Anasayfa arrow YAZARLAR arrow MEHMET ÖZATA arrow YOL BİZİ ÇAĞIRIYOR...
YOL BİZİ ÇAĞIRIYOR... Yazdır E-posta
02 06 2008

“Arkadaşlar, efendiler, ve ey millet, iyi biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti, şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar ülkesi olmayacaktır” demişti Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk…

Osmanlının sonunu hazırlayan ve çöküşünü hızlandıran bu konu günümüzde de hızla toplumumuza yayılmaya devam ediyor…

Aşağıdaki diyalog, evimle terminal arası tesadüf ettiğim bir amcanın anlattıklarından küçük bir kesit sadece.

Lakin son elli senede geldiğimiz noktanın da en iyi göstergelerinden biri.

“-Yarın sabah Adıyaman’a gidiyoruz” dedi ihtiyar adam.

-O nedenle erkenden köyümüze  varıp eksiklerimizi tamamlamamız lazım…Bir an önce hareket etsek de işimize gücümüze baksak.

-Hayırdır amca,

Nemrut dağına mı çıkacaksınız yoksa?

-Yok yeğenim o ne ki!!!

-Hani, Fi tarihinde Anadolu’da yaşayan eski insanların tanrılarının heykellerini diktiği dağın adı Nemrut. O da Adıyaman sınırları içinde de!..

Bir nevi açık hava müzesi gibi her taraf eski eser ve heykellerle dolu.

Bir de,

Gün batımı ve doğumu dünyada en iyi oradan seyredilirmiş, onu görmeye mi gideceksiniz yoksa, diye sordumdu!..

-Haaaa!..

Geçen televizyonda deyip duruyodu ama, biz o işlerden annamazık yeğenim;

Allah izin verirse,

Yarın bir otobüs insanla “Şıhımızı” ziyarete gidiyoruz da ufak tefek hazırlıklarımız oldu, şimdi gidip bakacağım unuttuğumuz bir şey var mı diye. Allah ta izin verirse sabah namazından sonra yola koyulmuş oluruz!..

-Allah kavuştursun amca.

Ne iş yapar sizin Şıhınız?

-Sabahtan akşama kadar abdest alır namaz kılar kızım. Yanına varana dinden imandan söz eder, hayır duaları okur. Onun duası ile içki içenler tövbe istiğfar eder içkiyi bırakır. Derdi telaşesi olan derdinden telaşesinden kurtulur.

Başka da bir iş yapmaz.

-Haa anladım. Geçtiğimiz senelerde Arena Programında şıh tarafından  okunmuş bir horoza pompalı tüfekle sıkmışlardı da saçma horoza geçmemişti. O şıh sizin şıhınız mıydı?

-Yok yeğenim o Antep’lilerin şıhı. Bizimki o türlü işler yapmaz…

-Ne yani, herkesin şıhı ayrı ayrı mı?

-Evet…

-İlk defa mı gidiyorsun?

-Yooo! Her hafta buradan otobüsler kalkar. Ben ayda en az bir iki kere gider, gelirim..

-İyi ama, ayda bir iki kere buradan Adıyaman’a gitmeye ne para dayanır, ne de vücut.

Hele de senin gibi yaşını başını almış artık emekliliğin tadını çıkaracak çağa gelmiş insanların bu türlü uzun yolculuklar yapması pek doğru bir şey değil…

- Haklısın ama, ne yapalım…

Yol bizi çağırıyor, gitmesek olmaz.

-Peki ne yer ne içersiniz gelip giderken? Bu işin maliyeti nerelere varır?

-Valla kızım yol parasından başka bir maliyeti yok bize. Yolda senin gibi hanım kardeşlerimiz çoğunlukta olursa onların evlerinde hazırladıkları nevaleleri azık yaparız. Değilse, yolda rastladığımız lokantalarla pazarlık eder, yemeği ucuza getiririz. Orada ise Şıhımızın ocağı hiç sönmez. Varır varmaz bulgur çorbamız hazır, onu içer dinlenmeye çekiliriz.

-Ne güzel!!! Üç dört gün boyunca yatıp dinlenirsiniz yani…

Yok be evladım. İsteyene yapılacak o kadar çok iş var ki!..

-Nasıl?

-Bağ bahçe zamanı şimdi.Yarın bir gün de hasat zamanı. Oraya varınca bize yakışır mı hiçbir işin ucundan tutmadan yatıp kalmak.

Kimi şıhımızın davarını güder, kimi tarlasında, bağında bahçesinde çalışır.

-Bunun için size herhangi bir ücret ödenir mi?

- Yav kızım, sen de aklını fikrini parayla bozmuşsun.

Şıhımız bize dua ederken herhangi bir karşılık mı gözetiyor da biz de yaptığımız işten para talep edelim.

-Peki, ora esnafı nasıl yaklaşıyor sizin bu tutumunuza…

-Ne esnafı!..Lokanta, otel, manav, bakkal, benzinlik vs. hepsi  Şıhın özel mülkü, dedi minibüsün önünde  oturan genç, yaşlı adamın cevap vermesine fırsat vermeden…

-Ben de bi kez gittim abla, bakma hacının böyle anlattığına. Gittikleri otobüsün bagajına her türlü yiyeceği doldururlar. Oraya varınca, her biri bir işe dağılır. Allah etmeye şıha yaptıkları hizmeti babalarına yapmazlar. Şıh, arada bir bunlara peynir, yağ, bal falan gibi yiyecekler gönderir. İhtiyacı olsun olmasın piyasanın iki üç katına şıhımızın malı diye parayı öder, alırlar. Sonra da, şıhımız dünyevi işlerle uğraşmaz diye anlatıp gezerler.

Bu nasıl iş ise anlamadım gitti!..

Delikanlının sert çıkışından sonra ihtiyarın sesi kesildi. Zaten terminale de girmiştik.

Yaşlı amca sessizce arabadan indi ve arkasına bakmadan gitti…

!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

Ne demişti Ulu Önder Atatürk, “Türkiye Cumhuriyeti devleti, şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar ülkesi olmayacaktır.

Sahi,

Biz şimdi ne ülkesiyiz?

Her Gününüz Güzel Olsun.

 

 

 

 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

BAY ELEMAN
İş Verenler (07.10.2008)
ACİL SATILIK BÜROLAR
Satmak Istiyorum (07.10.2008)
satlık daire
Satmak Istiyorum (07.10.2008)
DENEYİMLİ ŞOFÖR ALINACAK
İş Verenler (06.10.2008)

 
= Fotoğraf Var

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 56 misafir ve 2 üye bağlı
  • bulentgocmen
  • aynur

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın   Free Page Rank Tool

             

Ip Adresiniz: 38.103.63.61