Anasayfa arrow YAZARLAR arrow A.MÜMTAZ İDİL arrow II. MAHMUT'UN KADIN BAKIŞI
 
II. MAHMUT'UN KADIN BAKIŞI Yazdır E-posta
23 04 2008

Hangi yönden bakarsanız bakınız, II. Mahmut büyük tanınmış bir Osmanlı padişahıdır. Kendisi yetimdir. III. Selim tarafından çok büyük itinalarla yetiştirilmiştir. Ağabeysi Mustafa’ya da aynı itinalar gösterilmiştir. İyi niyet, iyi niyetle yetiştirilme, insan hırsını ortadan kaldırmaya yetmiyor. III. Selim’den sonra da, Mustafa, geleneklere göre, padişah olacaktır. Bu iki çocuk, aslına bakarsanız, Padişah olacak yaşa da gelmiş değillerdir. İnsan hırsı, veya kötü niyetli insanların niyetlerinin ortaya konmuş olması, beklenmedik olayların ortaya gelmesine sebep olmaktadır.

II. Mahmut çocuk yaşta Padişah olmuş ise de, Devletin içinde bulunduğu tehlikeleri anlamakta geç kalmamıştır. Yeni bir cins asker teşkil etmek için, tamamen bozulmuş olan Yeniçeri Ocağı’nın ortadan kaldırılması gerekiyordu. Genç padişah, devlet erkanı ile birlikte, Topkapı Sarayı’nda toplanıp karar vermiş ve Sultan Ahmet Meydanı’nda sancak açılmıştır. Yeniçeri Ocağı da böylece bitirilmiştir.

II. Mahmut’un sevmeyenleri de vardır. Anadolu’da bazı tarikat mensupları, bazı tarikatların kapatılması veya kontrol altına alınmasından dolayı, kendisini sevmediklerini söylemektedirler. Yapılan doğru olsa bile, niçin yapıldığının bilinmesi ve ona göre karar verilmesi gerekir.

Nizamı Cedit böyle ortaya getirilmiştir. Bizzat Padişah, Albay rütbesi altında, galiba Rami kışlasında, tam iki sene yeni askerin yetiştirilmesinde hizmet etmiştir. Koca Padişah, Albay rütmesi taşımış ve altı beton olan koğuşlarda yatıp kalkmıştır. Ölümüne sebep olan verem hastalığını da, belki bu yıllar almış olabilir.

Son Padişah Vahidettin’e kadar bütün padişahlar onun sulbünden gelmektedir. Bir daha adam sıkıntısına girmemek için de, belki çok çocuk yapmak ihtiyacını da duymuştur. Kadınlara karşı da iyi niyetleri olduğunda şüphe yoktur.

II. Mahmut’un bir olayını anlatmak için, İngiltere’de geçmiş bir olayı önce anlatmakta fayda görüyoruz.

İngiltere’de, şimdiki Veliaht Prens Charles’ı bilmeyeniniz yoktur. Diana ile evlendirilmiş ve mutluluk ta bulunamamıştı. İki çocuk sahibi olduktan sonra, istenmiyen bir ayrılık ve ölüm ortaya gelmişti.

Prens Charles ve Prenses Diana daha evlenmeden deniz birliklerini birlikte teftiş etmişlerdi. Teftiş esnasında geminin kıtaları “Ne güzel kız, değil mi?” adlı bir şarkıyı söylemişlerdi. Herkesin baktığı Diana bu büyük ilgiden rahatsız olarak ağlamıştı.

İşte, bizim Osmanlı tarihinde de, II. Mahmut devrinde bir olay olmuştu. Aslında olan olay, İngiltere’de olan olayın aynısı idi. II. Mahmut’un bir kızı, saçlarını bir bere içine toplayarak, ağabeyi ile birlikte askeri kıtaları teftiş etmişti. Hep biliyorsunuz ki, Prenses bir Padişah kızı idi. Aynı zamanda baba olan Padişah, halife bulunuyordu. Prenses te, babası halife olan müslüman bir padişah kızı bulunuyordu. Elbette ki inançları da vardı. Yeni teşkil edilmiş Osmanlı askeri, Padişah’ın kızı ve oğluna karşı itaatkar davranmıştı. Padişah’ın kızına karşı saygılı davranılmış ve itaat edilmişti. II. Mahmut devrinde, Osmanlı halkının hiç bir kesiminde, Padişah kızının yaptığı yadırganmamıştı.

Yazılanlardan şu anlaşılıyor ki, Padişah zihniyeti ne ise, o zihniyet toplumda etkili oluyordu. Toplum, kendisi etkili olacak kadar kudretli cereyanların sahibi bulunmuyordu. Başka bir deyişle, toplum, inançlarında düşmanlık yaratacak kadar şartlanmış bulunmuyordu. Osmanlı imparatorluğunun müsamahakar oluşu da, bu söylediğimiz noktadan geliyordu.

Bu günkü durumla, III. Selim veya II. Mahmut devirlerini kıyaslamaya kalkarsak, Cumhuriyet toplumunda hoşgörünün azaldığını söylememiz mümkün olur mu? İnsanın bunları söylemek içinden gelmiyor ama, görünen de onu ifade etmekten başka bir şey gösteriyor. Cumhuriyetin getirdikleri, toplumu şartlandırmıştır, dememiz mümkündür. Bu şartlanmanın amilleri ise, Cumhuriyet karşıtı çalışmalardır. Cumhuriyet kurucusunun büyüklüğü ve arkasındaki büyük başarılar, insanların susmalarını gerektirmiş ama, içten içe çalışmalarını da tahrik etmiştir. Hoşgörülü kesim biraz gevşemiş, yobazık ifade eden kesim de biraz daha cesaretlenmiştir. Hatta, birazdan çok ta kurnazlık kazanmıştır, demek dahi mümkündür. Fransız ihtilali gibi devirler yaşanacaktır, demek istemiyorum ama, bu gidişatı da akıl ve izan içinde buluyor değilim!..

 

 

 

 
< Önceki   Sonraki >
 
 
 

 






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Gazete Oku


Başlangıç 01.01.2007
Ip Adresiniz: 38.103.63.16
Şuanda 37 misafir ve 2 üye bağlı
  • faikaykac
  • MUSTAFA SAATCİ

Free Page Rank Tool   Basın ve Yayın