Anasayfa arrow YAZARLAR arrow İSMAİL HABOĞLU arrow HEP AYNI ZİHNİYET
HEP AYNI ZİHNİYET Yazdır E-posta
21 06 2008

Ne söyleyip yazarsanız yazınız, değişen bir şey yok bizim memleketimizin insanlarında. Aynı zihniyet devam ediyor. Bu günün bilgisi ve görgüsü ışığı altında, 80-85 sene önceki zihniyet eleştiriliyor. Koskoca profesörler, 1950’de, çok partili rejime geçildiğini ve bu tarihte, Türkiye’de demokrasi denecek bir şey olmadığını söyleyip duruyorlar. Sanki şimdi, 2008’de ve de AKP iktidarında, bizim memleketimiz Türkiye’de, imrendiğimiz ülkelerinkine benzer demokrasi varmış gibi.

Biz hep diyoruz ki, her devrin eleştirisi, o devrin mantığı ve görgüsü içinde yapılır. İyi bildiğimizi sandığımız Fransız İhtilali yaşanırken, Fransa’da demokrasi var mı idi? Demokrasilerde insanların hürriyet anlayışları değişmiş ve genişlemiştir. Fransız İhtilali yaşanırken, bu söylediklerimiz var mıdır? Bir çok insan basit sorunlardan giyotine gönderilmektedir. Biri başını vermeye giderken, onu gönderene haykırıyordu ki, kendisi de aynı yoldan ölüme gelecektir. Denilen de oluyordu. Danton, Raubespierre’in oturduğu caddeden giyotine giderken böyle bağırmıştı ve öyle de oldu. Demek ki, ihtilal, hangi ülkede olursa olsun, demokrasi ifade etmez; ancak, demokrasiye geçiş ifadesini belki verir. Fransız ihtilalinden sonra, Fransa’da demokrasi gelişmiştir. Fransa, bir daha, komşularının gösterdiği şiddet rejimlerine dönmemiştir. Türkiye’de olanlar da aynıdır. Türk ihtilali de demokrasiye geçiş dönemlerini gösterir. İstikamet ise, demorrasidir. Burada da, her ülkenin eğitim, kültür ve hatta medeniyet durumu, yürüyüşte amil olmuş olacaktır.

Bizim memleketimizde, koskoca ‘titr’leri olan insanlar, televizyon ekranlarına geçip, bizim bu geçmiş tarihlerdeki yaşadığımız rejimlerde, bu gün anladığımız demokrasi yoktu diyebiliyorlar. Zaten, vardı diyenimiz de yok. Ancak, demokrasi istikametinde bir yürüyüş çabasının var olduğundan bahsediliyor. Bir milletin tarihinin bir noktada durdurulup, yeniden başka bir noktadan tekrar başlatılmış olması, demokrasinin yürüyüşü olur mu? O zaman, demokrasi yoktu. Ancak, o zamanlar, bu gün yaşadığımız ayırıcılık ta yoktu. O zaman, Devletin en üst seviyelerinde oturan insanların, “Türk” sözcüğü ile öğünülmemesi tavsiyesini yapanlar da yoktu. Yine o zamanlar, Cumhuriyetin ana prensiplerinden olan “laiklik”in bu ülkeden gideceğini söyleyenler de bulunmuyordu. Bunlar bu gün ifade ediliyor. İfade edenlere de bir şey denemiyor. Hatta, bunların devleti yönettiği de söylenebilir. Buna demokrasi gerekleri mi diyorsunuz? Varlığına inandığınız hangi memlekette böyle soytarılıklar vardır? Hangi memlekette etnik köken hakları diye bir hak tanıyorsunuz? Etnik köken haklarının memleketleri ortadan kaldırdığını görmediniz mi?

Türk tarihini tartışmak isteyenler, ilmin ve tarihin ve bu arada mantığın emrettiklerine saygılı olmak zorundadırlar. Bu memlekette, Cumhuriyet düşmanları hep olmuştur. Cumhuriyeti kuranların düşmanları hep olmuştur. Ancak, bu günkü kadar aleniyet içinde hiç olmamıştır. Herkes, kendi bilgisini tarihin en doğru bilgisi sanarak, istediğini ortaya atabiliyor. Bu gün bile, manda rejiminin daha iyi olduğunu söyleyebiliyor. Ancak, manda rejimi içinde olup ta bu iyiliklerden bahsedenlere başka ülkelerde rastlanmıyor. Kanada’da Kebek, Fransızlara göre bir cins mandadır. Burada dahi, Fransızca’nın çok gelişmiş dillerden birisi olmasına rağmen, resmi dil İngilizcedir. Halkın ana dili olan Fransızca bozulmuş ve bir cins İngiliz şivesi ile konuşulur duruma gelmiştir. Bunun için halk isyan etmiyor. Bizim dilimiz Fransızcadır, eğitim bizim dilimizce olsun diyenleri yoktur. Kanada İngiliz dominyonudur ve dili de İngilizce’dir. Kanada’da demokrasi yok değildir ki!

Bu günkü tartışmalar, bu cehalet içinde devam ederse, yabancı ülkeler bizdeki zihniyeti daha doğru anlama imkanını bulmuş olacaklardır. Bizdeki Demokrasinin isminden ibaret olduğunu göreceklerdir. Zaten başlamıştır da. Bir çok ülkenin yetkilileri, türban işinin bizim iç işlerimizden olduğunu söylemektedirler. Bir türban desteği yoktur artık. Bundan sonra, iç sesler yükselmeye devam ettikçe, etnik köken haklarından bahsedenler çoğlamaya devam edeceklerdir. Etnik köken; Amerika’da, ingiltere’de ve Fransa’da nasıl anlaşılıyorsa, Türkiye’de de öyle anlaşılacaktır. Türkiye, tam bin yıldır, bu topraklarda Türk adıyla yaşamaktadır.

 

 

 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

SATILIK DAİRE
Satmak Istiyorum (06.09.2008)
KSS'DE SATILIK DEĞERLİ DÜKKAN
Satmak Istiyorum (05.09.2008)
ÇOK KIYMETLİ SATILIK ARSA
Satmak Istiyorum (05.09.2008)
AVUKATLIK BÜROSUNA BAYAN ELEMAN
İş Verenler (05.09.2008)

 
= Fotoğraf Var

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 28 misafir ve 1 üye bağlı
  • asoruklu

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın   Free Page Rank Tool

             

Ip Adresiniz: 38.103.63.61