|
Sorunlar açık seçik olarak ortaya alınmamışsa, bunların düzene konmasında sıkıntılar olacaktır.
Dış Türkler deyip geçiyoruz. Bu dış Türkler sorununu iki şekilde düşünmek gerekir. Bunlardan birincisi, çok uzun süren Osmanlı İmparatorluğu zamanında, bazan kendiliğinden, bazan da devlet eliyle, daha doğrusu zorla, imparatorluk sahasına iskan edilmiş Türkler vardı. Bu Türk yayılışında bir çok sebep varsa da, memleketlerin Türkleştirilmesi düşüncesi yoktur. Osmanlı İmparatorluğu kitleleri Türkleştirme politikası değil; Türklükten uzaklaştırma politikasını takip etmiştir. İmparatorluğun duraklama devrinde olmasa bile, gerileme devrinde, hızla ileri gidildiği gibi, yine hızla geriye de çekilmek zorunda kalınmıştır. Bu hızlı çekiliş esnasında da, dışa, imparatorluğun uç kesimlerine yerleşmiş Türkleri, bir düzen içinde Anavatan’a taşımak imkanı olmamıştır. En büyük acı, Balkan savaşlarınd ayaşanmış, muntazam ordu, göçmenlerin dağınık çekilişi yüzünden, muntazam savaş yapma imkanını bile bulamamıştır. Balkan savaşı sırasında, bu perişanlığı anlatan kitapların okunması bile, ıstırap vericidir. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, Bulgaristan’ın düşüncesizce Bulgaristan Türklerini hudut dışı etmesi olayını ben görevli olarak yaşamışımdır. Bir de savaş esnasındaki çekilişi düşünürseniz, facianın sınırsızlığını anlamak mümkün olabilir.
İşte, bu derbederlik yüzünden, savaşlarda, bir kısım dış Türkler Anadolu’ya ulaşabilmişler, büyük bir kısmı yollarda süngülenmiş, yine mühimce bir kısmı ise vatan edinilmiş bu ülkelerde kalmak zorunda kalmışlardır. Bu kalanlarla hiç ilgilenilmemiştir. Savaşların birbirini takip edişi ve her savaşta da Türkiye’nin yenilmiş olması, “Türk” sözcüğünün kullanılmamasını gerektirmiştir. Eski Osmanlının gerek Avrupa topraklarında ve gerekse Kuzey Afrika memleketlerinde pek çok insanımız kalmıştır. Bunların bir kısmı, ana dillerini bile kaybetmişlerdir. Türk olduklarını bildikleri halde, Türkçe konuşmayı unutmuşlardır. Avrupa’da ihtisas yaptığım sıralarda, Cezayir’li Türk arkadaşlarım olmuştur. Bunlar bana yakınlık duyarlardı. Ancak, biz aramızda Fransızca anlaşabilirdik. Kendi hemşerileriyle de, o ülkenin dili ile, genel olarak Arapça olarak anlaşırlardı. Osmanlı padişahlarının yalnızca gidiş politikaları olduğu, geri dönüşü düşünmedikleri için, bu ıstırapları yalnız milletin çocukları çekmiştir. Şimdi bile, aramızda bulunan Osmanlı hayranları, bu dış Türkler hakkında bir fikre sahi değildirler.
Anadolu Ermenilerini İttihat ve Terakki Fırkası, isyanlarından dolayı, Suriye’ye sürgün ederek halletmiştir. Sonradan, Suriye’den eski oturdukları yerlere dönmelerine izin verilmiş olduğu halde, geri dönmeyi göze alan olmamıştır. İttihat ve Terakki korkusu amil olabildiği gibi, Suriye ve Irak’ı işgal eden ve himayesine alan devletlerin engellemiş olmaları da düşünülebilir. Bu ikinci işgalciler de, yeni geldikleri bu ülkelerde, kendilerine bağlı olan Ermenilerden yönetimde istiade etmek istiyorlardı. Milletlerin geçimsizliklerinden istifade etmek istemeleri de normal karşılanmalıdır.
Kurtuluş savaşında Yunan ordusuna yazılan ve Batı Anadolu şehirlerinin yakılmasına iştira eden Rumların mübadelesi de Lozan’da olmuştur. İsmet Paşa ve Mustafa Kemal bu sorun üzerinde ciddi durmuşlar ve böylece 1.5 milyon Rum, Batı Anadolu’dan Yunanistan’a gönderilmiştir. Bunların hiç birisi Yunanistan’da kalmamış, Avrupa’nın ve Amerika’nın çeşitli ülkelerine gitmişlerdir.
Bu kadar geniş ayıklanmaya rağmen, hala bizim toplum içinde can sıkan insanlara ve gruplara rastlanmaktadır. Hudutlarımızı Misakı Milli çizmiştir. Hiç kimse, Kurtuluş Savaşı devam ederken ve sonunda, ayrıcalık istememiştir. Fakat sonra hep dış tahrik sebebiyle, ayrıcalıklar görünmeye başlamıştır. Bu gün, Devletin Başbakanı bile, bizim milletin adının ne olduğunu düşünmeden, “Ne Mutlu Türküm Diyene” denilmemesini tavsiye etmektedir. Rahmetli Özal’ın bir hata olarak gördüğü fikir devam ediyor. Atatürk hata etti, diyebilen tek insan, Dünyada Turgut Özal’dır. Halbuki, Atatürk akıllı bir insandır ve ancak gerekenleri yapmıştır. Anadolu’da yaşayan milletin adı “Türk milleti”dir. Yani, burada milletin adını söylemek, ırkçılık ifade etmez. Siz böyle anlıyorsanız buna da bir şey yapamayız. Sizin neyi doğru söylediğinizi bizim de doğru anlıyanımız yok ki! Avrupa’ya girmeye çalışan insanlar ve partiler. Avrupa devletlerinin bizim anlayışımızda olduğunu bilmezler mi? Bilmiyorlar! Cahiliz de demiyorlar. Söylediklerini de bizim kabul etmemizi istiyorlar. Sizinle bu dünyada değil, öteki dünyada da anlaşmak mümkün olmayacaktır. Avrupa milletleri demokrattırlar, laiktirler ve milliyetçidirler. Bunları niçin bilmek istemezsiniz ki!
|