Anasayfa arrow YAZARLAR arrow İSMAİL HABOĞLU arrow HERKES, YAPTIĞI İŞİN SORUMLUSUDUR
HERKES, YAPTIĞI İŞİN SORUMLUSUDUR Yazdır E-posta
11 06 2008

Bir icraat yapmak için, o işi yapmaya kanuni yetkiniz olması gerekir. İşi yaparken veya yaptıktan sonra da, bu işi kanun içinde yapıp yapmadığınızın sorgulamaya açık olması gerekir. Kanun önünde hep açık olmak zorundasınız. Kamu hizmeti yapmıyorsanız, bu işten muaf olursunuz demek istiyoruz ama, biz biliyoruz ki, özel işinizi yaparken de, kanunlar içinde olmanız gereklidir. Almanya’da bir özel fabrikaya el konulmuş ve fabrika, varisler adına, senelerce devlet tarafından işletilmiştir. Sizin fabrikanız aynı zamanda, memlekette edinilmiş milli servettir. Malınız size ait ise de, bu malınız olan fabrikayı, kanunlar içinde ve toplumun çıkarları istikametinde işletmekle yükümlüsünüzdür. Kanunlar önünde bu bir zorunluluktur. Kimse, Hindistan’daki kutsal inek soyundan gelmediği gibi, her toprak parçası da Hindistan değildir.

Çeşitli ekonomik yönlendirmeler var. Bu gün revaçta olan serbest piyasa ekonomisidir. İstediğiniz işi yapacaksınız, istediğiniz yere satacaksınız ve sadece, fabrikanız hangi işi memlekette ise, ona verginizi vermek zorunluluğu vardır. Geçerli olan bu sistemi ele alarak, ülkemizde olanlara, bir ekonomist gözüyle değil de, bir vatandaş gözü ve bilgisiyle bakmış olalım.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, Dünya’da para sıkıntısı olduğundan, yeniden kalkınmak için, yabancı para ihtiyacı doğdu. Bunda en belirli membaa, Amerika idi. Amerikalılar, yıkılmış Dünyada ne gördülerse satın aldılar. Yıkılmış fabrikaları işler duruma getirdiler ve ekonomiye kazandırdılar.

Zamanla, fakirleşmiş milletlerin adamları, imkan buldukça, Amerika’nın bu alımına karşı geldiler. Satılmışlar yanında, satılmamış fabrikalar da yaptılar ve sahibi oldular. Şimdi, Avrupa’da ve bilhassa Almanya’da, Amerikalılara ait fabrikalar vardır ama, en çok fabrika, Alman vatandaşlarının kendilerine aittir.

Türkiye’nin, 1980 yıllarında, 15 milyar dış borcu varmış. Cumhuriyetin ilk yıllarının borçsuz zihniyeti yoksa da, yine de hesap kitap içinde bulunulduğu görülüyor. Şimdi bu borç, beş yüz küsur milyar imiş. Eğer, muhalefet lideri doğru söylemiyorsa, söylememişse, mahkemeye verilmelidir. Deniz Baykal’ın devlete iftira ettiği söylenmelidir. Bu yapılmıyorsa, yapılamıyorsa, Deniz Baykal’ın söyledikleri iyi niyetle kabul edilmeli ve gerekleri yapılmalıdır.

Bizim milletimiz borcun ne olduğunu iyi biliyor. Borç ve başka düşüncesizlikler yüzünden bir imparatorluk batırmışızdır. Borç dün bir devleti yıkma sebebi olur da, bu gün millet kalkındıran vasıta vasfı kazanmış olamaz. Hiç kimsenin başka kimselerin gözünün rengine aşık oldukları söylenemez. Herkes ve her devlet kendi çıkarları için çalışmak zorundadır. Memleketlerin  ve bizimkinin de takatı sınırlı olduğuna göre, bu takat membalarını elinde tutmak ve bir disiplin altında kullanmak zorundadır. Biz de öyleyizdir.

Bütün membaları sattığımızı bir an için düşündüm. Bu yabancı şirketler, kazançlarını, yani, başka tabirle, kârlarını ülkelerine götürmek isteyeceklerdir. Kuzey kutbunda bir ev yaptıracak ve yanına da, uçakların rahatça ineceği bir hava meydanı kuracaklar da olacaktır. Fabrika bizim topraklarımızdadır ama, kıymet artımı bizden ayrılıp gidecektir. Zenginliğinizi ne ile temin edeceksiniz? Bu yabancıya satılan fabrikaları zorla geri alma imkanlarınız da olmayacağına göre, ülkenizin, bizim ülkemizin de gelecek için garantisi ne olacaktır?

Memleketimizde bazı işler kontrol altına alınmış sayılsa bile, bazı işleri tamamen başı boş bırakılmıştır. Çoğunlukla bir iktidar iş başına geliyor. Buna itiraz eden de yok. Çoğunluğun bu iktidarı, devlet yönetiminin  ana prensiplerinden yoksunsa, kendine göre bir program yapıyor ve onu tatbik etmeye de koyuluyor. Ülke iflas ederse, kendi zihniyetlerine göre, hesaplarını halka verecekler ve belki de iktidarı kaybedeceklerdir. Ama, herkes yaptığının hesabını sadece böyle verirse, yaptığı yanına kalacaktır. Belki de, sadece bilgisizlikten ileri gelen zararların telafisi olmayacak değildir; belki, kötü niyetlerin getirdiği zararları da ülke göğüslemek zorunda kalacaktır. Bu kötü niyetin adamları da, kendi paralarının zevkini sürmeye devam edeceklerdir.

Bütün bunların olmaması için, bir devlet sistemi, birbirini kontrol eden kesimlerden teşekkül etmesi gereklilik gösterecektir. Birinin yapacağı hatayı, sistemin amir ısımları önceden görür ve karşılarsa, bu tehlikeler yaşanmamış olur. Bu dediklerimizin büyüklük ve küçüklüklerle ilgisi yoktur. Her kesimin, hatta her yükümlü insanın kontrola tabi olması normaldir. Bu dediklerimiz kanun emri de olduğuna göre, kimsenin kimseye gücenme hakkı da olmayacaktır.

 

 

 

 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

SATILIK DAİRE
Satmak Istiyorum (06.09.2008)
KSS'DE SATILIK DEĞERLİ DÜKKAN
Satmak Istiyorum (05.09.2008)
ÇOK KIYMETLİ SATILIK ARSA
Satmak Istiyorum (05.09.2008)
AVUKATLIK BÜROSUNA BAYAN ELEMAN
İş Verenler (05.09.2008)

 
= Fotoğraf Var

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 6 misafir bağlı

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın   Free Page Rank Tool

             

Ip Adresiniz: 38.103.63.61