|
Ben size, adından başka hiç bir bilgiye sahip olmadığımız savaş açıcılardan bahsedecek değilim. Sizin çoklarınız gibi, benim de bunlar hakkında bilgim zayıftır.
Şu son asrımız var ya, işte bu son asırda olup bitenleri ben yaşamış durumdayım? Bir kısmını da, yaşamış olmasam bile, yakınlık dolayısıyla, bilgim içinde sayıyorum.
Bilgim içinde olanlar arasında, savaş açıp ta eceliyle ölene rastlamadım. Hani demiyorlar mı ki, “Alma mazlumun ahını!”. Sanıyorum ki bu tabir doğrudur. Mazlumun ahı kimsede kalmıyor. Ancak, bu ah yavaş yavaş çıktığından, insanlar idrak etmekte zorlanıyorlar.
Hitler, Mussolini, Saddam Hüseyin, Sırpların nasıl öldüğü bilinmeyen Cumhurbaşkanları eceliyle ölmemişlerdir. 8 milyon nüfuslu ve silahsız olan Boşnaklar Sırbistan’ı istilaya kalmış değillerdi.
Amerika Birleşik Devletleri Vietnam’a savaş ilan etmiştir. 60 bin ölü bırakarak savaşı terkeden Amerika, yine akıllanmamış ve ilk fırsatta Irak’ı vurmuştur. Irak’ın kaybının 700 bin olduğu havadisleri yaygınlaşıyor. Bu kadar kurbanın Amerikalılara yaptığı bir şey var mı idi? New York’ta bulunan çifte kuleleri vuranlar Irak Araplarından değillerdi.
Irak savaşının açılmasının sebebi terörün önlenmesi değildir. Terör, cinsi ne olursa olsun terördür. PKK’yı hem terör örgütü kabul edeceksin; hem de, kendinin söz sahibi olduğun ülkede onun icraatlarını hoşgörü ile karşılayacaksın. Bunu, devlet anlayışı ile bağdaştırmak mümkün olur mu?
Bir Mart tezkeresi kabul edilmiş olsa idi, 62 bin Amerikan askeri, 250 uçak ve bilmem ne kadar helikopter Güneydoğu Anadolu’ya konuşlanmış olacaktı. Acaba bu tezkere onaylansa, asker konuşlanması da tamam olarak yapılsa; Amerika’nın bu günkü politikasında değişiklik olacak mı idi? Ben düşünemiyorum. Amerika, Irak işine Türkiye’yi asla karıştıracak değildi. Amerika Misakı Milli sınırlarını çok iyi biliyor. Kürt Devleti kurmak ta Amerika’nın eski siyaseti içinde bulunuyordu. Amerika, çıkarlarını bu sahada planlamıştır. Yeni emir kulu devletler kuracak, Dünya’nın çehresini bu istikamette değiştirmek isteyecektir. Ne yaparsanız yapınız, Amerika’nın çıkar siyasetini değiştirmek imkan içinde olmayacaktır. Amerika kendisini büyük bir kedi, bütün Dünya devletlerini de birer küçük fare olarak kabul ediyor. Kudretine o kadar inanmış ki, emirlerine kimsenin itiraz etmesine tahammül gösteremiyor.
Haksız ve gereksiz bir Irak savaşı: Bu savaşın sonu da belli değil. Savaşın son bulduğu bizzat Amerikan Başkanı tarafından ilan edilmiş olmasına rağmen, ondan beri Amerikan kayıpları da dördüncü bin yoluna tırmanır duruma gelmiştir. Amerikan kayıplarını doğuranlar ana değil midirler?
Churchill, Çanakkale savaşlarının mucididir. Herkes karşı olduğu halde, o ısrar göstermiştir. İşler kötü gidip te Çanakkale’den çekilmek zorunda kalınınca, kendisinin Çanakkale’de ne işinin olduğunu kendi kendisine sormuştur. Hem de, soruşu alıştığımız usuller içinde değildir. “Eşşek” tabirini Churchill kendisi için kullanabilmiştir. Bu bir pişmanlıktır ve Churchill’in siyasi hayatının da sonudur. Eğer, ikinci cihan savaşını Hitler açmamış olsaydı, Churchill için politika devri tamamen kapanmış olacaktı. Gereksiz bir savaşın açılmış olması ve İngiltere’de, Hitler’i karşılayacak bir şahsiyetin bulunmaması, Churchill’in yolunu tekrar açmıştır. İsabet te olmuştur. Churchill, kendisini ikinci bir defa kanıtlama imkanını bulmuş ve dahi unvanına kendisini yükseltmiştir. Avrupa ve Dünyanın kurtulmasının da amili olmuştur.
Bush için böyle bir düşünce silsilesini düşünebilen olacak mıdır? Sayın Bush bu intibaları verebilecek midir? Şimdiye kadar böyle bir yol çizgisi çizilir durum gösteriyor mu?
Ben ve daha pek çok insan, sayın Bush için böyle düşünceler besliyor değiliz.
Temenni olunur ki, bizler yanılmış olalım. Görülen köye kılavuz da gerekmediğine göre, işler nasıl başlayıvermişse, devamı da öyle olacaktır. Pek çok insanın da, daha hayatını kaybedeceğinden kimsenin şüphesi yoktur. Önümüzdeki seçimde, Churchill gibi bir baş çıkabilirse, belki bütün menfi görüşler hep birden karanlıklara gömülebilirler. Olmaz olmaz dememeli, olmaz olmaz...
|