|
Dünyanın ısındığında şüphe yok. Bütün ilgili alimler, bu söylediklerimiz üzerinde duruyorlar ve gerekli tedbirleri de almak istiyorlar. Alimlerin aldıkları tedbirlere uyanlar olduğu gibi, bu tedbirlere kıymet vermeyen büyük devletler de var. Neticeyi beklemekten başka çaremiz bulunmuyor. Dünya yönetiminde, alimler söz konusu olmadıkları için, başka da yapacak bir çaremiz bulunmuyor.
Dünyanın ısınmasına söyleyecek bir şeyimiz yok ta, bizim, bu yıl, 2008 senesinde, Orta Anadolu’da ve bilhassa, yaşadığımız ilimiz olan Çorum’da, gördüklerimiz, alimlerin söyledikleri ve yazdıklarıyla bağdaşmıyor. Yağmur sıkıntımız olmadığı gibi, sıcakların çoğalması diye de bir sorunumuz bulunmuyor. Haziran ayının ortasında bile kalorifer yakanlarımız olduğuna göre, bu durumun izahı nasıl olacaktır? Aslında, bu söylediklerimizi, ilimizin büyük çapta değişmiş olduğunu, Dünya alimlerini yalanlamak için söylüyor değiliz.
Benim çocukluğum zamanları düşünüyorum. Çorum havalisi, bu günlere göre, daha çok ağaçlı idi. Bu Hacılar Hanı havalisi tamamen ormanlarla kaplı idi. Bizim köyün ormanlarla kaplı arazisi de öyle idi. Zaman içinde, bu kalmış ormanlar birer birer ortalıktan kaldırıldılar.
Bu ormanla kaplı dağ ve tepeler ağaçsızlaşırken, önceleri bol olan yağmur ve kar yağması da azalmaya başladı. Ben yaşımı yarıladığımda, ormanlar bitmişti ve yağış ta hissedilir şekilde azalmıştı.
Bizim Sıklık Boğazı’na dikim başladığı sıralarda, hemen her tarafa ağaç dikimi başladı. Bir taraftan ağaç dikimi başladı, öbür taraftan da, yakım için linyit kömürü teşvik edildi. Hele kömür ithali de başlayınca, bizim insanlarımız da, ağaçları kesip yakma yerine, ülkeden çıkarılan ve dışardan ithal edilen kömür yakımına çabuk alıştı.
Odun yakımından kömür yakımına geçişin bir sebebi de, köylerin boşalmasıdır. Çorum’dan, büyük bir kesim Almanya’ya gittiği gibi, Batı Anadolu’ya da göçenler oldu. Batı Anadolu’da seyahat edenlerimiz, eğer bu işle uğraşırlarsa, hemen her köşede Çorumlu insanlara rastlamaktadırlar. Bunların göç etmelerinin iyi olduğunu söylemek istiyorum ama, Anadolu’nun boşalmasına mukabil, Batı Anadolu’nun nüfus bakımından çok yüklenmiş olduğunu da gözlerimizle görüyoruz.
Uzaklara gidemeyen köylülerimiz de, şehirlerimizin etrafını doldurdular. Bu gün, köylerin tam boşalmış olduğunu söylemek bile mümkündür. Sağlık ocakları ve okullar için sarfedilen bütün paralar da, tamamen boşa gitmiş oldu.
Bizim ülkemizde olanlar, Avrupa ülkelerinde olanların tam tersidir. Avrupa köyleri boşaltılıp ta, büyük şehirlerin yüklenmesi oralarda olmamıştır. İnsanlar, doğdukları yerlerde barınma imkanlarını memleketlerinde bulmuşlardır. Bu bakımdan, Avrupa köyleri imar görmüş ve bazı yatırımlar, şehirlerden uzakta, köylerde yapılmıştır. Yüz evi ancak bulan bir Fransız köyünde, elli işçi çalıştıran fabrikalar yapıldığını ben gördüm. En tanınmış mobilya fabrikaları bile, şehirlerde değil, köylerde yapılmıştı. Küçük çapta hastahaneler bile, özel teşebbüs tarafından köylerde kurulmuştu. Plansızlığımızın cezasını daha çekmeye başlamadık ama, ilerde mutlak çekeceğiz. Batı Anadolu, bütün kıyı, yerleşim birimleri haline gelmiştir.
Çorum’da ve bu arada Orta Anadolu’da, iklim değişikliğinin, iyilik istikametinde değişimin ikinci bir sebebi de, küçük göletlerin çok olarak yapılmış olmasıdır. Yine ben çocukken, Sungurlu’da bu gün şehirleşen kesimin büyük bir kısmını seller basardı. Hayvanların ve de adamların sel suları tarafından götürüldüğünü seyretmişizdir. Bu sellere bu gün rastlamıyoruz. Tehlike arzeden yağış alanlarının büyük kısımları öletlerle tehlikesiz hale getirilmiştir. Göletlerle sadece tehlike önlenmemiş, gölet sahaları ağaçlandırılmış ve tutulan su sayesinde, hava rutubetlendirilmiştir. Çorum’da bile, gece rahat nefes alışınızın sebebi göletler ve havanın rutubetlendirilmesidir.
Bazı ülkeler, bu gölet işine öncelik tanıdılar ve büyük barajları sonraya bıraktılar. Zaten barajların ve göletlerin ana hedefi de sulamaktır. Bizim köyle bir sıralamamız olmasa bile, mahalli yönetimlerin gayretleri, bu programı tabiileştirmiştir. Eğer, gölet yapılan yerler için bu düşüncede devam edilirse, hem ağaçlanma artacak ve hem de iklim değişikliği arzu edilen istikamette devam edecektir.
|