|
1979 yılında Antalya Lisesinde ekonomik nedenlerle öğretmenliğe veda ederken, çok duygulu anlar yaşamış, acımı içime gömmüştüm.
Öğretmenlikte kaderime rıza göstermeyerek sistemi zorlamış bir insandım. “Milli
Eğitime (eşim de öğretmendi) bir evden bir şehit yeter” diyerek, veda etmiş ve bir Amerikan şirketi olan Mobil’e girmeyi başarmıştım. Yıllarca Batman’da, Mersin’de,
İstanbul’da, Mobil’de ve Türkpetrol’de çalışarak emekli oldum.
Alın yazısından çok, alnımın arkasındaki aklıma güvenerek bugünlere geldim.
Altı sene öğretmenlik yaptığım Serik’teki öğrencilerim beni, ben de onları hiç unutamadım. Her zaman Antalya’da , Batman’da, Mersin’de, İstanbul’da ve Osmancık’ta halimi, hatırımı sordular, ziyaretime geldiler.
Özellikle, iş adamı Muhammet Konur ve Avukat Rasim Demirkan’ın vefasını ve şahsıma karşı gösterdikleri ilgiyi hiç unutamam.
Öğrencilerimin vefası beni çok duygulandırmıştı. Ben de onları tek tek görmeyi beklemektense, dünya gözüyle hepsini Serik’te görmek için geçen hafta Antalya’ya gittim.
Arabasıyla Rasim beni otogardan alarak Serik’e götürdü. Muhammed’in Moil petrol İstasyonunda biraz dinlendikten sonra Serik lisesi Müdürü öğrencim Kemal Yıldırım’ı ziyarete gittik. Altı sene görev yaptığım Serik lisesinde bir öğrencimin Müdür olarak beni karşılaması çok hoşuma gitti.
Akşam Muhammet Konur’un Belek yolundaki Konurlar-2 Petrol istasyonunda yaklaşık 20 öğrencimle beraber gece yarısına kadar eski günlerimizi yadederek, yedik, içtik, eğlendik.
Muhammet Konur, Rasim Demirkan, Kemal Yıldırım, Aziz Özkan, Salih Karakaya, Salih Ünal, Ali Mutaf, Mustafa kırdı, Rauf Kaya, Abdullah Okudan, Süleyman Gülendam, Sezai Bozkaya, Veli Büyükdeligöz, Selahattin Yavuz, İbrahim Horzum, Kadir Temiz, Kemal Kılıç ve Almanca öğretmeni Bülent beyle beraber gece yarısına kadar eski anılarımızı yadederek, uzun süre hafızalardan silinmeyecek muhteşem bir gece yaşadık.
Öğrencilerimin gözlerindeki minnet, sevgi ve saygı, yüzlerindeki sıcak tebessüm beni tarifi mümkün olmayan bir mutluluğa sevketti. Hepsi de özel sektörün ve kamu sektörünün üst kademelerinde görev yapan eğitimli ve donanımlı insanlar olan öğrencilerimin varlığı ve başarısı gözlerimi yaşarttı.
O gece dünyanın en mutlu insanı bendim.
Daha sonra Belek’teki villasında beni ağırlayan Muhammet’le Taşağıl yolundan
Toros dağlarının tepesindeki Köprülü kanyon’a çıkarak Rafting yapılan yerde Alabalık yedik. Ertesi gün Manavgat’ta yapılan kooperatif toplantısına katıldık.
Rasim ve Muhammet’le beraber Antalya’da öğretmen arkadaşlarımızı ziyaret ettikten sonra İstanbul’a döndüm.
İstanbul’da Muhammet’in yolladığı postadan fotoğraflar ve Serik Postası gazetesi çıktı. Özellikle, Serik Postası gazetesinde gazeteci Kadir Temiz arkadaşımın
“Serik’te İz Bırakanlar” ve Kemal Kılınç arkadaşımızın “36 yıl sonra Mehmet Özata’yı aramızda görmekten çok mutlu olduk” başlıklı yazısı beni çok duygulandırdı.
Öğrencilerimin ve halkın duygularını dile getirdiklerini söyleyen gazeteci dostlarıma çok teşekkür ediyorum.
|