Anasayfa arrow YAZARLAR arrow İSMAİL HABOĞLU arrow TAM 58 SENEDİR
TAM 58 SENEDİR Yazdır E-posta
09 05 2008

Fırsat düştükçe, hep işaret ederek geldik ki, Mustafa Kemal Paşa, Anadolu’ya, ülkede demokratik bir rejim kurmak için geçmedi. Zaten, ne kendisinin ve ne de günün kurmay subaylarının Anadolu hakkında pek bilgileri yoktu. Savaşlar uzak bölgelerde cereyan ediyordu. Sonradan, başka düşünceler netice vermez durumda görününce, yine ilk defa Anadolu fikri kendisinin kafasında uyandı. Bu fikir Paşa’nın kafasında uyanıncaya kadar, Anadolu ve Rumeli’deki vatan parçalarında ilhakı reddetme fikri yayıldı ve pek çeşitli ilhakı reddetme cemiyetleri kuruldu. Anadolu kurtuluş harekatı, lidersiz başlamıştır. Lider ortaya çıkınca da, ne lider onları ve ne de onlar lideri yadırgamışlardır. Kolaylıkla birleşme ve bu suretle tekleşme, kolaylıkla ortaya çıkabilmiştir.

Gelişata göre, Saltanat ve Halifelik ortadan kaldırıldıktan sonra, yeni rejimde, Cumhuriyet esas alınarak, kurulma yoluna gidilmiştir. Elbette ki, bu kuruluş esnasında, anlaşmazlıklar, geçimsizlikler de olmuştur. Ne Mustafa Kemal Paşa ve ne de dava arkadaşları, demokratik rejim mütehassısları değillerdi. Ancak, herkesin fikri ve denemeleri, bu rejimin istendiği istikametinde idi. Denemeler netice vermiş değildir. Biraz da, ihtilal yapan insanların kendi emniyetlerini de düşünmüş olmalarındandır. Bir ihtilalci ve inkılapcı, kendi kafasını düşünmemişse, onun başarıya ulaşması kolay olmayabilir.

Hiç şüphe duymuyorum ki, 1950 tarihine kadar, gayret, demokratik rejim istikametindedir. Yine de, hiç şüphe etmeden konuşuyorum ki, 1950’den günümüze kadar, seçimlerden başka demokratik olan hiç bir şey olmamıştır. Her iktidara gelen, ki bunların hepsi orta sağ partilerdir, kurulmakta olan düzene tek temel taşı koymamışlardır. Her parti, her türlü propagandayı yapmış ve istediği kadar geniş vaatlarda bulunmuştur. En çok üzerinde durulan nokta ise, din üzerinde olmuştur. 1950’ye kadar, din sorunu meydanlarda konuşulmuş ve fakat, milletin hakiki din inanışı ve ibadet şekilleri üzerinde de, hiç bir tahdit yoluna gidilmemiştir. Camilerimiz için söylenenlerin topu birer iftiradır. Bazı camilerde asker barındırmak dışında, camilere karışılmamıştır. Askerler cami içine değil de cami avlusuna yatırılmış olsa, bir çok Müslüman Türk askeri telef olacaktı. Acaba, bu asker telefine sebep olmak, İslamiyet’in gereği mi olmuş olurdu?

Dinin politikada kullanılış şekli basittir. “Din elden gidiyor!” diye söylenmesi bile, bizim toplumda makes buluyor. Halifelere karşı da bu ithamlar olmuştur. İkinci Mahmut’un bir adı da “Gavur Padişah”dır. Halife gavur olur mu? Burada kullanılan sözcük “kafir” sözcüğünden galattır ve dinsiz anlamına alınmalıdır. Bazılarının yorumu gibi, Hristiyan adına alınmamalıdır. Hristiyanlığın hak din olarak kabul edildiğinin, Müslümanlar bilincindedirler.

Son yıllarda, bu dinsizlik ithamı çığırından çıkmıştır. Koca Meclis Başkanı’nın bile, hiç sıkılmadan, milletin Müslüman bir Cumhurbaşkanı görmek istediğini söylemesi, ne demokratik düşünce ve ne de hakiki islamiyetle bağdaşmaz. Daha önceleri yazmıştım ki, Atatürk’ün daha cenazesi kalkmadan, İsmet Paşa Cumhurbaşkanı seçilince, Yozgat sokaklarında bile, kadınlar ve yaşlı erkekler ellerini havaya kaldırarak, müslüman bir devlet başkanı gösterdiği ve nasip ettiği için, Allah’a şükredildiğini ben ve başkaları görmüştük. Eski meclis başkanının bu isteği ile, 1938’deki sokak insanlarının istekleri arasında bir fark var mı? Meclis Başkanı Arınç bu temennide bulunacak ve halktan böyle bir istek olmayacağını da iddia edeceksin. Bunların iddiası, sözün sahibini gülünç olmaktan, yapmaktan başka bir işe yaramaz.

Bu gün, işlenen suçları tesbit etme keyfiyeti kolaylaşmıştır. Sesinizle, hareketlerinizle ve bizzat ellerinizdeki notların tespitiyle, bu ithamlarını reddedilmez halde tespit edilebiliyor. Kendilerin düşünmeyen bu insanlar, torunlarının geleceklerini de düşünmek istemiyorlar. Demokratik rejimi tam olarak kabul edemiyorsanız, bu rejim durdurulabilir. Demokratik rejim istekleri, vatanın parçalanması adına asla kullanılamaz. Bu sarsıntılardan herkes zarar görür. Her zarar gördüğümüzü de kaç defa gördük. Ancak iktidar adına bu hatalar ve hatta suçlar yapılıp gidiyor. Herkes, gününü gün etme yolunu seçiyor. Görülüyor ki, demokrasinin sahipleri arasına başka faktörler de karışmış. Rejimin koruyucuları da artık görevlerine sahipler. Yalnız CHP sahnede değil. Bu sahiplere bir gün gelecektir ki, güçleriniz yetmez olacaktır. Bu zorlu günü beklemeden, gönlünüzle doğru yola gelseniz de, şu işi tatlılıkla sona erdirsek daha hayırlı olmaz mı? Aksini düşünenlerin kudretleri sınırlıdır. Yenilmiş olduğunuzu görmenin zevkine mi varıyorsunuz? Böyle bir zevkin olmadığını kabul etmek zorunluluktur. Bir şeyin gecikmesini temin etmek, kazançlı çıkmak değildir!

 

 

 

 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

ELEMAN
İş Verenler (28.08.2008)
RADYO FREKANSI
Satmak Istiyorum (28.08.2008)
BAYAN AŞÇI
İş Verenler (28.08.2008)
SATILIK DAİRE
Satmak Istiyorum (27.08.2008)

 
= Fotoğraf Var

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 1 misafir bağlı

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın   Free Page Rank Tool

             

Ip Adresiniz: 38.103.63.61