|
(Okur yorumları)
Dün yayımlanan “Sizin Orhan Pamuk’tan ne farkınız var” adlı yazımızda, AKP’nin, Türkiye üzerinde, yurtdışı baskıları kurdurmaya yönelik çalışmalarından söz etmiştik.
Özel ıyışkı bulunağıma, iki ayrı yorum düştü sabahın kör saatinde.
Biri yazılarımı Almanya’dan izleyen vefalı dost Tarık Sadık kardeşimden.
Tarık Kardeşim şöyle diyor yorumunda;
“…Doğru söylemiş, doğru betimlemişsiniz. Bunların Orhan Pamuk’tan ne farkı var ki?
Kaldı ki Orhan Pamuk, o tarihte sapırdadığı zaman, pek çok yurtseverin yanında, pek çok AKP’li de tepki vermişti.
Ne oldu şimdi?
Orhan Pamuk, ülkesini, ödül almak için gammazlayıp, sattı; AKP de ‘partimiz kapatılmasın, yarım kalan malum işlerimizi (henüz) tamamlayamadık…’ diye gammazlıyor.
AKP’nin, yurtdışında bilinçli olarak, sürekli kendi kalemize gol atmasının nedeni de bu işte.
Ancak üstadım, Avrupa’nın Türkiye’ye ve AKP’ye bakışı çok ilginç.
Ne ben, ne de arkadaşlarım, çevremizdeki Almanlara bunları anlatamıyoruz.
Adamlar “AKP” diyor, başka bir şey demiyor.
Arkadaşlarımla birlikte bunun nedenlerini çok düşündük.
Şu bir gerçek; AKP, Avrupa’yı iyi işliyor, iyi dolduruyor.
Avrupa, AKP’nin ‘maksatlı dinci’ olduğunu bilmiyor mu? Elbette biliyor.
Biliyor ve AKP’yi kullanıyor.
Bir kere Avrupalılar, Cumhuriyet’in, Batı’nın değerlerine yanaşmasından, daha açık bir söylemle, Türkiye’nin Batılılaşmasından son derece rahatsızlar.
Biz burada bunun kavgasını çok veriyoruz. Adamlar burada bize, ‘Sizin kökleriniz, sizin geçmişiniz ne ki kendinizi Avrupalı sanıyor ya da sayıyorsunuz…’ diyorlar.
Ve ekliyorlar, ‘Siz Ortadoğulusunuz, Ortadoğulu olarak da kalmak zorundasınız. Bizim aramızda yeriniz yok…’
İşte bu söylemler, bu tavırlar; Avrupalıların, Erdoğan ve AKP’yi neden desteklediklerinin açıklaması.
Avrupa, laik ve çağdaş Türkiye’den rahatsız. Kendisinden uzak tutmak istiyor. Türkiye’nin Batı’nın değerlerine ulaşmasını, aynı dili konuşmasını, aynı değerleri kullanmasını istemiyor.
Bunun için de Türkiye’deki laik Kemalist düzen yıkılsın, yerine ılımlı İslam denen uyduruk düzen kurulsun; bu düzen hem diğer köktendinci Müslüman ülkelere örnek olsun, hem kendi kafaları rahat etsin istiyorlar. (…)”
* * *
Yazılarımı her zaman, kendine özgü ince ve kibar üslubuyla eleştiren, bir İstanbul Beyefendisi olan emekli öğretmen F.T. Hocam da şöyle diyor yorumunda.
“(…)
Ulusal basında da pek çok yazar bu konuyu işledi. Ama ben bu yazıların içinde Sayın Zülfü Livaneli’nin (1.06.2007/Vatan) yazısını ziyadesiyle beğendim. Çünkü konuya çok farklı yaklaşmış, konunun özüne inmiş.
Siz yazınızın bir yerinde; “AKPLİ’lere bunları söyleten bilinç altlarındaki dürtü nedir?” diye soruyorsun ya; işte o sorunun yanıtı, Livaneli’nin yazısında var.
Şöyle diyor Livaneli;
‘Ali Babacan, yeni bir şey söylemedi aslında. Çocukluğundan beri binlerce kez duyduğu, arkadaşlarıyla paylaştığı ve parti çevrelerinde sürekli tekrarlanan bir görüşü ağzından kaçırdı.
İnsan bir düşünceyi bu kadar benimserse er ya da geç söylemesi kaçınılmaz olur.
Türkiye’deki büyük mücadelenin temeli, Babacan’ın sözlerinde gizli.
Eğer bu ülkede, ‘Müslümanların zulüm altında inim inim inlediğine ve bir gün bu deccal rejimin değişmesi gerektiğine inanıyorsanız’ AKP’nin çekirdek kadrolarından sayılırsınız.
Eğer bu görüşe katılmıyorsanız, farklı bir muhafazakâr çizgiden geliyorsunuz demektir.
Arınç, Gül, Erdoğan, Babacan asıl çekirdektendir; Köksal Toptan, Vecdi gönül gibi AKP’liler ise ikinci halkadır.
Siyasal İslami hareketin dayandığı başlıca ideolojik temel, ‘Müslümanların, zulüm gördüğüne’ inanmak, inandırmaktır..
Çocukluktan beri kafaları, bin bir hurafeyle doldurulmuştur.
Onlara göre cumhuriyet, bu ülkede ezan-ı Muhammedi sesini susturmuştur; İstiklal Mahkemeleri yüz binlerce mümini idam etmiştir; kadınların başı zorla açılmış, Frenk âdetleri geçerli kılınmıştır.
Bu kuşak, Necip Fazıl’ın rahle-i tedrisatından geçmiş bir kuşaktır. Bol bol Necip Fazıl okuyup, (sahi sanıp) gözyaşı döker ve bu zulümden kurtulacakları günü beklerler.
Bu arada da fırsat buldukça Maraş’ta, Çorum’da, Sivas’ta Alevi katlederler….
Ama Müslümanlara ne zaman zulüm yapıldığını sorduğunuzda, dişe dokunur bir cevap veremezler…’
(…)
Zülfü Livaneli, konuya doğru yaklaşmış; bugün çevremizde gördüğümüz köktendinci insanların beyinleri, yıllardır böyle böyle yıkanarak ortalığa salıverildiler.
Benim öğrencilerim arasında da çok vardı bu tiplerden. Onları kazanmak için, büyük emekler verdim. Kazandıklarım da oldu, kazanamadıklarım da…
Şu an ülkeye, işte o ‘kazanamadığımız, ikna edemediğimiz, doğruları anlatamadığımız, eğitmediğimiz ’ zihniyet hakim.
Bunu Batılılar da biliyor, Doğulular da.
Bu zihniyetin ülkeye hakim olması, Batılıların da işine geliyor, Doğuluların da…
Çünkü Batı da Doğu da; güçlü, laik, çağdaş, sosyal bir hukuk devletine sahip Türkiye istemiyor.
Onun için dinci AKP’nin ardında duruyorlar.
(…)”
* * *
Yorumlar böyle.
Böyle diyor Tarık Sadık dost.
Böyle diyor F.T Öğretmenim.
Her ikisin de ellerine, beyinlerine sağlık.
|