Anasayfa arrow YAZARLAR arrow İSMAİL HABOĞLU arrow BİTİRİLEMEYEN BÜYÜK ESER
BİTİRİLEMEYEN BÜYÜK ESER Yazdır E-posta
31 05 2008

Türkiye’de temel atılması çok kolaydır da, temelleri atılan eserlerin bitirilmesi ve hele zamanında bitirilmesi öyle kolay olmaz.

Durumu daha iyi anlatabilmem için gözlerinizle gördüğünüz bazı yerli eserlerin adını yazmam gerekiyor. Bu takdirde, söz konusu edeceğim asıl bitirilemeyen büyük eserin mahiyeti hakkında söyleyeceklerimin anlaşılması kolaylaşmış olur.

Çorum’da Kızılırmak üzerine kurulan Obruk Barajı’nın gövdesi bitirildikten sonra türbinlerin ihalesi yıllar sürdü. Bu gecikme yüzünden, böyle bir baraj daha yapacak kadar ekonomik kayıp meydana geldi. Şimdi türbinlerin yapılmakta ve baraj gölünün dolmakta olduğunu bilmiyor değilsiniz. Enerji üretiminde barajı amorti edecek kadar maddi kayıp varken, sulama tesislerinin ihalesi tamamen ihmal edilmiş durumda. Böyle olunca, sipsivri baraja sarfedilen paralar, senelerce atıl kalmış olmuyor mu?

Alaca’daki Koçhisar Barajı da aynı değil midir? İnşaatına başlanalı kaç yıl oldu, daha kaç yıl sürecek?

Çorum’a da Çomar Barajı ile birlikte sulama kanalları yapılmıştı. Baraj şehrin içmesuyu ihtiyacına tahsis edilince, yapılan kanallar boşa gitti. Zaten baraj sulamaya tahsis edilmiş olsa bile, yapılaşma nedeniyle sulanacak arazi kalmamıştı.

Barajlar bakımından bunlar Çorum’da, gözümüzün önünde olan olaylar. Şimdi Urfa’daki büyük esere geliyorum.

Ben, 1947’de Urfa’ya tayin edildim. Akçakale ilçesinde çıkmış olan veba ile mücadeleyi ben devam ettirdim. Hatta bir zaman Suriye’deki mücadeleyi de ben gözetledim. Suriye’nin doktoru ihtisas için Avrupa’ya gönderilmişti. Hekim o zamanlar pek bol değildi.

İşte o zaman mıntıkadan geçen iki büyük nehir sularından, ne sulamada ve ne de elektrik üretiminde hiç istifade edilemiyordu. Sadece nehirlerin su kontrolleri yapılıyordu. Bu teşkilatı da 1932’de bizim İsmet Paşa kurmuştu. Bu İsmet Paşa’yı Urfa’da pek sevmezler. Sevmek için bir insanın iyi tanınması gerekir.

Ben dörtbuçuk yıl çalışmadan sonra, dahiliye mütehassısı olarak Urfa Hastanesi’ne bir daha bir aylığına gittim. Tanıdıklarımdan kimse ölmemişti, ancak bir kısmı içkiyi bırakmıştı. Hemen hepsi de hacca gitmişti. Ayrıca zenginlerden bir kısmı partilerini de değiştirmişti. Beni hepsi iyi karşıladılar ve durumlarını da açıkça anlattılar. Bana bir küçük rakı almayı da unutmamışlardı. Ben de anlayış gösterdim ve rakı içmedim.

O zaman, 25 civarındaki bu zengin tanıdıklarımla Toprak Reformu’nu bir daha konuştuk. Barajları takip ederlerse, topraklarının başlarına bela olacağını söylemekten de çekinmedim. Reforma karşı gelen kimse yoktu da, toprak envanterinin devlet tarafından bilinmediği düşüncesinde idiler.

Zaman geldi, planları yapıldı ve barajların temeli atıldı. Suların Urfa ovasına akıtıldığını da açılış merasimlerinde televizyon ekranlarından izledim. Pek çok dedikodu yapıldığını da biliyorum. Buradan arazi satılmış mıdır, bunun hakkında da bir bilgi sahibi olamadım. Nasıl olacaksınız, satıldı diyenlerin yanında, santim arazi satılmadığı da devletin resmi makamlarınca söylenip duruyor. Bunlar söyleniyor da, aynı devletin Maliye Bakanı da ne bulursa satacağını açıklamaktan geri durmuyor. Ne bulursa satacağını açıklayan Maliye Bakanı, bu güzel toprakları ve hele suyu, yabancılara satmaktan geri durur mu?

Ben bu arazileri iyi biliyorum. Ceylanpınar çiftliğinin doktorluğunu da yaptım. Ceylanpınar o zaman köy idi. Köy büyüdü ilçe oldu. Ancak Dicle ve Fırat üzerine yapılan barajların suları, bilgi içinde bu güzel topraklarda kullanılamadı. Ya tam sulama olmadı, ya da çok sulanarak derindeki tuzun toprak sathına çıktığı ve toprağın çoraklaştığı gözlemlendi.

Bu zenginlik hazinesinden, fakirlik şikayetleri olan ülkemiz istifade eder duruma gelemedi. Barajlar ve sulama kanalları bugün bile bitirilmiş değil. 12 milyar dolarlık bir yatırım projesi, şimdiki AKP iktidarı tarafından tatbik sahasına konuluyor. Sayın Başbakan da bu projeleri Diyarbakır’dan ilan etti. Kim bilir, belki vakit gelmiş olur da, bu büyük eser bitirilmiş olur. O zaman biz bu Başbakan’ın büyük olduğunu da yazarız. Büyük demekle insanlar büyük olmaz ki. Büyüklük eserlerle olur. Hele bu büyüklüğü insanlar kendileri iddia ediyorlarsa, bu insanlar büyük olmazlar, olsalar olsalar gülünç olurlar.

Benim bir iddiam yok. Başından beri takip ettiğim ve üzerinde çok insanla tartıştığım bu eserin ölmeden bitirildiğini görmek istiyorum.

 

 

 

 

 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

ELEMAN
İş Verenler (28.08.2008)
RADYO FREKANSI
Satmak Istiyorum (28.08.2008)
BAYAN AŞÇI
İş Verenler (28.08.2008)
SATILIK DAİRE
Satmak Istiyorum (27.08.2008)

 
= Fotoğraf Var

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 5 misafir bağlı

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın   Free Page Rank Tool

             

Ip Adresiniz: 38.103.63.61