|
Kim olursanız olunuz, kızgın kalkınca, hep zararlı oturursunuz. Başbakan bile olsanız, bu kaide değişmez. Hatta, Başbakanımız için, bu kaide daha da emredicidir. Sayın Başbakanımız, bir karar verecekleri zaman, bu esas kaideyi önceden düşünmek zorundadırlar.
Diyarbakır’dan kalabalık bir heyet kabul ediliyor. Böyle bir kabulde, sayın Başbakan’la konuşulacaklar önceden tesbit edilmelidir. Tesbitlerin dışına çıkma temayülü gösterilince de, hemen toplantıya son verilmelidir. Önceden kararlaştırılan liste değişiklik gösterince, bunun arkasının geleceği önceden bilinmelidir. Eğer, kararlaştırılanlara dikkat etmekte yarar gözetiliyorsa, Diyarbakır heyeti bunu daha önce kendisi düşünmelidir.
Konuşmanın ortasında, heyetten birisi, anadille eğitim işinin iyi tanzim edilmediğini söylüyor. Sayın Başbakanımız, anadille eğitimin Hıristiyan çocukları için Lozan’da tanzim edildiğini, diğer insanlarımızın bu işle bir ilgisinin olmadığını izaha çalışıyor. Karşı taraf bunları bilmiyor değil ki. Heyetin topu işin bu yola sürüklenmesi için orada bulunuyorlar. İşin esası olay çıkarmak ve basını işgal etmektir. Şimdiye kadar olanların gayesi de bu değil mi idi? O zaman, sayın Başbakan, kapıdaki Polis’i çağırıp, bu zatı dışarı attırmalı idi. Arkasından da, dışarı başka çıkacak olup olmadığını sormalı idi. Bu söylediklerimiz bizim düşünce tarzımız olmasa bile, bu ziyareti gerçekleştirenlere bu cins karşılık vermenin yerinde olduğunu göstermek bakımından, ehemmiyet taşıdığını, sayın Başbakanımızın bilmesi gerikirdi.
Şimdi, bir de bizim düşüncelerimizi dinlemenizi istiyoruz. Dünyada iki yüz küsur devlet vardır. İsviçre hariç, bunların hemen hepsinde, pek çok dil konuşuluyor. Konuşulur ve yazalışır da, devletin tedrisatı, kabul edilmiş olan resmi dille yapılır. Bu kabul edilmiş resmi dil, mevcut dillerin en gelişmiş olanıdır. Bazı ülkelerde de, resmi dil bile eğitim için yeterli olmadığından, gelişmiş bir başka dil, eğitim dili olarak kabul edilmiştir. Bunları yapmış olan milletler ve bu milletlerin insanları, bizim Diyarbakır insanlarımızdan daha akıllı ve daha bilgilidirler. Sadece onlar, durup dururken olay çıkarmak isteyen cinsten yaratılmış değildirler.
Amerika’nın bir milleti yoktur. Amerika’ya savaştan önce göç etmiş insanlar bir millet olma yoluna girmişler ve resmi dil olarak ta İngilizce’yi kabul etmişlerdir. Burada, benim 1957’lerde okuduğum bir kitaba göre, 26 milyon olan siyahlar, yeni okuduğum bir yazıya göre tam 45 milyon olmuşlardır. Dünyada, en çok üreyen kavim, Amerikan siyahlarıdırlar. Bunlar, siyah çocuk doğurmak için, meşru baba bile aramazlarmış. Irkın sonu söz konusu olunca, meşruiyet bile geride kalmaktadır. Şunu demek için bu bahsi yazıya eklemek zorunda kaldık. Amerikan siyahları, 45 milyon olmuş olmalarına rağmen, ayırımcılık iddiasında değildirler. Bunların mücadelelerinin esası, eşitlik mücadelesidir. Bunlar, bu siyahlar, beyaz Amerikalılara eşit olmak istiyorlar. Bu siyahlar, aynı okulda da okumak, aynı salonda dans etmek ve aynı lokantada yemek yemek istiyorlar. Bizim Diyarbakırlı, bizim ülkenin neyinde eşit değidir? Hangi devlet mevkii, bizim Diyarbakırlı için yasaklanmıştır? Ne olmak istemiştir de, bizim Diyarbakırlı olamamıştır? Kendi kabiliyeti dışında bir teşebbüsü olmuşsa, başarısız olmuş olabilir. Kabiliyeti dışında olanları ndışında, Diyarbakırlı nerelere gelmemiştir? Bir Diyarbakırlı istese, bizim Çorum’a bile, her partiden aday olup belediye başkanı olabilir. Her partiden Çorum her cins insanı milletvekili göndermiştir. Acaba, bir Çorumlu’nun, Diyarbakır’dan belediye meclisine, her hangi bir partiden, hatta, bu günkü iktidar partisinden aday olması düşünülebilir mi? Neyin peşinde yürüyorsunuz ve bu noktaya nasıl geldiğinizi düşünmez misiniz?
İngiltere’nin Londra’sı var, İskoçyası var ve İrlandası var. İrlanda ayrı bir devlet değil midir? İrlanda’nın özel bir yerli dili varmış. İrlanda’da dahi, eğitim dili İngilizce imiş. Bunları bilince, yahut bizim şu yazıda okuduktan sonra, Diyarbakırlı’nın maksadının gıcık vermek olduğunu bizim Başbakan kabul etmez mi? Görüyorsunuz ki, bizim hepimiz, muhalefeti bile eğitim yapar gibi yapıyoruz. Diyarbakırlı önünde sus, CHP’li önünde kükreyen arslan kesil. Size arslan denmez. Arslana benziyen yanınız yok.
|