müdahele edilemez insanlar mıdır bunlar? Bunları iktidar partisi adamları saysak, bir savcının, başsavcının kapatma davası açtığı ve yürüttüğü iktidar partisinin kendisine faydası olmadığını bile görüyoruz. Kendisine faydası olmayan bir iktidar partisi, bu yandaşlarına nasıl yardım edecektir? Bu yazdıklarımı, iktidar partisini eleştiriyorum anlamına almamalısınız. Bilgim ve duygum yok. Benimkisi, eskileri bu ülkede düşünerek, bir ihtimalden ibarettir.

Ayın 18’inde, Ziraat Bankası’ndaki maaşımdan bir miktar para çektim. Ben bir dükkan önünde oturup dinlenirken, bir arkadaşım da elektrik ve doğalgaz faturalarımı ödemek için bankaya gitti. İşte o sırada, beni tanıyan bir yaşlıca (benim kadar değil) insan yanıma ilişti ve yazılarımı okuduğunu söyledi. Elime de bir kağıt iliştirdi. Listeyi okudum, hiç bir şey de anlamadım. Kendisine sordum, açık bir cevap ta vermedi. Bir isim listesi olarak açıkladı.

Sıklık Boğazı’ndan bahsetti. O yazımı hatırlattı. Bu evlerin bu listedeki isimlere ait olduğunu söyledi. Ancak, tapuların tamamen başka insanlara ait olduğunu ve bu tapu sahiplerinin, akşama yiyecek ekmeklerinin olmadığını ifade etti. Bu kadar fakir insanların, Sıklık Ormanları içinde nasıl ev yaptırabileceklerini anlamadığını da ilave etti. Onun anlamadığı bir şeyi, ben anlayabilir miyim? Demek istedi ki, bazı insanlar, başkalarının tapulu arazileri üzerine, başkalarının adına büyük villalar yapmaktalar.

Liste cebimde, listedeki isimlerin bir kısmını da tanır gibiyim. Bu tanıdık insanların böyle dalavereli işlere girmeyeceklerini sanırım. Bazı soyadlarını cidden tanıyorum.

Bu listedeki insanlar bu dalavereli işlere girmiş olsalar bile, bu insanların korkulacak neleri vardır? Öyle büyük kudret sahibi olsalar, bir sayfiye evi sahibi olmak için, böyle dolambaçlı yolları seçmezler. Seçtikleri doğru ise, bizim devletin yetkililerini korkutacak bunların bir şeyleri olamaz. Ama, yetkili insanlar illa korkacaklarını göstermek isterlerse, korkacak insanları herkes kullanır. İnsanların haysiyet anlayışları da yok mudur? Bu insanlardan korkulmasa, kanun emirleri uygulansa ve müdaheleler de açıklansa, ne olacağını hep görsek, işler daha açık ve namuslu yolda olmaz mı? Demokrasiden biz bunu anlıyoruz. Kanunsuzluğun kaçamak yollardan kullanılmasını meşru kabul eden bir rejimde demokrasiden bahsetmek ayıp sayılmamalı mıdır? Hani bir devlet adamımız, bir masaya vurarak, bu millet bu masadan daha ne kadar idare edilecek dememiş mi idi? Bu masaya vuracak kimse olmayacak mıdır?

 

 

 

 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

BAYAN MUHASEBE ELEMANI ALINACAKTIR
İş Verenler (21.11.2008)
KAPICI
İş Arayanlar (20.11.2008)
MAKİNACILAR ALINACAKTIR
İş Verenler (19.11.2008)
EVDE ÇOCUK BAKILIR
İş Arayanlar (18.11.2008)

 
= Fotoğraf Var

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 43 misafir bağlı

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın   Free Page Rank Tool

             

Ip Adresiniz: 38.103.63.55