Anasayfa arrow YAZARLAR arrow A.MÜMTAZ İDİL arrow TARİFLER YAPILIYOR DA, DÜZELTİLİYOR DA
Prev   Next   Pause   Play     Scroll   Fade   ScrollFade
TARİFLER YAPILIYOR DA, DÜZELTİLİYOR DA Yazdır E-posta
20 02 2007
Lale Devri, Meşrutiyet Devri ve nihayet “Tarifler Devri”ne gelinmiş bulunuyoruz. Şimdilik, bütün insanlarımızın gündemini, laiklik tarifi teşkil ediyor. Başka kavramlar da tarif edilmek isteniyorsa da, bunların çoğu dil kayması gibi bir şey oluyor. Şu laiklik tarifi üzerinde insanlarımız ve büyük yöneticilerimiz mutabık kalmış olsalar, öbürleri çabukça unutulacak gibi bir durum gösteriyorlar.
İngiltere’de ve Norveç’te, krallar, kiliselerin de başkanı bulunuyorlar. Öyle konuşuluyor ki, bu ülkeler laik değillerdir.
Kiliselerin başlarında krallar olmasına rağmen, sayılan bu iki ülke de laik devlet yönetimiyle idare edilmektedirler. Bunun başka izahını yapmak için, insanların, bu tartışmayı açan ve yapan insanların, cidden fakülteler bitirmiş bilgisizler olmaları gerekir. Bir yüksek tahsil yapıp onun perdesi arkasına gizlenmeden, böyle tartışmaların yapılması mümkün olmaz.
Laiklik bir devlet yönetim biçimidir ve burada ancak akıl ve gelenekler hakim unsurlar olarak görülürler. Din ve kutsal nosyonlar, laik prensipler üzerinde etki yapmazlar. Bu dediklerimiz, bir ülkenin inançları, dinleri, dince kutsal nosyonlarının yok olduğunu göstermez.
Laik rejim veya laik fikir hüzmesi; Kiliselerin ve şimdi de biz Müslüman ülke olan Türkiye’nin din temsilcilerinin elinden Dünya hakimiyetini almıştır. Laik fikir hüzmesi ne Avrupa Hristiyan ülkelerinde, ne de Müslüman Türkiye’de cari olan dinlerin, Hristiyanlık ve Müslümanlığın kitaplarına karışmış değildir. Her din kitabının ayetleri üzerinde düşünce ve tartışma açmış değildir. İncil’i eleştirmediği gibi, Tevrat’a bir şey demediği gibi, Kur’an için de bir düşünce veya eleştiri ortaya koymamıştır.
Dinlerin, kitaplarda sadece isim olarak noktalanan ibadet yapma şekillerine de karışan olmamıştır.
Bütün bunlar, laik rejimin himayesi altında rahatlıkla yapılacaktır. Yapılmaktan şikayetçi olanlar da olmamıştır.
Laik rejim, din ve vicdan özgürlüğü de değildir. Bu deyiş, kötü düşünce sahipleri için bir perde görevi görmektedir. Laik rejim veya laik fikir hüzmesi, bütün insan haklarının, kendi garanti altında, istenildiği gibi yapılmasını temin eder. Bu hürriyetlerin yapılmasını garanti ettiği gibi, onlara kol kanat olduğu gibi; bu hürriyetlerin de, başkaları üzerinde hakimiyet kurmasını önler. Bu demektir ki, dokunulmaz bir hürriyet veya bir nosyon yoktur. Haddini aşanları laik rejim yola getirir ve sınırın dışına çıkılmasını önlemiş olur. Din ve vicdan hürriyeti de bir insan hürriyetidir ve o da, aynı kaidelere uymak zorundadır. Avrupa’da bu işlere karışılmıyor düşüncesi yalandır. Avrupa’nın her ülkesinde, Kilise veya Papaz dünya işlerine karıştığında veya başka inançlara karıştığında, ülke toptan ayağa kalkar. Ülke yani millet, papazın kiliseye girmesini ister. Gerek duyunca, insanların kiliseye gelebileceğini bildirir. Papaz’ın Kilise’den asla çıkmamasını ister. Bu istemek, ikaz etmek demektir.
Kilise sokakta, meydanda gösteriler yapacak değildir ki; Kilisenin çıkması demek, Kiliseyi yönetenlerin sokaklara çıkması demektir. Laik fikir hüzmesi, bu zihniyetin karşısındadır.
Görülüyor ki, insanların Devlet yönetiminde tek hakimiyet, laik fikir hüzmesi hakimiyetidir. İşte bunları idrak eden milletler, hem inançlarında, hem ibadetlerinde ve hem de devlet yönetimlerinde rahata ermişlerdir. Böylece insanlar, inanç için birbirlerini kesmekten, öldürmekten vazgeçmişlerdir.
Bu yazdıklarım Türkiye için de doğrudur denebilir mi? Ama, laiklik tarifi Türkiye için de aynıdır.
Televizyon tartışanları, sayın Arınç’ın tarifini düzeltmeye kalkıyorlar. Sayın Arınç için, laiklik, din ve vicdan özgürlüğüdür. Bunu Arınç bilerek söylemiştir. Bu tarifi ilk defa yapıyor değil ki! Bu tabir yanlış değil, kasıtlı kullanılmıştır. Bunun tashih edecek yanı var mıdır?
Cumhurbaşkanımız bu tarifi ilk defa yapmıyor. Kendisi, bu konuda bir çok karar altına imza atmıştır. Tariflerinin hepsi de aynı doğru istikametindedir. Cumhurbaşkanımıza akıl vermenin anlamı da var mıdır? Birinin bu tarif çıkarınadır. Cumhurbaşkanının görevi doğruyu söylemektir; bu tariften şahsi bir çıkarı yoktur. İlim kitapları da bu tarifi yazmaktadırlar. Cumhurbaşkanını eleştirmekten kim ne kazanmıştır ki, bundan sonrakiler bir şeyler kazanmayı beklesinler!
Nosyon tarifi yapanlar, ilerde zararlı çıkacaklardır. İnsanlar bildikleri konular üzerinde tartışmayı kabul etmelidirler.
 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

SATILIK CORSA VE KİRALIK BÜRO
Satmak Istiyorum (03.12.2008)
ACİL SATILIK BAĞ VE YOLA CEPHELİ ARSA HİSSESİ (ÇOK HESAPLI)
Satmak Istiyorum (02.12.2008)
DEVREN SATILIK CD MARKET
Satmak Istiyorum (01.12.2008)
MATEMATİK ÖĞRETMENİ ALINACAK
İş Verenler (01.12.2008)

 
= Fotoğraf Var

Firma Rehberi

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 56 misafir ve 2 üye bağlı
  • kaan1996
  • HANDE

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın  

Siyeteyi en iyi Explorer7 ve Firefox3 ile izleyebilirsiniz.

 

Ip Adresiniz: 38.103.63.55