|
Avrupa Birliği’nin çeşitli organları var. Bunlardan biri de, bilmem ne zaman kurulmuş Ortaklık Konseyi’dir. AB içinde olmamamıza rağmen, içinde bizim de galiba iki üyemiz varmış. İşte bu Avrupa Ortaklık Konseyi de, şu bir iki gün içinde toplanarak, Türkiye’deki olaylar üzerinde fikirler yürütüyor. Türkiye’de iktidar partisi için alınacak kararlar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararları istikametinde ve Avrupa devletlerinin işlemleri içinde olmalıdır, diyor. Bizim Avrupa içinde olmadığımızı bunlar biliyorlar. Bunların yine söylemlerinden de, Avrupa içine alınmayacağımız anlaşılıyor. Fransa’nın Akdeniz Birliği projesi için de, müslüman memleketler arasında, kapıda bekletilmek isteniyoruz.
Biz, Avrupa Birliği içinde olursak, elbette ki o topluluğun kabul ettiğimiz kriterleri içinde olmak zorunda bulunuruz. Biz, şimdi, bu teşkilat içinde değiliz. Bizim bir Anayasamız var ve buna dayanılarak çıkarılmış kanunlarımız var. Şu anda, Avrupa Birliği ile hiç bir münasebetimiz yok. Bu Ortaklık Konseyi’nin, özel olarak toplanarak Türkiye üzerinde ileri geri konuşmalar ve dolayısiyle müdaheleler yapmaı, bizim için katlanılır işlemler olarak kabul edilir mi?
Türikye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarını, elbette ki göz önünde tutacaktır. Bizim mahkemelerimiz ve bilgili hukuk adamlarımız, bunun farkındadırlar. Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ni kabul etmiş ve parlamentosundan geçirmiştir. Bunları kabul ettiğimize göre, bunlar bir zorunluluktur.
Türkiye’nin kendisinin de bir Anayasası var. Aynı Türk mahkemeleri ve Türk hukuk adamları, bu anayasaya da uyulması gerektiğini bilirler. Halbuki, Avrupa Ortaklık Konseyi, bu Türk anayasasında ve ona uyulması gerekliliğinden hiç bahsetmiyor. Bu yerli Anayasa, AB içine girmiş olsak bile yürürlükte kalacaktır. Elbette ki, yerli Anayasa AB kriterlerine uydurulacaktır. Bunları bilmeyen de yok. Biz bunları biliyoruz da, AB yetkilileri, kasıtlı yapar gibi, bunlardan hiç söz açmıyorlar. Yalnız kendi kanunlarını, kendi mantalitelerini ve kendi anayasalarını söz konusu ediyorlar. Biz bir müstemleke ülkesi olmadığımıza göre, bu Avrupalı kafalar, bu ısrarlarını niçin yapıyorlar?
Avrupalı insanlar, müstemleke anlayışını icat etmişlerdir. Müstemleke için koydukları kaideleri de unutmuş değillerdir. Hindistan’da, parklara Hintliler-köpekler giremez, yazısını levhalara yazıp asmışlardır. Meşhur Ağa Han, bu yazının doğru olmadığını söylediğinde, kimse kulak vermemiş ve İngilizlerin Hindistan’da devamlı olacağını yetkililerden işitmiştir. Zaman iyi bir ölçüdür ve bir çok olay gibi İngilizlerin de Hindistan’da ebediyen kalamayacağını göstermiştir. Bundan sonra da, mantık dışı düşünce ve tasarımların, bir gün tatbik sahası bulmadığını da hep birlikte görmüş olacağız.
İnsanlar mantıktan uzaklaştığı zaman, akla ve hayale gelmeyecek projeler üretebiliyorlar. Amerikan devlet sorumluları, bizzat hariciye vekillerinin ağzından, Büyük Ortadoğu projesini ilan etmiştir. Bu projeye göre, pek çok devletin sınırları değişecek, yeni küçük devletler ortaya çıkacak ve yeni toprak vermeler ve almalar olacaktır. Bu kadar büyük bir projenin etüdleri yapılmış mıdır?
Başka saçma projeler de var. Bizim Avrupa’da, daha doğrusu Avrupa Birliği de Güney Amerika’da, Avrupa Birliği ile birlikte hareket edecek bir birlik kurma yolunu seçmiştir. Burada Amerika’nın yaptığı ve BOP adını verdiği proje, Avrupa Birliği’ne karşıdır. Amerika da Avrupa’nın düşündüğü projede, Amerika’ya karşıdır.Avrupa kendi iç işlerini bitirdi, birliğini sağladı, gelecek tehlikeler için gerekli tedbirleri aldı da, geriye Güney Amerika Birliği’ni oluşturma işi mi kaldı? Başka projeler de olduğunu, uzaktan da olsa gözlemliyoruz. Bu projelerin ilerde Dünyanın başına neler getireceğini düşünmek gerekmez mi? Bu acayip projeler Dünya birleştirilir ve Amerika’nın eskiden icat ettiği “Tek Bir Dünya” projesi ortaya konabilir mi?
Büyük projeleri büyük adamlar ortaya koyarlar. Bu günün Dünyasında, büyük çaplı bu adamlar yaşıyor görünmüyor. Çapları küçük olanlar da, çaplarını özlemleme durumundan uzaktırlar. Ne olacaktır? Bunu bilmek te evliyalık olur. Her halde, zavallı Dünyamızın, daha ilerilerde, çekeceği sıkıntılar olacaktır.
|