|
Evet, yanlış anlamadınız, daha sayın Başbakan Diyarbakır’daki nutkunu bitirmeden, televizyonlarımızın bir kısmında, Başbakan’ın söylevi eleştirilmeye başlandı bile. Halbuki biraz durulmalı, nutkun yazılı basına geçmesine vakit tanınmalıydı. Eleştireceklerin de, bu yazılı metni okumaları gerekirdi. İş düşündüğümüz gibi olmadı. Bu nutukla ilan edilen projenin, Devlet Planlama Teşkilatı dışında hazırlanmış olduğu ilan ediliverdi. Eğer cidden öyle ise, yapılan ayıp bir olaydır. Görüşüne gerek görmediğiniz bir kurumun, hem de masrafları ağır bir kurumun yaşatılmasının anlamı nedir?
Aslında, sadece eleştirenlere bakarak karar veriyor değiliz. Bizim de içimizde şüpheler uyanmıştır. Başbakan’ın nutkunda sorun olarak öne sürülenlerin, parası nereden gelecektir? Pek çok para sarfını gerektirecek bu pek çok projenin değirmenini çevirecek su nereden getirilecektir? Bu kadar bütçe ile, bunların tahakkuk ettirilmesi mümkün olamaz. 18 senedir GAP projesine büyük paralar sarfedildi. Bu gün, 1.800 milyon hektar araziden, yalnızca % 15 kısım sulanabiliyormuş. % 5 kadarı da projelendirme aşamasında bulunuyormuş. Sulanabilecek arazinin % 80’i ise, henüz zamanını bekliyor. Bu neticeleri bizzat Başbakan’ın nutkundan tesbit ettik. Barajlar yapılmış ve sular Harran ovasına taşınmış olmasına rağmen, başarı nisbeti daha öğünülecek kadar değil. Daha kaç sene beklenecektir ki, bu zengin ova sulanıp ta verime getirilmiş olsun? Bu sulama keyfiyeti tamamlanmadan, zengin ova zenginlik getirmez. Eğer, bu zengin ovayı satarsanız, alacak insanlar, sulamayı tamamlayıp ovayı ekime açarlar. Açarlar açmasına da, Türkiye bundan kazançlı olmaz. Belki, dışarıya satılandan ucuz olmamak şartıyla, Türkiye mahsul satın alır ve kıtlıkların önlenmesini sağlar. Bu paranın nereden bulunacağının da düşünülmesi gerekir.
Biz, bu GAP projesi için, dışardan yardım bulamamış idik. Bütün Arap memleketleri, Dünyada karşımıza dikilmişler ve bize verilecek krediyi önlemek istemişlerdi. Projelere yerli imkanlarla başlandı. Başarısız oldu da denemez. Her siyasi kurum ve adam gibi, bizim Başbakan da, nutkunun başından sonuna kadar devamı müddetince, bu ülkede her şeyin kendi iktidarıyla başlamış olduğu edebiyatını yaptı durdu. Alkışlanmadığı da söylenemez. Bundan önceleri de aynı görüntüleri ve sözleri başkalarından da dinlemiştik. Bundan sonra gelecekler de, şimdiki Başbakan ve iktidarı için aynı şeyleri bize duyuracak ve dinletecektir. Etkimiz hudutları da geçmiş bulunuyor. Şimdiki Fransız Cumhurbaşkanı da, Fransa’da ekonomik durumu bir çöküntü halinde teslim aldığını söylemiştir. Halbuki, Fransa çöküntü halinde değildir. Fransız halkına yapılan, temin edilen sosyal yardımlar, Türkiye’deki yapılanlarla kıyaslanmayacak kadar çoktur. Fransa’nın senelik milli geliri de, Avrupa’nın zengin sayılan ülkelerininkinden geri değildir. Bunları birer ithal söz olarak almak istersek, sayın Fransız Cumhurbaşkanının Türkiye’deki politikayı ve politikacıları iyi tanıyor olmasını kabul etmemiz gerekiyor.
Araplar, bu GAP projesinin kredi bulamamasını niçin istediler? Proje yapılmasın, barajlar yapılıp akan, boş akan suların akımı önlenmesin, diye. Bu takdirde Türkiye’den oluşup akan iki nehrin su kullanımı Suriye ve Irak’ta nisbeten mümkün oluyor ve fakat, Türkiye bu sulardan hiç istifade etmiyordu. Bu durumu anlatarak bizim az akıllılığımızla alay eden Araplar bile vardı. Petrol peşinde koşulacağına, suları tutun ve petrolle başabaş değiştirin, diye akıl verenler bile vardı. Bu nasihatlar bu gün hakikat olma yoluna girmiştir. Petrol vererek su satın alacaklar olacaktır. Herkes kendi imkanlarından yararlanmak hakkını kullandığına göre, Türkiye’nin de su hakkını kullanması hakkıdır. Ancak, Türkiye bu yola başvurunca, Araplar hesabına Dünya ayağa kalkmaktadır.
İkinci büyük savaş içinde, Cumhurbaşkanı İsmet Paşa, CHP kongre üyelerini köşke yemek için davet etmişti. Yemeğin basit olduğunu ve aç kalmamaya dikkat etmelerini delegelere Paşa anlatıyor. İnanan olmuyor. Yemek Paşa’nın dediği gibi çıkıyor. Sulu bir çorba, tek parça et ve birazcık bulgur pilavı. Muğla delegesi bu yemek karşısında dona kaldığını bana anlatmıştı.
Yemekten sonra, Türkiye’nin sulama işleri konuşulmuş. Paşa da, delegelerin sorularını münasip şekilde cevaplandırmış. Bir delegenin “Konya ovasını da sulayalım, Paşam” demesi üzerine, Paşa, olacak olacak ama sulanmayalım şeklinde ikaz etmiş. O zaman, Konya ovasının sulama projesi tatbike konacakmış. Eğer, planlama teşkilatının bu projeden de haberi yoksa, muhtemelen, siyasilerimiz bu ovanın suyunu Atatürk Barajı’ndan getirmeyi düşünmüş olacaklardır.
|