|
Başlıktaki noktaya işaret eden, bizim eski Belediye Başkanımız, Saadet Partisi’nin yüksek kademe yetkilisi ve benim de, çok saygı duyduğum arkadaşım sayın Prof. Dr. Arif Ersoy’dur.
Çok ehemmiyetli bir noktaya işaret etmiş bulunuyorlar. Yaptıkları işaret, sayın Kamuran İnan, sayın Kamer Genç ve bazı başkalarının işaretlerinden geri kalmaz. Böyle anda, bu kadar açık ve doğru noktalara işaret etmek, öyle her babayiğidin yapacağı işlerden değildir. Eski Belediye Başkanımız, bir Çorumlu entelektüel olarak, üzerine düşen vatanseverlik görevini yapmıştır. Eklenecek bir şey yok ta, yine de biz bir şeyler bularak, bu yazıyı tamamlamak zorundayız.
Arif Ersoy’a, ben de, yine bir okumuş ve bir Çorumlu olarak pek çok teşekkürler ediyorum. Kendileri yalnız değillerdir. Kendileri gibi düşünen pek çok Türk vardır. Ve, emin olmasını istiyorum ki,Türkiye’nin hudutları, namuslu Türkler yaşar oldukları müddetçe, değişmeyecektir.
Türkiye’nin Osmanlı hudutları gereksiz şekilde geniş idiler. Osmanlı İmparatorluğunun şan ve şeref anlayışı bunu gerektiriyordu. Sonra devir ve düşünce tarzı değişti. Osmanlı da uykuya daldı ve gerici fikirlerin esiri oldu. İşte o zaman, Osmanlı milletleri, birer birer imparatorluktan ayrıldılar ve kendi devletlerini kurdular. En son da, Anadolu Türkleri, kendi Türkiye Cumhuriyetlerini kurdular. Anadolu’da hak iddia edenler de, yanıldıklarını, temizlendikten sonra anladılar. Rumları kovan mı oldu? Ermeniler, Anadolu’da buldukları huzuru nerede buldular? Anadolu, ne Rum ve ne de Ermeni vatanı bulunuyordu. Alparslan, Bizans’ı yenerek, Anadolu hakimiyetini Selçuklulara atmıştı. Selçuk orduları karşısında, ne Ermeni ve ne de başka milletlerin devletleri yoktu. Bizans’ın varisleri Ermeniler mi olacaktı?
Her savaş, bazı milletlere istiklallerini kazandırmıştır. Kurtuluş Savaşı da, Türklere Anadolu’da Cumhuriyetlerini kurdurmuştur. Bunları söylerken, Anadolu’da yaşayan insanların aynı soydan geldiklerini iddia ediyor değiliz. Hangi millet bir soydan çoğalmıştır? Millet bir kültür işi değil midir? Millet, müşterek bazı kıymetlerin sahibi olmak demek değil midir? Tarih, sanat, kültür birliğinin sahibi olmak, millet olmanın vasıfları değil midir? Amerika’da 45 milyona ulaşmış olan zencilerin mücadeleleri, eşitlik mücadelesi değil midir? Zencilerin, Amerika’da, ayrı bir devlet kurmaya kalkmaları düşünülür mü? Amerika, hangi soydan geldiğini iddia ediyor? İki dille eğitim yapan bir devlet tanıyanlarınız var mıdır?
Bunları herkes biliyor da, yine de, araya gıcık sokan insanların olduğunu, sayın Arif Ersoy gibi ağırbaşlı insanlarımız biliyor ve görüyorlar. Bu iddiacı, daha açıkçası, ayırıcı taraftarı insanlarımızın bulunduğu eskiden beri biliniyor. Yalnız, bizzat devlet yönetme sorumluluğu kabul etmiş, o mertebeye kadar gelmiş insanlarımızın yanlış fikirler taşıdıklarını, biz de, sayın Arif Ersoy gibi şimdi öğreniyoruz.
Türkiye Cumhuriyeti kurtuluştan sonra kurulmuştur. Elbette, eksikleri vardır. Demokratik bir Cumhuriyet olarak kurulduğu da iddia edilemez. Ancak, bizzat kurucunun denemeleri, devletin laik Cumhuriyet olarak kurulduğu ve o istikamete yöneldiği bilinmekte ve görülmektedir. Bunları görmek istemeyip, iftira yoluna sapan insanlara söylenecek çok sözümüz var da, onları bu makale içine sığdırma niyetimiz ve imkanımız yok. Zaman geldikçe, karnımızda, kafamızda mezara taşıyacak değiliz. Bizimle yaşıyanlar, zaman içinde bunları göreceklerdir.
Türkiye’de laikliğin devrini tamamladığını bir insan iddia edecek, laikliğin, mutlaka terkedileceğini ilan edecek ve de laik devletin başına da geçip rahatça oturacak! Sayın Cumhurbaşkanımızı böyle değil midir? Televizyonda, kendi sesinden bunları biz duyduk. Yoksa, o böyle bir şey söylemedi de biz rüyalar mı gördük?
Bin yıldır, bizim milletin adı “Türk”tür. Türk adı yanında, Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet sıfatları vardır. Bin yıldan beri de, biz, milletimizin adıyla iftihar ederiz. Dünya, bizi Türk olarak bilir. Atatürk’ün hata yaptığını, milletin adını değiştirmediğini söyleyen, yine de rahmetli, Turgut Özal, saçmalamadı mı kabul edeceğiz? “Ne mutlu Türküm diyene” sözünü eleştiren bir Başbakanın önünde tazim mi yapacağız? Her sabah erken kalkıp bir ayırıcılık düsturu yazan bölücülere, ceketleri düğmeleyip, tazimde mi duracağız?
Sayın Ersoy, bir millet içten tam tefessüh etmedi ise, onun milli hudutları kolay kolay değiştirilemez. Her şeyin bir bedeli vardır, ve biz bu bedeli her gün ödüyoruz. Daha pek çok binbaşımız ve daha yüksek rütbeli subaylarımız vardır. Onlar biterse, elbet onların yerini alacaklar da bulunacaktır. Bizim gibi sizin de rahat olmanızı istiyoruz. Hep, el ele olacağızdır.
|