Anasayfa arrow YAZARLAR arrow ALİ EMİROĞLU arrow BU HEVESE BİZİ KİM DÜŞÜRDÜ
 
BU HEVESE BİZİ KİM DÜŞÜRDÜ Yazdır E-posta
01 05 2008

Türkiye, bir bölümü Avrupa’da, kalan bölümü Avrupa kıtasıyla komşu bir ülkedir. Bir bakıma, Avrupa’nın doğuda devamıdır da denebilir. O zaman, münasebetlerimizde Avrupa’nın önde tutulması gerekmez mi? Devlet yönetiminde de aynı düşünce hakim olmamalıdır, denebilir mi? Halen de, Avrupa Birliği içine girmek için çaba sarfetmiyor muyuz?

Bizim ülkemizde, Avrupa içine girme çabamız olmasına rağmen, yönetim örneği olarak ABD alınmaktadır. Mütareke devrinde bile, Amerikan mandası, çok geniş bir aydın kesimimizde istenir olmuştu.

Yakın ilişki içinde bulunmamız gereken Avrupa ülkelerinin hiç birinde, Amerikan yönetimine heves duyulmamaktadır. Amerika Birleşik Devletleri’nde bir başkanlık sistemi, Amerikan devleti kurulurken tercih edilmiştir. Başkanlık sisteminden bahsediyoruz. Demek ki, Amerikan başkanı seçilmiş olmakla iş bitiyor değil. Bir sistemden bahsedildiğine göre, bu sistemi toptan kurmadan, o rejimin ne olduğuna vakıf olmak imkanı yoktur. Eğer bu kolaylık bir şey olsa, bizim dışımızda da başka ülkelerin heveslenmeleri gerekir. Dünyada hiç bir ülke, Amerikan başkanlık sistemine heves duymuyor. Sadece Fransa, General De Gaull isteği üzerine yarı başkanlık sistemi gibi bir yol seçmiştir. Ancak, Fransa’daki rejim yarı başkanlık olmasına rağmen, eski alşıılan rejimden pek te uzak gözükmüyor. Kuş bakışı bakılırsa, Fransa’daki rejimle, Avrupa’nın başka ülkelerindeki rejimler arasında büyük farklar yoktur.

Mütareke devrini düşünürsek, bizim Amerika ile ilgimiz ve hatta, Amerika hakkındaki bilgimiz o kadar ileri de sayılmaz. Buna rağmen, içimizden pek çok aydın insan, Amerikan mandası üzerinde ısrar etmiştir. Bilhassa Sivas Kongresindeki ısrar pek belirgindir. Halide Edip Hanım, bu isteklilerin başında gelmektedir. Öndeki liderlerden sayılan daha bir çok insan da, tıpkı Halide Edip hanım gibi, Amerikan mandasının kurtarıcılığından yanadırlar. Demek ki, artık, bizim milletin içinde kendine güvenme duygusu da oldukça azalmış gözükmektedir. Yorgunluk, yokluk sorunları da bu düşünceyi destekler mahiyettedir. Amerika’nın bizden oldukça uzak oluşu ve büyük bir servetin de orada mevcut olduğunun bilinmesi, hevesi kamçılayan amillerdendir. İşte, bu gün düşüncesizce ve hayasızca hor görülen Mustafa Kemal Paşa, bu acayip düşüncelerle tek başına baş edebilmiştir. Düşmanı yenmeden önce, insanların kendi kendilerine güvenmelerinin temini daha ehemmiyetli olmuştur. Önce bu düşünce temin edilmiştir. Ondan  sonra, başarı için neler gerektiği hesap masasına taşınmıştır.

Kurtuluş Savaşı’ndan sonra, Cumhuriyeti ilan ettikten sonra bile, bizim insanlarımızın Amerika ile ilgileri pek geniş olmamıştır. Tahsile gidenlerimizin adedi, Avrupa’ya gidenlerimizden çok azdır. İş münasebetlerimiz, aynı şekilde düşünülebilir. Bütün bu eksikliklere rağmen, bilhassa devlet yönetenlerimiz yanında, Amerikan sevgisi devam edegelmiştir. Her ağzını açan da, işlerin iyi gitmediği anlarda, şu başkanlık sisteminin de denenmesi gerektiği üzerinde fikir yürüttüğü görülmüştür. Bu istek, Avrupa’nın da, Asya’nın da mevcut ülkelerinde görülmemiştir. İlla, Fransa’nın yapmış olduğunu Türkiye’nin yapmış olması gerekmez. Başkanlık sistemi kolay olsa, bunu başkalarının da istemesi gerekmez mi? Bizden başka istekliye rastlamadığımızı söylemek zorundayız!

ABD, eski prensiplerini de kaybetmiştir Eskiden küstükçe, yahut gerektikçe kendi kıtasına kendisini hapsederdi. Eski Osmanlı Padişahlarının bir kısmı gibi, Dünya hakimiyeti sevdasına Amerika’nın sürüklendiğini söylememiz mümkündür. Amerika, Dünya hakimiyetine oynuyor. Bu gün başımıza gelenlerin bir kısmı da Amerikan düşüncesinin neticeleridir. Kendisi ve yakın ilişki içinde bulunduğu Avrupa ülkelerinde laik demokrasi düşüncesi hakim olduğu halde, Amerika bize ılımlı İslam devleti olmayı tavsiye ediyor. Ilımlı İslamla demokrasi olup olmayacağı tartışmasını da kabul etmiyor. Bunları, Amerika’dan daha iyi düşünemiyeceğimizi de söyler gibi bir pozisyon alıyor. Mütarekede, İslam ülkelerinin haritalarını İngiliz subayları nasıl çizdiler ise, şimdi de, yine İslam ülkelerinin haritalarını, Amerika kendisi çizmek istiyor. Amerika’da ve Avrupa ülkeleri yönetimlerinde, dinlerin hiç bir etkileri olmadıkları halde, Amerika’nın yeni planında, dinlerin yönetimlerde yerlerinin olması gerektiği fikri savunuluyor.

Amerika’nın bu fikirlerinin sahiplenenleri Türkiye’de azdır denebilir mi? Türkiye Cumhuriyeti, bu kadar uzun deneyimlerine güvenerek, bu badirenin altından kalkabilir mi? işin tam ortasındayız! Bu ülkenin her adamı düşünmek zorundadır. Bu işin sorumluluğunun paylaşılması da gerekiyor. Kafalarınızı açınız!

 

 

 
< Önceki   Sonraki >
 
 
 

 






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Gazete Oku


Başlangıç 01.01.2007
Ip Adresiniz: 38.103.63.16

Free Page Rank Tool   Basın ve Yayın