Anasayfa arrow YAZARLAR arrow İSMAİL HABOĞLU arrow ŞAİBELERDEN KURTULMAK İÇİN
ŞAİBELERDEN KURTULMAK İÇİN Yazdır E-posta
08 05 2008

1950 seçimlerine, çok iyi hazırlanmış bir seçim kanunu ile girilmişti. Hatta kanunu hazırlayan eski ve yaşlı profesör Şemsettin Günaltay’la, yeni iktidarın başbakanı rahmetli Adnan Menderes arasında ağız kavgası olmuş ve Menderes “Bir seçim kanunundan başka hayatta ne yaptınız, gösterir misiniz?” demişti. Hoca da, “Üniversite hizmetlerimi anma, siyasi hizmetlerimi de yok say; benim yine de sizin bile kabul ettiğiniz bir seçim kanunum var! Ya sizin neyiniz var?” demişti.

Aslında Menderes, içinden çıktığı iktidarı eleştirecek güce sahip değildi. Menderes, eleştirdiği iktidarın sorumluluk ortağı idi. Hukuk mektebine, CHP Genel Sekreteri’nin iltimasıyla girmiş ve bitirmişti. Hiç tahsili olmayan ve daha da oldukça genç olan bir insanın, CHP içinden Ziraat Vekili olmasından ne gibi hizmet beklenirdi? Bir çiftliğin veraset yoluyla sahibi olmak, insana ne kazandırmış olabilirdi? İşte Menderes, bir azar pahasına Ankara Hukuk Mektebine girmiş ve bir diploma sahibi olmuştu. Sonradan, Menderes’e bu azarı, Menderes’in geleceği için yapmış olan bu zatın, daha ağır bir azarlaması olmuş, bu ikinci sert azarlama, Başbakan’ın bu defa siyasi hayatının sonu olarak görülmüştür.

Menderes’i azarlayıp tahsilini tamamlamasını isteyen CHP Genel Sekreteri Recep Peker idi. Recep Peker, ziraat vekili olmak isteyen Menderes’in daha genç ve daha az bilgili olduğuna inanıyordu. Daha erken olduğunu, vekil olmadan önce tahsilini tamamlaması gerektiğini ifade etmek istiyordu. Yardımcısı da oldu. Kayıtları kapanmış olan hukuk mektebine, telefon ederek, Menderes isimli talebenin mutlak okula alınmasını istiyordu. O zamanlar, okumak isteyenler için, bu gibi istekler hep tekrarlanırdı. Her aklı eren, bir okuyanın fazla olmasını istiyordu. Okumak isteyenler için, bazan akan suların bile durdurulduğu olurdu. Okumak isteyene yer araştırmak, o zamanın yöneticileri için suistimal değildi. Zaten, kimin hangi partiden olduğunu düşünmek bile ayıp sayılıyordu.

Recep Peker’in, Başbakan olarak Demokratları toptan azarlaması ve onlara “Psikopat” sıfatını yakıştırması, hiç te yakışık almamıştı. İsmet Paşa, Demokratların “sinei millet”ten meclise dönmeleri için, Başbakan’ı feda etmek zorunda kalmıştı. Artık Recep Peker, kendi partisi içinde de bir iş göremez duruma getirilmişti. Bu kızgınlığından kendisinin pişman olup olmadığı hakkında bir bilgi sahibi değiliz. Bana göre, Recep Peker, kızgınlıkla yaptığı bu hareketten pişman olmuştur. Rahmetlinin Menderes için sevgi beslediği gizli değildi. Sonradan, Menderes’in Demokrat Partiye geçmesiyle, Recep Peker’deki sevginin iğbirara çevrildiği söylenemez. Menderes, Atatürk’ün denemeleri sırasında da, CHP’li değil, denenen partiler safında yer almıştı. Recep Peker, denenen partilerden geldiği için Menderes’e iğbirar duymamıştı. Recep Peker, CHP’yi ve vatanını düşünen büyük düşünceli bir insandı. Çerkes asıllı olan, çok iyi bir Türk vatandaşı idi. Vatanı için, feda etmiyeceği bir şeyi de yoktu. Niçin bu kadar kati konuşuyorum? Ben tıp fakültesi öğrencisi iken, Recep Peker ailesi de, Sultan Ahmet Camiine komşu olan küçük evlerinde oturuyorlardı. Aynı duraktan tramvaya binerdik. Tanışırdık ve zaman zaman konuşmalarımız da olurdu. Koca Başbakan’ın çocukları ve eşi, bir öğrenci gibi tramvayla gidecekleri yerlere giderlerdi. Başbakan ailesinin küçük bir otomobilleri yotu. Bizim Velidedeoğlu’nun Recep Peker hakkında yazdıklarını sıkılmaz da okursanız, benim Recep Peker ve çocukları için yazdıklarımın doğruluğu hakkındaki şüpheleriniz zail olur. Recep Peker, devler arabasını, devlet işi dışında, kendi özel işleri için bile kullanmamıştır. Recep Peker, bir hiç için sarfedilmiştir.

Aslında, İsmet Paşa yanılmış olanlardandır. İsmet Paşa, Recep Peker’i feda ederek, bir uyumluluk sağladığını sanmıştır. Bu uyumluluk olmamıştır. Demokrat Partinin, 1950’de büyük bir ekseriyette iş başına gelmesi ve CHP’nin de, hiç ses çıkarmadan iktidarı teslim etmiş olması, Demokrat Partililerin şımarmasına sebep olmuştur. İkinci ve üçüncü seçimlerde de aynı başarının gösterilmesi, bazı CHP’liler zihninde bile, Demokratların yenilmezliği zihniyetini uyandırmıştı. Menderes, hele Londra’da uçak olayından sağ salim kurtulmasından sonra, bir cins evliya mertebesine yükseltmiştir. Bu bakımdan, İsmet Paşa’nın Menderes’i tasviri, cidden ilginç safhalar arzeder. Menderes, kendisini toparlama imkanlarını tamamen kaybetmiştir. Görüntüler, Menderes’i yanıltmıştır. Bu yanılmanın neticilerini Çorum’da pek açık seçik gördük. Menderes sevgisinin, Menderes için insanların kendilerini feda etmeyeceği hakikatını ne Menderes ve ne de yakınları anlamıştı. Diyoruz ki, şaibeler insanı küçültüyor. Şaibeler de, olmuş olanlar kadar etkili oluyorlar. Yönetime talip olanların, şaibelerden uzak bulunmaları, çıkarları gereğidir...

 

 

 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

SATILIK BİLGİSAYAR
Satmak Istiyorum (05.10.2008)
İŞYERİNİZE,DERNEĞİNİZE YADA KENDİNİZE
Satmak Istiyorum (05.10.2008)
İŞ ARIYORUM
İş Arayanlar (03.10.2008)

 
= Fotoğraf Var

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 10 misafir ve 1 üye bağlı
  • loves79

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın   Free Page Rank Tool

             

Ip Adresiniz: 38.103.63.61