|
Biz, Dünyada büyük dinlemeler hakkında bildiklerimizi siz okuyucular için bir yazıda toplamıştık. Bunu yaparken ilmi bir düşünce içine de girmedik. Sadece, merak edenler için eğlenceli bir kaç dakika geçirmelerini istemiştik. Yazının sonunda da, CHP’deki dinleme olayını kaydedip, bunun niçin yapıldığını sormuştuk. CHP’de olanların vatan hainlikleri yoktur; Yabancı uşaklığı bilmezler, rüşvet alma imkanları bulunmaz, kimseyi işe almazlar, ihale yapamazlar, gerici, dinci ve ayırıcı olmamışlardır diyerek fikrimizi de beyan etmek istiyorduk. Daha yazı çıkmadan, CHP Genel Sekreteri’nin telefonu açık bıraktığı ve arkadaşıyla konuşmasının, bu telefonun açık kalmasından dolayı gazeteci tarafından dinlendiği Başbakanımız tarafından ilan ediliverdi. Böylece, itham eden CHP, itham edilir duruma düşürülüverdi. PTT’den alınmış kapı gibi bir de resmi vesika etrafa dağıtılmıştır. Çıkın işin içinden, çıkabilirseniz!
Biz işin içinden nasıl çıkalım, taraflar birbirlerini mahkemeye vermişlerdir. İşin içinden ancak hakimler çıkacaktır. Çıkacaktır çıkmasın ada, işine gelince kendisini hakimden büyük görenler, gerektiğinde, bu işi kendileri haletmeyip te niçin hakime başvurduklarını bize izah edemiyeceklerdir. Çünkü, bunların düşünceleri saçmadır.
CHP dinlenmesi olayı mahkemeye intikal ettiğine göre, onun üzerinde kafa yormanın anlamı yok. Biraz geç te olsa, hakim kararını verecek, hakimin verdiği karara da, hem kendisini büyük görenler ve hem de normal görenler itaat edeceklerdir. İtaat diyorum! Demektir ki, hakimin kararı emir mahiyetindedir. Hakim kararını tatbik etmeyenler suç işlemiş olurlar. Bu nasıl büyüklüktür ki, zaman zaman suç işliyor duruma da düşülebiliyor.
Türkiye’de huzur var denemez. Ben, bu cep telefonunun kapatılmasını bile bilmiyorum. Bazan kendi kendime mırıldandığım da olur. Babalarının aklını kaybettiği intibaını vermemek için, çocuklarımla bile oturmak istemiyorum. Ben bu kadar tedbirli olmama rağmen, teknik bilgi eksikliğimden şikayetçiyim. Bir de insanın zaafından istifade edilerek açık bırakılmış telefonundan insan dinlenirse, bu hayatın tadı tuzu kalır mı? Benim kendi kendime konuşmamdan kimin zararı olur? Namuslu olunsa da, kanun emirlerine uyulsa, hakimleri de boş yere meşgul etmiş olmaz mısınız?
Yazıyı kaleme almamdaki maksada geliyorum. Bizim geleceğimiz huzurlu olmayacaktır. Bundan sonraki yazılanları lütfen dikkatli okuyunuz.
Fransız filozof, Kainat’tan hiç bir şey kaybolmaz, yoktansa hiçbir şey var olmaz dememiş mi idi? Bu sözün saçma olduğundan şimdiye kadar bahsedilmedi.Bizim ileri dinciler bile (Dindarlarımız değil) Allah’ın işine karışıldığından bahsetmediler. Türk dincileri, belki de bu büyük sözü duymadılar bile.
Bize göre, bir söz doğru ise, onun doğruluğu, bir gün isbat edilecektir. İşte şimdi buna geliyoruz:
Hep konuşuyorsunuz. Bu konuşmalar, kainatta, sadece atmosferde değil, “Esir” içinde de bir frekansla yayılacaktır. Bu yayılan ihtizasın frekansını aletlerinizle, dinleme aletlerinizle tesbit ederseniz, aradığınız ve frekansını doğru olarak tesbit ettiğiniz insanın, kouşmasını tesbit etmiş olacaksınız. Bu keşfi kim küçümseyebilir? O zaman, her şahıs, geçmişindeki insanlarla konuşacak değil ama, onu dinleyecek, sesini, fikirlerini bilebilecektir. Ancak, geçmişini bilen insanlar için bu mümkün olacaktır. Geçmişi hakkında fikri ve bilgisi olmayan insanlar, bu nimetten de istifade edemiyeceklerdir. Bu buluş, bir kısım insan için nimet olduğu gibi, bir kısım insanlar için de zulüm olacaktır. Devlet sırrı konuşulamaz hale gelecektir. Hırsızlar, rüşvetçiler, adam kayıranlar ve hele ihale sahtekarları n eyapabilirler? Ya ayırıcılar ve teröristler mesleklerine devam edebilirler mi?
Dinleme imkanı yaygınlaşmış olacağından belki de insanlar daha namuslu olacaklar ve sahtekarlıklara tevessül etmiyecekler ve hatta yapılmış olursa, açık alınla, onu da kabullenmiş bulunacaklardır.
Bunlar olur mu? Siz, bilmem kaç sene önce, Jules Vern adlı romancının Ay’a seyahat romanını yazdığında, insanların buna inandığını mı düşünüyorsunuz? Hayır, insanlar bu romanı ve ötekileri de okumuş ve hoş vakit geçirmişlerdir. Ancak, Jules Vern, uydunun atmosferi geçebilmesi için, gerekli süratın hesabını bile doğru, 28 bin km/saat olarak hesap etmiştir. Büyük kimdir burada, Jules Vern mi, yoksa Sputnik’i ilk bulan Rus mühendis mi? Mars toprağının 10 santim altı buzmuş. Bulunacak alet bu bulunmuşlardan daha ehemmiyetli olmayacak!
|