|
1980 yılı öncesini unutmak…hiç hatırlamamak ve konuşmamak…
Olayları tarihe, Alevi- Sünni çatışması olarak göstermek isteyenlerin bir oyunuydu.
Üzerinden geçen 27 yıla rağmen…
Yüzlerce insanın öldürülmesi değil, “vahşice katledilmesi”nin vicdanlardaki yarası henüz kapanmamasına rağmen…
Barışa giden yol haritası daha da genişletilecekken…
Malatya…
Sivas…
Kahramanmaraş…
Ve Çorum
Ne yapmak istiyorlarsa yaptılar ve gittiler…
Kalanlar yine barış içinde kardeşçe, hep bir arada ve daha da kenetlenerek yaşamlarını sürdürmeye devam ederken BEKLENTİLERİ olanlara da en güzel dersi verdiler.
Belki de hayatın, inişli çıkışlı ve yaşanması gereken dönemleriydi. Barış içinde olan insanlar kendilerini asla sorgulamadılar. Sadece yaşanan olayları değerlendirdiler.
Bu süre içerisinde insanlık ilişkilerini, sorumluluklarını hiç aksatmadan şu sözlerle sürdürdüler;
“Zulmü alkışlayamam,
Zalimi de sevmem” diyerek.
Zaman, kötüleri ve zalimleri zulümleri ile birlikte yok etti gitti.
“KİRLİ KAR TEMİZ KARDAN DAHA ÇABUK ERİR” misali…
Büyük olmayı; çok olmak, önüne geleni ezmek, herkesin ve her şeyin satın alınabileceği ortamı yaratıp oradan beslenmek ve bütün bunları GÜÇ olarak görmek sananlar hep kaybetmişlerdir.
Pakistanlı bebelerin…
Iraklı dedelerin…
Latin Amerikalı işçilerin…
Kızılderililerin…
Eskimoların…
Çingenelerin…
Yeni yetme gençlerin…
Anaların…
Zencilerin…
Beyazların…çektiği acılar hep bu zalimler yüzünden değil midir?
Herkes, unutmak istercesine hatırlamıyor ve hiç konuşmuyor.
“BARIŞ” kelimesini telaffuz bile edemeyenler, sadece bize borçlu gittiler.
Hem de, bedeli ancak ruz-i mahşerde ödenebilecek bir borçla.
Her Gününüz Güzel Olsun.
|