|
Böyle diyor, AB Karma Parlamento Komisyonu Başkanı Joost Lagendijk Efendi…
“Biz…” diyor, “Biz… Sizin içişlerinize de karışırız…”
Sonra?
Sonra, yutkunuyor ve susuyor.
Çünkü arkadan ses gelmiyor.
Çünkü o bir hoparlör.
Mikrofondan ne söylenirse, hoparlörden o ses çıkıyor.
Mikrofonu elinde bulundurulan AKP’liler, ne fısıldıyorsa; hoparlörler o sesi veriyor.
Ancak bugünlerde mikrofonu elinde tutan, ölçülü konuşmayı yeğliyor.
İletilerini azar azar, yedire yedire veriyor.
Veriyor… sonra bir süre susup, bekliyor.
Gelen tepkileri ölçüyor, tartıyor, biçiyor, sonra tekrar yükleniyor mikrofona.
Olmadı hoparlör değiştiriyor.
“Lagendijk”i bırakıp, O. Rehn marka hoparlörü kullanıyor. Onu bırakıp, J. Manuel Barroso marka hoparlörü kullanıyor.
O.Rehn marka hoparlörden, “Türkiye’de şeriat tehlikesi olmadığını sağır sultan bile biliyor” iletisini; J.Manuel Barroso marka hoparlörden de “Laiklik zorla dayatılamaz” iletisini veriyor.
* * *
Bir o hoparlörden, bir ötekinden…
Hoparlörler Avrupa menşeli olduğu için, iyi ve kaliteli ses veriyor.
E bunlardan da Avrupa’da çok var…
O olmadı öteki, öteki olmadı beriki…
Zaten, AKP’linin “Avrupa Birliği” tutkusu da buradan geliyor. Şu geçiş (!) sürecinde Allah için bayağı faydalı oluyorlar. Yoksa, Birliğin kendilerine yar olmayacağını onlar da biliyor.
Ama…
Ama işte şu “tramvay” meselesi…
Hani hedefe ulaşıncaya kadar binmek zorunda oldukları şu araç…
* * *
Hoparlörlerden bazen “Yüzde 47 oy almış bir parti, dilediğini söyler, dilediğini yapar. Kapatamazsınız… Sonra Avrupa size sıcak bakmaz!...” sesleri yükseliyor.
Bu ülkenin yoktan nasıl var edildiğini bilenler, bu seslerden rahatsız oluyor, kaşları çatılıyor, yumrukları sıkılıyor, dişleri gıcırdıyor ama…
Aması maması bu… Tepki o kadar oluyor işte…
Tepki “o kadar” olunca; hoparlörler artırılıyor. Yurtdışından yeni hoparlörler ithal ediliyor.
İthal etmek de güçlükle karşılaşılırsa; mikrofonlar yurtdışına gönderilip, hoparlörlere oradan ses veriliyor.
E hoparlörler kaliteli ne de olsa, Avrupa’dan bile üflense nasıl olsa ses Türkiye’den duyuluyor.
* * *
Sorun malum, tramvay meselesi…
Hedefe ulaşıncaya kadar, her yol mubah.
İspiyonlama, gammazlama, yalvarıp yakarma, ödün üzerine ödün verme, satma, pazarlama, ağlayıp sızlama… Hepsi var bizde…
Hal böyle olunca, hoparlörler hiç susmuyor.
* * *
“Laiklik zorla dayatılamaz!...”
“(Biz sizi aramıza alırız ya da almayız) O ki, aramıza girmek üzere başvurdunuz, biz içişlerinize de karışırız, …… ’nıza da karışırız!...”
“CHP ve MHP bize sıcak bakmıyor. Biz de onun için AKP’yi destekliyoruz! Biz AKP’nin arkasındayız! (Çünkü AKP’yi dilediğimiz gibi kullanıyoruz…)”
“AKP, neylerse güzel eyliyor!... Ama yargı erkiniz haddini bilmiyor… Yargı sisteminize haddini bildirmek gerek!”
…….
…….
Meydan boş nasıl olsa, sallıyorlar, sallayabildikleri kadar.
Devir, böyle bir devir çünkü…
Biz de buna müstahakız.
|