Anasayfa arrow YAZARLAR arrow A.MÜMTAZ İDİL arrow AKIL KAİM OLMADAN
Prev   Next   Pause   Play     Scroll   Fade   ScrollFade
AKIL KAİM OLMADAN Yazdır E-posta
30 04 2008

İnsanların akıllarını iyi kullanmadan ve dürüstlüğü şiar edinmeden bir noktada birleşmeleri ve anlaşmaya varmaları mümkün olamaz. Bizim ülkedeki durumumuz, ilk cümledeki söylediklerimizin doğru olduğunu gösteriyor.

Şunu unutmamak gerekir ki, Türkiye’deki demokratik hareketlerin başlangıcı Fransız ihtilali ile hemen hemen paralel gitmektedir. 1789 Fransız İhtilali tarihidir. 1800 küsur seneleri de, Osmanlı İmparatorluğu içinde, yenilikler düşünme yıllarıdır. Eninde ve sonunda, bana öyle geliyor ki, Lale Devri’ni ve III. Selim’i bu düşüncelerin başlangıcı olarak kabul etmek zorundayızdır. Lale devrini sadece bir eğlence devri olarak kabul etmek bir gaflet olur. Bu eğlence şekilleri arasında, ileri hareketlerin tohumları da konmuştur. III. Selim düşüncelerini devlet adamı olarak gizli tutmasını bilse idi, hem hayatını koruyacak ve hem de düşüncelerini tatbik etme imkanlarını bulacaktı.

Söylediğimiz tarihleri şöyle iyi düşünecek olursak, biz, 200 seneden beri Avrupa’nın iyi ve ileri fikirleriyle haşır neşir olmuşuzdur. Avrupa, 230 sene içinde bu gün bildiğimiz duruma gelmiştir. Aslında, demokratik hareketler Fransa’nındır. Bu gün, Yunanistan dahil, bütün Avrupa memleketleri bu düşüncleri benimsemişler ve ayrıca, birlik kurma durumuna da gelmişlerdir. Kendileri bu iddiada bulunuyorlar. Bizi de, modern Türkiye Cumhuriyeti’ni adeta irdelemektedirler. Birlik dışı tutmak için çeşitli bahaneler uydurmaktadırlar. Çok nüfus dışında, bizzat Cumhuriyetin kurucusunu dahi, birleşmenin engeli olarak görmektedirler. Atatürk prensipleri terkedilirse, Türkiye’nin Avrupa Birliği içine girmesi imkan içine girebilecekmiş. Atatürk’ün yaptıkları ise, bizzat Avrupa’nın takip ettiği düşünce yolunun benimsenmesinden ibarettir. Bu gün yaşadığımız modern Türkiye’de neler varsa, bunların hepsi Avrupa’nın demokratik ülkelerinde vardır. O zaman, niçin Avrupa’nın sözde devlet adamları, Türkiye için Atatürk prensiplerini birer engel olarak görmektedirler? Bunları normal insan kafasıyla anlamamız mümkün değildir. Türkiye laiktir; Avrupa Birliği içine girmiş bulunan ülkelerden laik olmayan var mıdır? Türkiye, laikliği, Avrupa’nın anladığı dışında mı sanıyor? Sağ partilerimizin düşünce tarzlarını bir tarafa itelerseniz, bizim anlayışımız, laiklik anlayışımız, batı Avrupa ülkelerinin laiklik anlayışının aynıdır. Batı Avrupa ülkeleri, dinin yerini nasıl tain etmişlerse, Atatürk Türkiyesi de aynı şekilde dine yer vermişlerdir.

Yanlış anlamalarımızı ve hatta yanlış tatbiklerimiz olabilir. Bunların düzeltilmeyecek yanları da yoktur. Ancak, 1950’den beri, sağ partilerimiz, laik olmamışlar ve laikliği de tamamen yanlış anlamışlardır. Devletin laik olacağını, insanların laik olmayacaklarını söyleyen insanların hepsi sağ partilerimizin adamları ve hatta devlet ve hükümet başkanlarıdır. İnsanlar Cumhuriyetçi olabilirse, bu insanlar aynı zamanda laiktirler. İnsanlar laik iseler, bu insanlar aynı zamanda batıcıdırlar. Laik olmadan, bir ülkede demokrasi olamaz. Demokrat iseniz, siz farkında olmadan laiksinizdir. 1961 Anayasası, Avrupa’nın dahi gıpta ettiği bir anayasa idi. General De Gaull dahi, bu Anayasanın tercümesini okuduğunda, “Anayasa çok mükemmeldir, ancak Türklerin bunu tatbik edebileceklerini sanmam” demiştir. Nitekim de bu Anayasa’nın milletimiz için tatbik imkanı olmadığını başta sayın Süleyman Demirel, arkasından da eski CHP’li olan rahmetli Nihat Erim söylemiştir. Bunları takiben gelen bütün devlet adamları da, aynı şekilde konuşmaya devam etmişler ve fırsat düştükçe de istemedikleri maddeleri değiştirmişlerdir. Son denemede ise, mevcut Anayasanın 65 maddesi değiştirilmiş ve yine de aynı düşünceden vazgeçilmemiştir.

200 senedir bu iş içinde yuvarlanıp durmamıza rağmen, bir çıkar yol bulduğumuz söylenemez. Şu geldiğimiz nokta, kimsenin öğrenebileceği bir nokta değildir. İki yüz senelik bir deneyimin mahsulüdür de denemez. O zaman da, çok kabiliyetsiz olduğumuzdan bahsedilir. Halbuki, bizim millet, geri yanlarının olmasına rağmen, kabiliyetsiz değildir. O zaman, bizi bu durumda çabalatıp duran düşünce nedir? Hiç şüphe yok ki, bizi bocalatıp duran fikir, politikacılarımızın demokrasiyi yanlış anlamalarıdır. Belki de, seçim kazanmak için yaptıklarını, akıllılığın gereği olarak düşünüyürolar. Kendilerinin öncesi olanların nerelerde olduklarını düşünmek istemezler mi? Düşünseler, bu yaptıklarını yaparlar mı?

 

 

 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

SATILIK CORSA VE KİRALIK BÜRO
Satmak Istiyorum (03.12.2008)
ACİL SATILIK BAĞ VE YOLA CEPHELİ ARSA HİSSESİ (ÇOK HESAPLI)
Satmak Istiyorum (02.12.2008)
DEVREN SATILIK CD MARKET
Satmak Istiyorum (01.12.2008)
MATEMATİK ÖĞRETMENİ ALINACAK
İş Verenler (01.12.2008)

 
= Fotoğraf Var

Firma Rehberi

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 41 misafir ve 2 üye bağlı
  • myıldız
  • murcell

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın  

Siyeteyi en iyi Explorer7 ve Firefox3 ile izleyebilirsiniz.

 

Ip Adresiniz: 38.103.63.55