|
Anlatırlar,
1950’li 1960’lı yıllarda siyasi partiler kongrelerini yaparak il ve ilçeleri oluşturur ve yönetimler yapılırken delegeler de bu kongrelerde seçilirmiş.
Sonra yerel ve genel seçim takvimleri yaklaşınca ortaya çıkan aday adaylarını, delege çoğunluğunun oyları belirlermiş.
Yani, demokratik yaşamın koşullarına böylesine uyulurmuş.
Seçim öncesi aday olacaklar, delegelerini gezerek kendisine oy vermeleri için çaba sarf ederlermiş.
Nihat Erim, Turan Güneş gibi isimler bile her aday gibi canla başla çalışırmış.
Kısaca, EGEMENLİK HALKA BÖYLE VERİLİYORMUŞ.
Sonraları genel başkanların dudakları arasına girdi aday isimleri.
Böylece “lider sultası” da başlamış.
Bütün bunlara rağmen, sayın çok sayın liderler demokrasiden bahsetmenin yarışında.
Ama yanlış olan bu uygulamadan da vazgeçmiyorlar.
Sözde var, özde yok.
Karakolda doğru söyleyip, mahkemede şaşıyorlar.
Hep onların “dediği dedik” olmalı.
Partilerde delege geçinenler GÜYA il ve ilçe yönetimini belirliyorlar.
GÜYA diyorum, çünkü hazırlanan listeler parti genel meclisinden gelmese bile, işaret edilen isimlerden oluşuyor.
Her parti gibi AK Parti de bu düzeni kaldıracağını söylemişti.
Hatta yönetmeliklerinde bulunan, buna dair bazı demokratik uygulamaları da anlatıyorlardı.
Ama onlar da şimdi bu modanın öncüsü oldular.
Seçimler öncesi bir delege karmaşası yaşanıyor.
Kongre hazırlanmalarında il bazında yapılan gözlemler de bunu işaret ediyor.
Benim adamım, senin adamın…
Kıran kırana mücadeleler…
İktidar hastalığı mıdır nedir bilinmez bu gözlemlediklerimiz.
Tıbbi literatürde böyle bir hastalık yok.
Ama ülkemiz siyasetinde böyle bir hastalık var.
Hastalığın virüsü şekil değiştirse bile, hastalık belirtileri hep aynıdır.
Bu hastalığa yakalanmayan siyasi de yok.
Süleyman Demirel
Ecevit
Turgut Özal
Tansu Çiller
Deniz Baykal
R. Tayyip Erdoğan
Her iktidara gelene bulaşıyor hastalık.
Bu hastalığa yakalanmamanın tek yolu, siyasilerin bu “Dediğim dedik” ve “Benim işaret ettiğim olmalı” hastalığına karşı aşılanmasıdır.
Ama işin kötü yanı işte burada başlıyor.
Bu aşı henüz yok.
Tek umudumuz bu hastalığın panzehirinin bir an önce bulunup, hastalığa son verilmesi.
Yüzlerindeki,
Perdeleri, maskeleri,
Kuklavari davranışları da bu hastalıkla beraber belki bırakırlar.
Unutmasınlar, bunların altından hep acı gerçekler çıkar.
Her Gününüz Güzel Olsun.
|