Anasayfa arrow YAZARLAR arrow İSMAİL HABOĞLU arrow BU GÜNÜN ÇARELERİ, YARINA YETERLİ OLMAYABİLİR
BU GÜNÜN ÇARELERİ, YARINA YETERLİ OLMAYABİLİR Yazdır E-posta
23 05 2008

Başlık olarak aldığımız cümleyi, bir televizyon açık oturumunda duyduk. Çok güzel ve doğru kabul ettiğimiz için, bunu başlık yapmış bulunuyoruz. Bu cümleyi, bizim eski Cumhurbaşkanlarından sayın Demirel’in “Dün dündür, bugün de bugün” cümlesiyle aynı anlamda düşünmüyorum. İnsanlar, dünü geride bırakmakla, dünün sorumluluklarından sıyrılamazlar. O sorumluluklarını omuzlarında taşıyacaklardır. Dünün sorumluluğu, insanlara her zaman sorulacaktır. Sayın Demirel, geçmişi artık bana sormamalısınız, anlamına bu sözleri söylemiştir.

Yetmiş bin sene önce, Dünyada iki yüz milyon insan varmış. Koca Dünyada bu kadar insanın ne sorunu olur. Yılandan, çıyandan korkmuyorsanız, istediğiniz yerde oturabilirsiniz. Zaten onlar da öyle yapıyorlarmış. Ancak, bu gün durum aynı değil. 200 milyon insan, altı milyar olmuş. Yaşam şekli de değişmiş. Herkes uçak almış olmasa bile, otomobil almak istiyor. Eskisi gibi bulduğu evlerde değil, başkalarında gördüğü güzel evlerde oturmak istiyor. Yetişmek, iyi yemek ve iyi de gezmek gibi işleri de öne getirirseniz, değil yetmiş bin sene önceki çareler, şimdi alınacak çareler bile, elle sene sonraki insanlık ihtiyaçlarına yetmiyecektir. O zaman da, o devrin, ilerdeki devrin çareleri düşünülecektir.

Düşünülecektir deyip işi bitiremiyoruz. Siz düşünme kapasitenizi yitirmeseniz, hatta artırırsanız bile, artırılmış düşünce kapasitenizle bile ortaya getireceğiniz imkanlar, yeterli olmayacaktır. Görüyorsunuz ki, ben yeterli olmayacaktır şeklinde, kati bir cevap veriyorum. Bunu kafadan atıyor değilim. İmkanların kıymetini kafamda tartıyorum. Geleceğin imkanları, geleceğin insanlarının ihtiyaçlarına yetmiyecektir.

Düşüncemizi birazcık açmak istiyorum. Dünyanın durumu artık belirlidir. Olması muhtemel değişiklikler, bu güne göre büyük değişiklikler olmayacaktır. Dünyanın yer üstü kıymetleri ve imkanları da kötü kullanılıyor. Dünya, insanların bu kötü kullanışını önleyemiyor. Sorumsuz insanların memleketlerinde ise, bu kötü kullanma daha da göze çarpıyor. Dünyanın yer altı kıymetleri de sınırlıdır. Açıkçası, limon gibi sıkma imkanı olsa bile, Dünyanın yer altı ve yer üstü kıymetleri sınırlıdır. Dikkatli kullanılmış olunsa bile, bu sınırlılığı giderme imkanı yoktur.

Dünyanın verimi ve yer altı kıymetlerinin sınırlı olmasına rağmen, yer yüzünde insanların çoğalması sınırsızdır. Bu iki vakayı, hendesi ve hesapsal çoğalma olarak algılayanlar da var. Nasıl düşünür ve formül bulursanız bulunuz insanların çoğalması, kıymetlerin ve bilhassa gıdanın çoğalmasının aynı olmayacaktır. İnsan çoğalması, yetmiş bin sene önce 200 milyon, sonunda altı milyar olmuş ise, bu gidiş devam edecektir. Bu çoğalma nisbeti, şimdi daha da fazla tahakkuk edecektir. O zaman, buna göre tedbirler alma düşüncesinde değilseniz, insanlığın sonu bir felakete açılacaktır.

Bu imkansızlıklar için, çareler düşünülmüyor da değil. Bir İngiliz profesör, Hintliler için, çocuklarını yemelerini tavsiye etmişti. Galiba 30 sene önce söylenmiş olan bu sözün izahını da yapmıştı. İnsanlar, çocuklarını yemekle, hem protein alacaklar ve hem de daha az çoğalacaklardır. İnsanlar, bazı proteinleri, hayvani gıda içinde hazır olarak almak zorundadırlar. Hayvanlardaki, nebatlardan yapılan proteinleri insanlar yapamıyor. Hazır ve hayvanlardan almak zorunluluğu var.

İngiliz profesörün tavsiyesi insani midir? Orası ayrı bir sorun. Her hareketinizde sizin de insanı duygular içinde bulunduğunuz söylenemez.

Dünya nüfusu, bu günkünün bir kaç misli olduğunda, İngliiz profesör gibi düşünenler artacaktır. Akıllı olduğunu sanan ve imkanı da bulunan insanların milletleri dahi, böyle düşünebilirler. O zaman, kıyım felaketi, yine geri kalmış milletlerin başına gelecektir. Gelebilir, bile demeden, gelecektir diyorum. İnsanların bencilliklerini yok etmek imkanlarından insanlık mahrum durumdadır.

Sayın Başbakanımız Erdoğan, Türk kadını için üç çocuk yapmalarını tavsiye ediyor. Sözün ilmi bir kıymetinin olmadığı açık ta, yine de toplum içinde tartışma yaratmaktan geri kalmadı. Nüfus artışı tehlikelidir. Nüfusu artan milletlerin refahları, hiç bir zaman temin edilemiyecektir. Mutlu milletlerin hepsi, adedi artmayan milletlerdir. Artırdığınız geliri yeni doğanlar yememiş olmalıdır ki, refaha bir katkı temin edilmiş olsun. Dünyayı nasıl bir felaketin beklediğini biraz düşünemez misiniz?

 

 

 

 

 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

ELEMAN
İş Verenler (28.08.2008)
RADYO FREKANSI
Satmak Istiyorum (28.08.2008)
BAYAN AŞÇI
İş Verenler (28.08.2008)
SATILIK DAİRE
Satmak Istiyorum (27.08.2008)

 
= Fotoğraf Var

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 1 misafir ve 1 üye bağlı
  • asezikli

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın   Free Page Rank Tool

             

Ip Adresiniz: 38.103.63.61