|
Yüzde 22 oy almış bir partiyi iktidara taşıyamayan, yüzde 9’da bırakan bir siyasetçinin, bugün dibe vurmuş misyonu NASIL ŞAHA KALDIRACAĞINI merak ediyorum.
Tansu Çiller, “Partinin başına geç” tekliflerini kabul etmeyince herkes yanıldı.
Herkesin beklentisi Çiller’in bu teklifi geri çeviremeyeceği yönündeydi.
Partinin en yüce organını temsil eden kişilere “Hayır” dedi.
Bana göre Çiller en akıllı davranışı sergiledi.
Süleyman Soylu ise, Partinin Genel Kurulunda görev almış genç bir politikacı. Ama parti tabanı daha hızlı bir çıkışın, daha doğrusu sihirli bir değneğin özlemi içindeydi. Ve buna çok da ihtiyacı var.
Siyasi yapılar kendi öz kaynaklarından liderlerini yetiştirmek durumunda değil mi?
Ama ülkemizde yaşam felsefesi haline gelen “kolay siyaseti seçmek” siyasi kadroların işine geliyor.
Nasıl mı?
“Birisi gelsin, partiyi iktidara taşısın”
Bu anlayış, bu düşünce öz kaynaklarını kaybedenlerin düşünsel sefaletidir. Böyle bir sefaletin ağına dolanmış Demokrat Parti’nin tabanı genç genel başkan Soylu’ya sürekli Tansu Çiller’in kartını açıyorlar.
Yaşamda rest görmek ustalık ister. Özellikle de siyasi yaşamda. Süleyman Soylu genç yaşına rağmen bu ustalığı gösterdi.
Demokrat Parti’de artık Çiller arayışları son bulmuş gibi gözüküyor.
Soylu ve ekibinin de ihtirasa kapılmadan yol çizmesi gerekir.
Parti tabanının genel merkeze güvenmesini sağlamalıdır.
Eskiler, “ihtiras topaldır” derler.
Büyüklük, koltuk, makam sarhoşu olmadan partiyi yönetmek gerekir.
Boyunuz kaç olursa olsun…
Yaşınız kaç olursa olsun…
Sarhoş oldunuz mu ayaklarınız sizi düz taşımaz.
Hem içmek, hem sarhoş olmak, hem de alkolü suçlamak olmaz ki…
Ülkemiz, partilerini yok etme gibi bir lükse sahip değildir.
Yeni yönetimlerin parti tabanlarını kucaklaması lazım. Demokrat Parti ancak bu şekilde başarıyı yakalar.
“Mal bulmuş mağribi” gibi Çiller alternatifine yanaşanlar da boşa kürek çektiklerini anlamışlardır artık.
Demokrat Parti’nin genç genel başkanı tabanına, “Partiyi iktidar yarışında önde koşturma” güvencesini verir ve bu mantığa yaslanıp hareket ederse kendisine güvenenler de çoğalacaktır.
Bu umudun hayata geçmesi için her Demokrat Partilinin de üstüne düşen görevler vardır.
Parti yolunu yürür ve zaman “dar geleni de, bol geleni de” ortaya çıkarır zaten.
Yoksa bu yorgun atın halinden anlayıp, şaha kalkamayacağını bile bile üstüne alternatifli “jokeyler” aramak çözüm olmayacaktır.
Her Gününüz Güzel Olsun
|