|
Hepimizi derinden yaralayan ve on binlerce insanımızı yutan 1999 İzmit depreminden sonra, zor gün dostu KIZILAY derneğinin içinde olduğum için, karınca kararınca elimizden ne gelirse, insanlarımıza yardımcı olmak için çabalamıştım.
Bir de genel merkeze Denetim Kurulu Başkanı olunca daha çok içlerine girmiş ve yakından tanıma fırsatını bulmuştum.
Aman Allahım! Bir de ne göreyim..
Bizim bildiğimiz, milletinin kara gününde yanında olduğuna inandığımız ve bu amaçla 1800’lü yılların son çeyreğinde kurulan Hilal-i Ahmer Cemiyeti, vakti zamanında oraya girmiş üç-beş ailenin babasının çiftliği olmuş.
O, kızını,
Beriki oğlunu,
Diğeri yeğenini,
Hiçbir şey bulamazsa, tüm köylüyü doldurmuşlar o güzide kurumun içerisine.
İşe göre adam değil, adama göre iş yaratmışlar… o günlerde.
Kendilerinden olmayanı ayrıksı otu gibi atıyorlardı.
Huylarına sularına gitmediğiniz taktirde.
Hele benim gibi denetim kurulu görevini layığı ile yapmak isteyip hesap- kitap- ihale incelemeye başlar ve üstlerine giderseniz,
“Sen de kimsin” diye karga tulumba atmaya kalkıyordu kapıya konulan özel BADİGARDLARI!
Epeydir yokum o kurumun içerisinde.
Ama kurum hep benim içimde.
Ben görevimi yapıp bilgi ve belgeleri yetkililere teslim ettim. Kurumun yöneticileri görevden alındı ve yenileri atandı.
Çoğu zaman, Çorum Kızılay’ında yapmış olduğum çalışmaları özlemle anarım. Bir çok dost ve arkadaşlarımla…
Ayşe ile…
Tugay ile…
Volkan ile…
Servet ile…
Ne yazık ki 7 yıl hizmet verdiğim ve genel merkeze denetim kurulu başkanı olarak seçildikten sonra ayrıldığım Çorum Kızılay yöneticilerinden hiç ses yok.
En çok ahde- vefanın olması gereken bu kurumda ben görevdeyken eski başkanları yılda 2 kere olsun onere ederdim.
Benim genel merkezde olduğum dönemlerde Kızılay derneğinde gördüğüm akraba veya hemşeriyi koruyup kollamak sadece burada mı vardı peki?
Yooo!..
Ne münasebet…
Şu an Türkiye’nin bütün kurumları böyle.
Nereye giderseniz gidin, herkes birbirine akraba.
Ya kız almışlar, ya oğlan vermişler…
Bir ailede yapılan tüm imtihanları kazanmış ve o kurumda iş başı yapmış on tane adam olur mu?
Ama olmuş!..
Hepsi, ama hepsi böyle…
Daha mı olmadı,
Yani oğlan uşak yok ta ille de birine sırtını mı dayamak istiyorsun.
O zaman da devreye damatlar giriyor…
Her işe yetişen,
Kayın babasının yanından ayrılmayan,
Hatta ona çelikten bir zırh olmayı kabullenmiş damatlar!..
Doğruluk,
Dürüstlük,
Liyakat,
İş bilirlilik,
Tahsil,
Kültür mültür hak getire işe girebilmek için…
İlla ki kan bağı olmalı, gerisi lafı güzaf…
Bence,
Onca insanı her türlü masraftan,
Ve,
Zaman israfından kurtarmak için işe alımlardaki imtihanları kaldırmalılar.
Nasıl olsa,
İmtihan komisyonunun içerisinde ağabeyiniz,dayınız, amcanız, ya da bir yakınınız yoksa, ağzınızla kuş dahi tutsanız, herhangi bir devlet kurumunda işe girmeniz mümkün değil.
Memleketimizde çark böyle dönüyor anlaşılan.
Sen benim işime karışma, ben de seninkine..
Yapıldığı söylenen seçme sınavlarını hep bunların çocukları kazanacak diğerleri geri zekalı muamelesi görüp elenecekse, biz sıradan vatandaşlar neden hala bunların “değirmenine su” taşıyıp dururuz,
Anlamak mümkün değil…
Hani,
“Hattı müdafaa yok sathı müdafaa vardı”
Hani,
Bütün yurttaşlar devlet nezdinde eşit haklara sahipti…
Ne oldu bizim eşitlik ilkemize?
Biz soruyoruz,
Sorumlu olanlar da en tepeden bizimle beraber seyrediyorlar…
Dediğim gibi…
Kaldırın bari bu imtihanları da,insanlar rahat rahat yakınlarını işe alsınlar.
BİZİM BEBELER DE geri zekalı muamelesi görmekten bu şekilde kurtulmuş olurlar belki…
Her Gününüz Güzel Olsun.
|