Anasayfa arrow YAZARLAR arrow ALİ EMİROĞLU arrow İÇİMİZDE TÜRKLER DE VAR
 
İÇİMİZDE TÜRKLER DE VAR Yazdır E-posta
21 02 2007
Özbekistan’ı televizyondan izliyoruz. Cumhurbaşkanı Kerimof, iktidara geldiğinden beri, çeşitli milli kültür merkezleri kurmuş. Bu merkezlerde, çeşitli etnik kökenden gelen insanlar kendi kültürlerini gösteriyorlar. Kıyafetleri var, oyunları var ve şarkıları var. Bu insanlar kendilerine ait olan kültür kısımlarını, folklor gösterileri şeklinde ortaya koyuyorlar.
Hepsinin birer dilleri de var. Yalnız, hepsi yanındakinin konuşmalarını anlıyor. Onlar konuşurken, ben de kendi evimde, onların konuşmalarını anlıyor gibi oluyorum. Açık seçik anladığım Türkçe kelimelere rastlıyoruz. Mesela, genç bir kadın, kendisinin Kırım Tatarlarından olduğunu Türkçe olarak konuşuyor. Komşuları arasında Türklerin de olduğunu söyledi. Türklerden neyi kasdettiği pek belli değil. Her halde, bu kelime ile, Anadolu’dan gidip yerleşmiş bizim adamlarımızı belirlemek istiyor. Halbuki biz, Türk sözcüğünü, bunların hepsini ifade etmek için kullanıyoruz. Avrupalı’nın bizi tanıyanları da aynı anlamda Türk sözcüğünü kullanıyorlar.
Tarihimizde Göktürkler var. Anadolu’ya yapılan göçler arasında, Göktürkler’e rastlanmıyor. Gelenlerin ekserisi Türkmen soyundan aşiretler. Anadolu Beylikleri ve devletleri kurulunca, topluma Türk tabirini veren de Avrupalılar. Bu demektir ki, Orta Asya’nın kavimleri, Anadolu’dan gidecek insanlar için Türk tabirini kullanmaya devam edecekler. Eğer doğuya göç artarsa, büyük bir Türk kolonisi de kurulmuş olacaktır. Hepimiz insanız, aynı milletin veya ırkın insanları bile, zaman içinde, çeşitli istikametlerde değişiklikler gösterebiliyor. Hangi noktadan bakarsanız bakınız, Türk sözcüğü Manş’tan Çin ve Japonya’ya kadar kullanılmaya devam edecektir.
İnsanları dinlerken ve oyunlarını seyrederken, birbirlerine içten yakın oluşları insanın dikkatini çekiyor. Kardeşler gibi denirse, yanlış bir şey söylenmiş olmaz.
Bu görüntünün bizde de olduğu günler ve hatta zamanlar olmuştur. Halkevleri’nin yeni kurulduğu ve gelişme yoluna girdiği zamanları hatırlayanların hepsi ölmediler ya. Özbekistan’daki kültür merkezlerinde ne farkı vardı? Seyrettiğimiz folklor gösterileri, bu tatlı kaynaşmanın her cinsi, Halkevleri’nde de görülüyordu. Buralarda da, insanlar birbirlerine yakınlık hissediyorlardı. Bu buluşmalardan da insanlarımız gurur duyuyorlardı.
Bir zihniyetin basit ve iğrenç sayılacak düşünce tarzı, bu güzel ve eşsiz varlığın ve uygulamanın yok olmasına sebep oldu.
Halkevleri CHP tarafından kurulmuştu. Halkevleri, yaptığı kültür hizmetlerine ek olarak, kitaplıkların da ülkede yaygınlaşmasına sebep olmuştu. Kütüphanecilik köylere kadar girmişti. On binlerce kitap toplanmış, bunların büyük kısmı bizzat Halkevleri tarafından basılmışlardı. Parası da bu milletindi. Bir devrin zihniyetini belirliyordu.
Bütün bunlar yok edildiler. CHP bir hata yapmıştı. CHP, Halkevleri’nin tapularını üzerine almıştı. DP’nin CHP’den bunların geri alınmasına itiraz eden pek olmadı. Ancak, yok edilmesinin ihanet olduğunu DP’liler de ifade etmişlerdi. Tarih bunları yazacaktır. Halkevleri kapatılmış ve yokedilmemiş olsaydı, uluslaşma fonksiyonu belki de tamamlanmış olacaktı. Demokrasinin yerleşmesi de köye kullanılmamış olacaktı.
Şu anlaşılıyor ki, Özbekistan’daki insanlar, uluslaşma yolunda bizden daha da ilerde bulunuyorlar. Kimsenin dinden söz ettiğini de duymuyoruz. Demektir ki, din anlayışı bakımından da, Özbekistan bizden ilerde bulunuyor. Ayrıca, aralarında hatırı sayılır Rus insanları da var. Bunlar Müslüman olmadığına göre, laiklik anlayışı da iftihar edecekleri bir seviyeye erişmiştir. Kimseden, laiklik tarifi istendiğini de duymadık.
En mühim nokta ise, kimsenin etnik kökenine göre devletleşme gayreti içinde olduğu halinden söz eden yok. Özbekistan devletini, bütün kesimler benimsemişler. Devlet üzerinde mutabık kalmışlar. Özbekistan Devleti herkesin devleti olmuş. Bunları küçümseyemezsiniz.
Bize ne oldu da böyle olduk? Biz, aklımızı raflara astık; hislerimizi ve inançlarımızı sahneye çıkardık. Hem de, İslamiyet din inancı değil, mezhep ve tarikat inancının esiri olduk. Böyle olmasa, şu otuz senedir seyrettiğiniz iğrenç olaylar bin yıllık bir devletin topraklarında yaşıyan insanların arasında olur mu idi? Bu utancı, yaşadıkça duyacaksınız. Kim duyacak bu utancı? Namuslu insanlar duyacaktır. Ben, bir televizyon programında bile, 15 senelik Özbekistan’a imrendim. Galiba ülke sathında yalnız da değilim...
 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

İŞ ARIYORUM
İş Arayanlar (21.08.2008)
SATILIK BAĞ
Satmak Istiyorum (21.08.2008)
SATILIK MERCEDES
Satmak Istiyorum (20.08.2008)
ORMAN ENDÜSTRİ MÜHENDİSİ
İş Arayanlar (18.08.2008)

 
= Fotoğraf Var

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 4 misafir bağlı

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın   Free Page Rank Tool

             

Ip Adresiniz: 38.103.63.61