Anasayfa arrow YAZARLAR arrow İSMAİL HABOĞLU arrow BAŞKALARINI DİNLEME ZEVKİ
BAŞKALARINI DİNLEME ZEVKİ Yazdır E-posta
27 05 2008

İnsanların hepsi değil ama, bir kısmı cidden garip huyda yaratılmıştır. Çeşitli görevler yaptıkları gibi, zevkleri de çeşitlidir. Bunlardan birisi, başkalarını dinlemek veya gözetlemektir. Bundan zevk alan insanların olduğunu herkes, az çok bilir. Çok büyük makam sahibi olmuş insanlarda da bu cins zevk, belki sapıklık huyu mevcut olabilir. Mesela, Kennedy’den sonra otomatik olarak Cumhurbaşkanı seçilen Johnson, bu dinleme sapıklığı olanlardan biridir. Bu zatın yalnız olduğu da söylenemez. O zamanlar zenci lideri olan meşhur  zatın yatak odasında karısıyla seviştiği sahneleri filme aldırıp, kahkahalar atarak filmi yanındakilerle seyrettiğini ben yazılı metin olarak okudum. Sonra o zatı vurdular.

Bu, Amerikan Cumhurbaşkanlarından birisidir. Bu başkanlardan bir başkası da, en iyilerinden olduğu bile söylenebilecek birisi, Nixon da Cumhuriyetçi Cumhurbaşkan olarak, Demokrat Partinin genel merkezini dinletmiştir. Önce yaptığı bu suçu reddetmiş, zorda kalınca itiraf etmiş ve mahkemece makamından göz yaşlarıyla ayrılmak zorunda kalmıştır. Bu işe en yukardan ve büyük bir devletten başlattık. Daha küçük devletlerde kim  bilir daha neler dönüyor da bizim haberimiz bile olmuyor. Haberimiz olsa bile, elimizden birşey gelmiyor.

Bizim ülkemizde, başkalarını dinleme hastalığı yok değildir. Bu dinlemeden, ehemmiyetli bilgiler edinilmiş te olmuyor. Devlet sırrı olması gelen işleri, aklı olan insanlar telefonla vermezler. Telefonla ya bir rüşvet olayı görüşülür veya bir kadına ilanı aşk edilir. Bunların da devlet sırrı olacak yanları yoktur. Kadınlara yapılan telefonlar, Allah saklasın, kötü raslantılara da sebebiyet vermiş olabilir. Hani, bir defasında, rahmetli Kasım Gülek, yengenin de ağzı gevşemiş demişti de.

Ülkemizde, telefon dinlenmesi hakim kararına bağlanmıştır. Ülkenin iyiliği sorunu söz konusu ile, bu kanun maddesi tatbik edilmeli ve dinlenmeden bir şey elde edilmedi ise, dinlenen adamın haberi olmadan bu dosya yok edilerek imha edilmelidir. Bu kanun yoluna kimsenin diyeceği olamaz. Ancak, bunu da etrafa dağılmasını önleyerek, çok iyi bir dikkat içinde yapmak gerekir. İnsanların haysiyet sorunları kutsaldırlar ve bunun korunması gerekir. Yalnız, böyle bir görev zorunluluğu yoksa, insanları tehdit etmek veya zayıf bir yanlarını bulmak için bu yola hakimlerin de başvurması gerekir. Hakim, geniş yetkisini, bu noktada daha dikkatli kullanmalıdır.

Anayasa Mahkemesi’nin ikinci başkanı, kendisinin polis aracı tarafından takip edildiğini tesbit ediyor ve gerekli makamlara da başvuruyor. Bocalandığı ortada. Doyurucu cevap verilemiyor. Polisin şu şubesinin bir kaçakçılık görevi takip ettiği ve bunun bir  tesadüf olduğu iddiası doyurucu değildir. Takip edilen bu yüksek hakim, bu işleri iyi bilen ve çok defa da kendisinin takip edildiğini tesbit etmiş bir insan, bir hariciyeci. Bu insan, iyi tesbit etmeden bu yola başvurmaz. Gösterilen tesadüf keyfiyeti doyurucu bir cevap değil. Ayrıca, Anayasa Mahkemesi’nin bazı hakimlerinin ve hatta başkanının zihniyeti keyfiyeti de tartışma konusu yapılmıştır. Yüce mahkemenin ikinci başkanının takip edildiği, belki de tehdit edileceği düşünülürse, yabana atılacak bir düşünce sayılmaması gerekir. Böyle bir anda, yüce mahkemenin üyelerine toz kondurulmamalıdır. Onlar da, kendilerini tartışma konusu yapacak hareket ve beyanatlardan çekinmelidirler. Bir devletin mukadderatı söz konusu olunca, herkesin dikkat keilmesi bir görevdir ve bir vatanseverliktir.

İktidarımızın en yüksek makamlarında oturanlar, hiç kimsenin ve hiç bir kararın adli kontroldan uzun kalmaması iddiasını sürdürmüşlerdir. Orduya ait kararlarda bile, özel kanunlar olduğu halde, bu düşüncelerini sürdürmüşlerdir. Böyle kararlarda muhalefet şerhleri vradır. İş iktidar partisine gelince bir istisna beklenemez. İstisna olmasını istemeyen insanlar, kendileri için istisna bekleyemezler. Bir darbe, bir ihtilal söz konusu değildir. Adli teşkilatın bir kararı, bir dilekçesi, bir şikayeti söz konusudur. Bunun yolu, kendini müdafaa etmekten ibarettir. Ben adalet mekanizmasına, aldığı kararlara her zaman inanmışımdır. İktidar partisinin bir özelliği mi vardır? Bir vatanın insanları arasında özellik, korunmada değil, hizmet sahasındadır. Daha doğrusu, hizmet yarışındadır.

Adaletin bu günkü görevlerinin temininde hizmet vermiş insanlar arasında benim de ismim vardır. Bu gün, 1950’de olmayan bir çok rejim teminatı işler durumdadır. Adaletin yaptıkları bunlardandır. Görülüyor ki, 1950-60’lı yıllardaki özellikler değişmiştir. Bunlar birer teminattırlar. Onlar olmayınca neler olduğunu ve işlerin nasıl bittiğini sizler değil ben bilenlerden biriyim.

 

 

 

 

 

 

 

 

 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

BAY ELEMAN
İş Verenler (07.10.2008)
ACİL SATILIK BÜROLAR
Satmak Istiyorum (07.10.2008)
satlık daire
Satmak Istiyorum (07.10.2008)
DENEYİMLİ ŞOFÖR ALINACAK
İş Verenler (06.10.2008)

 
= Fotoğraf Var

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 84 misafir ve 4 üye bağlı
  • sukru
  • ASISTAN
  • çorumlumurat_79
  • Arif AKÇA

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın   Free Page Rank Tool

             

Ip Adresiniz: 38.103.63.61