Anasayfa arrow YAZARLAR arrow A.MÜMTAZ İDİL arrow BU ÜLKEDE DEMOKRASİ YAPACAKSINIZ
 
BU ÜLKEDE DEMOKRASİ YAPACAKSINIZ Yazdır E-posta
03 05 2008

Söz konusu ettiğimiz ülke bizim ülkemizdir. Bu bizim ülkemizde Cumhuriyet kurmuşuz, sonradan da, kurduğumuz Cumhuriyetin laik ve demokratik bir hukuk devleti olmasını kendimiz istemişizdir. 1950’den öncesini saymazsak, 58 senedir söylediğimiz iddiayı sürdürüyoruz. Çeşitli partiler, CHP dışında, iktidara gelmişler ve bu müddet zarfında, hepsi, nurlu ufuklardan bahsetmişlerdir. Hemen hepsi, tarihte görülmemiş gelişmelerden bahsetmeyi de ihmal etmemişlerdir. Köşeyi dönenlerimiz olmamış değildir ama, ülke olarak köşe döndüğümüz söylenemez. Türkiye’de sefalet vardır. Türkiye’de aç yatan çok insanın olması gerekir.

Ben, 1954 ve 59 seneleri arasında, ihtisasım için Fransa’da bulundum. Ed. Herriot’nun Alman esirlerine Birinci Dünya Savaşı sırasında yaptırdığı hastahanede, Cardioloji servisinde çalıştım. Hastahane beş bin yataklı idi. 25 bin kişi bir arada yaşar durumda idi. Gidenlerimizin bu hastahaneyi görmesinde ülkemizin çıkarı vardır derim. Lion, o zaman bir milyon nüfuslu idi. Avrupa’nın zengin şehirlerinden olmasına rağmen, İkinci Cihan Savaşı’nda yıkılan yerlerini henüz yeniden yapar duruma gelememişti. Bir çok şehirlerde, henüz yeniden yapıma bile başlamamıştı.

Dil öğrenebilmek için yabancıların Fransızları tanımaya ihtiyaçları vardır. Ben de bu gayretin içine girdim ve beni davet eden yerlere hep çiçek götürdüm. Üniversite kurlarında bile bu hareketim şaka konusu olmuştu. Fransa’nın henüz kadın edebiyat profesörü, benim bu hareketimi derste açtı. Fransa’nın henüz aç olduğunu solmuştu. Fransa’nın henüz kadın edebiyat profesörü, benim bu hareketimi derste açtı. Fransa’nın henüz aç olduğunu söyledi. Çiçek götürmem yerine, gittiğim yerlere dört yumurta götürürsem, daha makbule geçeceğini söylemişti. Nasihatı tuttum ve sözlerin doğru olduğunu da gördüm.

Savaştan dokuz sene sonra bile karnını doyurur durumda olmayan Fransa yanında Türkiye savaşa girmemiş ve binaları yıkılmşıtı. Savaştan zarar görmediğimizi söylemek istemedim. Ancak, adamlarımız ölmedi ve ülkemiz de yıkılmadı. Fransızlar gibi, dört yumurtaya muhtaç durumda değildik. Soframızda her şey bulunuyordu. 1954’de bile aç durumda olan Fransa ve onun yanında bütün Avrupa ülkeleri, bilhassa taş taş üstünde kalmamış olan Almanya kalkındılar. Milli gelirleri 30 bin dolar üstünde. Savaşa girmemiş bizim Türkiye, hala kalkınma edebiyatı yapıyor. Milli gelirimiz de, fert başına 5000 dolar olarak hesaplanıyor. Avrupa ülkelerinde açlıktan bahsedilmiyor. Türkiye açtır. Allah’a daha yakın kullar olduğumuzla öğünmemize gelince, gülünç olmanın daniskasıdır.

Bizim ülkemizde, petrol dışında her şeyimiz var. Ne Avrupa’nın ve ne de Japonya’nın petrolü vardır. Bunlar da, tıpkı bizim gibi, petrolü ve doğal gazı dışardan alıyorlar. Savaş tahribatına rağmen, bu yıkılmış ülkeler kalkınıp zenginleşirken, bizim yıkılmamış ülkemizin geri kalmışlığının sebebi nedir? İşte soru burada düğümleniyor. Tek sebep düşünüyor da olamayız. Ne olursa olsun, bu geri kalmışlığın, bu cahil kalmışlığın, bu fakir kalmışlığın sebepleri aranıp bulunmalıdır.Allah’ın bir zulmü olduğunu da anlatmaya kalkmamak gerekir. Yaratan Allah’ın yarattıkları arasında ayırım yaptığı söylenemez. Bu düşünce, Cenabı hakkın şanı ile bağdaşmaz.

Sanat okullarının açılışı bizde oldukça eskidir. Akşam kız sanat okulları açılışları da eskidir. Bunların yaşı, Cumhuriyetle yaşıttırlar. Bunların topunu “lise” adıyla onurlandırdık ve üniversiteye gitmeleri için de çareler aradık. Bunlar arasında İmam Hatip okulları da vardır ve bir çok değişiklikler de, onlara avantaj sağlamak için yapılmıştırlar. Bu gayriciddi hareketler, başka ülkelerde görülmüyor. Bütün Avrupa ülkelerinde lise, üniversiteye adam yetiştirmek için vardır. Bütün diğer okullar, bizde eskiden olduğu gibi, kendi meslek adlarıyla anılırlar. Bütün bu okullarda, bizim eski okullarda olduğu gibi ciddiyet vardır. İyi yetişirler, okuldan aldıkları ciddiyeti, çalışma hayatlarında sürdürürler. Bizim evi tanısanız, neler yapıldığını ve bunların hepsinin ya hiç kullanmadan veya kısa bir kullanıştan sonra, artık kullanılmaz duruma gelmiş olduğunu da görürsünüz. Buna para yetirilebilir mi? Bu milli servetin hebası, ülkenin zararına değil midir? Bunları yapamayan bir ülke, demokrasiyi başarabilir mi? Demokrasi ise, bütün sanatlardan daha zor bir sanattır.

 

 

 

 
< Önceki   Sonraki >
 
 
 

 






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Gazete Oku


Başlangıç 01.01.2007
Ip Adresiniz: 38.103.63.16

Free Page Rank Tool   Basın ve Yayın