Anasayfa arrow YAZARLAR arrow İSMAİL HABOĞLU arrow 19 MAYIS DENİNCE
19 MAYIS DENİNCE Yazdır E-posta
21 05 2008

Kısaca, 19 Mayıs denince, “Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı” denmek istendiği anlaşılacaktır. Aslında, Anadolu parçalanma noktasına geldiğinde, millet ayağa kalkmış, pek çok Müdafaayı Hukuk Cemiyetleri kurulmuş durumda idi. Türk Kurtuluş Savaşı lidersiz başlamıştır. Bir çok yerde, silahlı çetelerle mücadele dahi, tatbik sahasına konmuştur. Lider henüz yoktur. Lider, Mustafa Kemal Paşa, 19 Mayıs tarihinde Samsun’a çıkmıştır. Ancak, ilk resmi teşebbüs, Amasya’da başlamıştır. Daha açık konuşursam, Türk Devletinin temeli, ilk defa Amasya’da, dört kişi arasında imzalanan bir belge ile tatbik sahasına konmuştur, demem gerekiyor. Samsun’da İngiliz askerleri var; Havza ise pek emin görünüyor değil.

Amasya deklarasyonunun yazarı Mustafa Kemal Paşa’dır. Ali Fuat Paşa itirazsız kabul edendir. Rauf bey şüpheli, Refet Paşa karşıdır. İşte, Amasya deklarasyonu da böyledir. Bu deklarasyon, sonradan, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kuruluş vesikası olarak kalacaktır.

Koca İmparatorluktan herkes payını almış ve devletini kurmuştur. Anadolu savaşı ise, İmparatorluktan arta kalan toprakların, artık Türklerin vatanı olduğunu gösterme ve kabul ettirme savaşıdır. Anadolu halkı millet olduğunu gösterecek, yaşamak için muhtaç olduğu toprakları, kimsenin merhametine sığınmadan düşman çizmesinden kurtaracak ve Anadolu toprakları üzerinde üçüncü Türk devletini kuracaktır. Türk Milleti, yok olmadan devletsiz bırakılamaz. Yapılanlar, bu yazdıklarımızın ısbatı için yapılmışlardır. Bu savaş devam ederken, bu büyük liderin, “Türk” sözcüğünden başka kullandığı bir sözcük olmuş mudur? Bu günün bölücüleri, o mücadele devam ederken nerede idiler? O zaman, kendilerini Türk milletinden sayıyorlardı da, ayrı olduklarını yeni mi öğrendiler? Anadolu, İmparatorluktan Türkler için kalan son toprak parçasıdır. İşte, Kurtuluş Savaşı, bu son toprakların kurtarılış savaşıdır. Anadolu’da Türk olduğunu söyleyecek insan kaldıkça, bu topraklar bölünemez.

Mustafa Kemal, Kurtuluş Savaşı’nı gençlerle yapmıştır. Yaşlı kimse kalmamıştır. Anadolu savaşını yapan insanlar, büyük savaştan, nasılsa kurtulmuş insanlardır. Bunların yaşı da, bu günkü üniversite gençliğinin yaşı idi. Gençle kurtarılmış bir ülkenin geleceği, ülkenin gençliğine bırakılmış olmasından normal bir şey olur mu? Bir gençlik kendinden öncekilerin kurtardığı vatanı korumak zorunda değil midir? Asker de gençlerden olmuyor mu? Üniversitelerde ilim yapan insanlar genç değil midirler? Görülüyor ki, bizim Mustafa Kemal, her işte olduğu gibi, ülkenin geleceğini de, ülkenin gençliğine bırakma basiretini ve büyüklüğünü göstermiştir. Atatürk yanılmıştır diyenlerin kendileri fikirsizdirler. Atatürk’ün Dünyadaki yerini, sayın İngiliz Kraliçesi çok güzel tain etmiş değil midir? Çünkü, sayın Kraliçe, Atatürk’ü anlamayı ve anlatmayı bilecek kadar büyük bir aileden geliyor. O bilgi birikimini de taşımaktadır.

Türk gençliğinin Atatürk’ten beri geçen zaman içinde, kıyafetinde değişiklikler yapılmıştır. Spor, kapalı giysilerle yapılmaz. Askeri kıtalarda gömlekle selamlanmaz. Her işin bir kıyafeti ve geleneği vardır. Bunlara uyulması ise, medeni anlayış meselesidir. Aklını, vicdanını ve namusunu bacak arasına saklamış insanlardan bir şey beklenemez. Bu ruh hastalığından, bizim milletimizin kurtarılması gerekir. Gizlilik yerine, gençlerin birbirine alıştırılması ve birbirlerine karşı sevgi besletilmesi daha hayırlıdır. Geçmiş devirlerdeki gençlik kıyafetlerinin daha güzel olduğunu söylemek bir görevdir.

Ne giydirirseniz giydiriniz, bizim gençliğimiz asaletini belli ediyor. Gençliğimiz kötü düşüncelerin ve hislerin temsilcisi olamaz. Onlara güvenmek, bizim için de namus borcumuzdur.

Her sene, 19 Mayıs kutlamalarında, gerek büyük liderlerimiz ve gerekse onun emanetlerini bıraktığı gençliği için, çok güzel yazılar yazılmakta ve demeçler verilmektedir. Çorum basınında da pek güzel yazılar ve beyanatlar çıkmıştır. Bu yazıyı, bunları hatırlatmak için kaleme aldım. Bu yazılanları ve söylenenleri okuyanlar görülmüşlerdir ki, Çorum yarışta ve duyuşta geri kalmamıştır. Bunlardan en güzelini beyanat şeklinde neşreden ise, AKP milletvekili sayın hemşerim, Alacalı milletvekilimiz sayın Kafkas vermiştir. İnsanlar  bir şeyi, bir anlamı içlerinde duyuyorlarsa, onu ifade etmekte zorlanmazlar. Milletvekili sayın Kafkas, hem Atatürk’ü, hem vatan anlamını içinde duymasını bilen insandır. Kendisine teşekkürlerimi sunarım.

 

 

 

 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

BAY ELEMAN
İş Verenler (07.10.2008)
ACİL SATILIK BÜROLAR
Satmak Istiyorum (07.10.2008)
satlık daire
Satmak Istiyorum (07.10.2008)
DENEYİMLİ ŞOFÖR ALINACAK
İş Verenler (06.10.2008)

 
= Fotoğraf Var

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 76 misafir ve 7 üye bağlı
  • sukru
  • ASISTAN
  • çorumlumurat_79
  • Arif AKÇA
  • fatih1907
  • ahportakal
  • PRNET

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın   Free Page Rank Tool

             

Ip Adresiniz: 38.103.63.61