|
Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Kenan Malatyalı, Türkiye'nin zor zamanlar geçirdiğini ve ekonomik büyümenin yavaşlama sinyalleri vermeye başladığını belirterek bu zor zamanların atlatılabilmesi için bütün siyasi aktörlerin birlik olup ortak hareket etmesi gerektiğini ifade etti.
Aylık olarak gerçekleştirilen TSO Meclis toplantısında konuşan Malatyalı, geçmiş hatalar sonucunda enflasyonun hedefin çok üzerinde seyrettiğini bu olumsuz gidişata son iki yılda arz kökenli maliyet artışlarının da eklendiğini ve kelimenin tam anlamıyla bir açmaz oluştuğunu vurguladı. Geçen yılın ilk iki ayında dış ticaret açığı 7.7 milyar dolar iken, bu yıl 10.6 milyar dolara yükseldiğini belirten Malatyalı, dış ticaret açığının son bir yıl içinde %38 büyüdüğünü ve bu rakamların, dış açık sorununun daha da kötüleşmekte olduğunun açık bir belirtisi olduğunu söyledi. Reel sektörde canlılık ve ekonomide büyümenin göstergesi kabul edilen şirket kuruluş kapanışlarına ilişkin verilerin, bu alanda Mart ayında bozulmanın daha da arttığını ortaya koyduğunu anlatan Kenan Malatyalı, TOBB verilerine göre, Mart ayında yeni açılan şirket sayısı geçen yılın aynı ayına göre % 1.61 azalarak 9 bin 762'ye gerilerken, kapanan şirket sayısı ise %53.07 oranında rekor bir artışla 4 bin 64 olduğunu vurguladı. Mart ayında Çorum'da 37 şirket açılırken, kapanan şirket sayısının 95 olduğuna dikkat çeken Malatyalı, Türkiye'de açılan her 100 işyerine karşılık 87 işyerinin de kapandığını anlattı. Olanlara bakıldığında Türkiye'nin son altı yıldır "başarı hikayesi" diye anlatılan sürecin sonuna gelmiş gibi göründüğünü ifade eden TSO Başkanı Malatyalı, yurtiçinde ve yurtdışında yaşanan dışsal etkenlerin bu olumsuz görünümü desteklediğini söyledi.
Malatyalı konuşmasına şöyle devam etti: “Vergi iadesinin yerine getirilen asgari geçim indiriminden faydalanamayan teşvikli illerdeki işçilerin durumu hala belirsizliğini koruyor. Meclisteki tasarıda asgari geçim indiriminin %40'ının bu işçilere verilmesi öngörülüyordu. Ancak bu oran alt komisyon çalışmaları sırasında milletvekillerine az geldi ve oranının yükseltilmesi istendi. Gelir İdaresi yetkilileri ise oranın belirlenmesine, artık 'siyasi irade'nin karar vereceğini söyledi. Dolayısıyla bu konuda ne zaman sonuç alınacağı belirsiz durumda. Bizim iş dünyası olarak talebimiz, beklentimiz, hükümetimizin, küresel riskleri de göz önünde bulundurarak Türkiye'nin ekonomideki kırılgan noktalarına yönelik önlemleri gecikmeksizin almasıdır. Bu kritik günlerde siyasetin gündeminde sadece ve sadece ekonomi olmalıdır. Bakın bugün IMF Para ve Sermaye Piyasalar Bölümü Başkanı'nın bir açıklaması var; başkan, küresel mali krizin uzun süre devam edeceğini söylüyor. Yani önümüzde ne kadar süreceğini bilmediğimiz bir küresel risk var, kuşkusuz bunun Türkiye'ye de olumsuz etkileri oluyor ve olacaktır. Bu durumda riskleri en aza indirmek için makro ve mikro tedbirlerin vakit geçirmeksizin hayata geçirilmesi zorunludur.

|