Anasayfa arrow YAZARLAR arrow ALİ EMİROĞLU arrow KAVGA BAŞLATMAK KOLAY DA
Prev   Next   Pause   Play     Scroll   Fade   ScrollFade
KAVGA BAŞLATMAK KOLAY DA Yazdır E-posta
28 05 2008

Bu başlık tamamen doğrudur ve tarafımdan da öyle kabul edildiği için seçilmiştir. Bu doğruluk, sadece kavga için de doğru değildir. Daha pek çok şey için bunu öne sürmemiz mümkündür. Bir binayı yıkmak ta yapmaktan daha kolay değil midir? Bi kurumu bir kararla kapatabilirsiniz de, bir karar almakla bir kurum kurmanız her zaman mümkün olmayabilir.

Ben tam 90 yaşındayım. Reyime bırakılsa, cennet hakkımı da size bırakıp, daha doksan sene bu iyi işlemeyen Dünyada kalmak isterim. Bütün kötülüğüne rağmen, ben Dünyayı tercih ederim. Aslında, hepiniz benim fikrimde olmanıza rağmen, açık olmadığınız için bunları söylemekten çekinirsiniz. Benim hekimlik hayatımda, ölümü hasretle bekleyen ve bunu da bana açık seçik söyleyen yin ebir hekim meslektaşım olmuştur. Onun dışında, cennet için bil eir an önce ölmek isteyene rastlamadım. Daha ileri konuşmaya devam etsem, pek çoklarınız hem bana kızacaksınız ve hem de yakışıksız şeyler düşüneceksiniz. Onun için, konuşmanın bu kısmını kesiyorum; asıl konuya geliyorum.

Evet, ilk 10 yılı saymazsanız, doksan yaşın sekseninde, Türkiye yönetiminin üç erkten teşekkül ettiğini dinledim ve okudum. Bunların eşit oldukları söylendi ve kitaplara da yazıldı. Tanımış olduğumuz pek çok ehemmiyetli devlet adamları da, bu konu üzerinde hiç tartışma açmadılar. Biz eskiler biliyoruz ki, üç erk birbirine eşittir. Üç erk’in görevleri ayrıdır. Üç erk te, yetkilerini Anayasa’dan almışlardır. Bunlar böyle olduğu halde, hiç gerekmediği halde, sayın Başbakanımız bir yetki ayırımını ortaya getirmiştir. Kanunları yapan meclis olduğuna göre, en kudretli teşkilat meclistir. Mecliste de, elbette ki, iktidar partisi çoğunluğu, kudretin temsilcisi olacaktır. İşte kavganın sebebi bu mantığın ortaya atılmasıdır. Tartışma burdan sonra başlamıştır. Meclis kanun yapıyor. Adalet cihazı bu kanunları tatbik ediyor. Kanun yapan mı büyüktür, yoksa, meclisin yaptığı kanunları tatbik eden mi büyük olur? Sayın Başbakanın mantığı budur. Düşünmez ki, her kanunu meclis çıkarma yetkisine sahip olmadığı gibi, çıkardığı kanunları tatbik sahasından kaldıran makamlar da vardır. Menderes te bu kafada idi; siz isterseniz, halifeyi bile getirirsiniz, demişti milletin kürsüsünden.

Demokraside, çok seslilik vardır da, çok seslilik te kanunlara uymak zorundadır. İngiltere’de, Kral hakimin üstünde gibi bir pozisyon gösterir de, hakim Kral’ı ziyaret etmez. Bunlar, sokakta gezinti esnasında karşılaşırlar ve selamlaşıp konuşurlar. Kral hakimin işine karışmaz. Abdulhamit Padişah ta, Yedi-Sekiz Hasan Paşa hemşerimizi çok sevdiği halde, doğudaki bir yanlış emir verişten dolayı, Divanıharb’e verilen Hasan Paşa’ya, mahkeme sonuna kadar sahip çıkmamış, onunla konuşmamıştır. Padişah, hakime karıştı durumuna düşmek istemediği için, Hasan Paşa’ya sahip çıkar duruma düşmemiştir. Bunu çekinmeden yazmıştır. Amerika’da, yüksek mahkemenin Amerikan Cumhurbaşkanını muhakeme ettiğini kaç defa biz görmedik mi? Nixon’u ben mi görevden aldım? Cumhurbaşkanı Clinton, yakayı zor kurtarmamış mıdır?

Herkes iyi bilecektir ki, biz, 1950 sonrasını yaşıyor değiliz. Bir ihtilal olmuştur ve 1961 Anayasası’na bazı adli teminatlar konmuştur. Bunun mücadelesini biz yaptık. İşte bu adli teminatlar, çeşitli değişikliklere rağmen, Anayasa’dan çıkarılamamıştır. Bunlar, bu gün demokrasimizin teminatlarıdır. Tıpkı diğer ülkelerde olduğu gibi, artık iktidarın hakimiyeti karşısında yalnız  muhalefet partisi yoktur. Yazdığımız teminatlar da vardır. Adli teşkilat, Anayasa’daki yazılı görevlerini yapıyor. Başsavcının açtığı dava dahi, bu teminatlardan birisidir. Bu kadar hakim ve savcı, akıllarını peynir ekmekle yemediler; bunlar görevlerini yapıyorlar ve yetkilerini de Anayasa’dan alıyorlar. Sizin büyüklük iddialarınız, havada kalıyor değil midir?

Bir ülkenin bütün hukuk sistemi yanılıyor olamaz. Ben hukukçu değilim, size seksen senelik intibalarımı kaydettim. Bu güne kadar, bu büyüklük iddiasını bu memlekette düşünen olmamıştır. Bu iddia, bu topraklarda geçerli de olmayacaktır. Herkes kanun içinde, yani kanun himayesine girecek ve bu himaye altında kendisini müdafaa edecektir. Yüksek mahkemenin vereceği kararlara da, yine herkes saygılı kalacaktır. Bu saygı işine çok ehemmiyet vermek gerekiyor. Kanuna saygı göstermeyenlere, kanunun saygı temin etme vasıtaları da vardır.

 

 

 

 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

MATEMATİK ÖĞRETMENİ ALINACAK
İş Verenler (01.12.2008)
ELEKTRİK TEKNİSYENİ VEYA TEKNİKERİ ALINACAK
İş Verenler (01.12.2008)
2005 BORA
Satmak Istiyorum (30.11.2008)
2005 MODEL POLO
Satmak Istiyorum (30.11.2008)

 
= Fotoğraf Var

Firma Rehberi

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 79 misafir ve 7 üye bağlı
  • basgitar19
  • sadikkorkut_19
  • f_ozcan19
  • orboy
  • sewda
  • poderosa
  • sempati19

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın  

Siyeteyi en iyi Explorer7 ve Firefox3 ile izleyebilirsiniz.

 

Ip Adresiniz: 38.103.63.55