|
Biz, Orta Asya yaylasının adamlarıyız. Burada söz konusu yapmak istediğim, siyaset bakımından nereden geldiğimiz olacaktır. Osmanlı İmparatorluğu’nun bir demokratik görüşü yoktur. Nasıl bakarsanız bakınız, Osmanlı İmparatorluğu bir din devletidir. Padişahının aynı zamanda Halife olduğu bir devletin demokrasi ile bir ilgisi yoktur. Müsamahaları olabilir elbette!
İttihat ve Terakki gizli cemiyeti Askeri Tıbbiye’de kurulmuştur. Buna dair bilgiler, eski azılarımızda, hocam Kemal Cenap hocadan naklen verilmiştir. Bizim hocalarımızın çoğunluğu İttihat ve Terakki üyesi idiler. İtilafcı da bir kaç hocamız vardı. Bu gizli cemiyeti, sonralar, Selanik’te, Talat bey yürütmüştür. Aslında cemiyetin başkanı yoktu da, Talat bey nereye girse, yüzler ona çevrilir ve Talat bey, daha sonra Talat Paşa, cemiyetin genel başkanı olurdu.
Avrupalı’nın “Genç Türkler” olarak adlandırdığı insanların hepsinin İttihat ve Terakki cemiyeti ile ilgileri yoktu. Onlar da muhaliftiler ve padişahla mücadele ediyorlardı. Ancak üçe bölünmüşlerdi. Bunlardan Prens Sebahattin, serbest teşebbüscü idi. Devletçi olanlar da vardı. Bir kısmı da dönekti ve padişahla anlaşarak ihtilalci fikirlerinden vaz geçmişlerdir.
Sonradan, Avrupadakilerin gönderdiği elçi sayesinde anlaşmazlıklar giderildi ve Avrupa’da “Terakki ve İttihat” olarak anılan cemiyet, adını değiştirerek Selanik’te bulunan İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne dönüşmüş oldu. Bu birleşme hep devam etmiş ise de, Prens Sebahattin’in başlattıı serbest teşebbüs fikri sonradan da devam etti ve Türk sağ partilerinin esasını teşkil etti. Bu sağ düşünce, “İtilaf Fırkası” adı altında da birleşti.
Bizim serbest teşebbüscü sağ partilerimizden bazı insanların da, hala geliş yerlerinin Prens Sebahattin olduğunu söyleyip öğrenenler vardır? Bunların Prens’i, kardeşi Prensi ve bu prenslerin babalarını tanıdıkları söylenemez. Ben bunları, bilhassa Prens Sebahattin’i anlatıp ta niçin insanlarla kötü olayım. Sadece Padişah Sultan Reşat’ın daha Veliaht iken, yeğeni için söyleyip yazdıklarını, Sultan Reşat’ın yazdığı hatıratından okumalarını tavsiye ederim. Prens Sebahattin, Sultan Reşat’ın yeğenidir. Padişah ise, değil yeğeni, hiç kimseye kötü gözle bakmayacak kadar büyük ve asil bir insandır.
Ben bunları yazarken, serbest teşebbüscülük fikrinin kötü oludğunu söylemiş olmuyorum. Serbest teşebbüscülük bir ekonomik fikridir ve bütün Dünyada, bu arada memleketimizde taraftarları vardır. Vardır ki, 1950’den beri, Türkiye’nin mukadderatına hakim olan zihniyet bu zihniyettir. Ancak, bu ziniyet icraatını devam ettirirken, sadece serbest ekonomik doktrin içinde kalıyor ve başarılarını bu doktrinden alıyor da denemez. Bizim sağ partilerimizin en büyük kullanma ve istismar vasıtaları dinin politikada istismarı ve laiklik aleyhtarı fikirlerdir. Her sağcı şahıs, bir din havarisi kesilmektedir. Kendileri müslüman, başkaları laik, yani müslüman değildir. Dini, bu düşüncede olanlar kurtaracaklardır. Dini kurtarmanın bir ikinci yolu da, Türkiye’den “laiklik”in kovulmasıdır. Akıllarınca, laiklikten uzaklaşınca, yine de demokrasiyi yürütebileceklerdir. Türkiye halkı, hem demokrasi içinde yaşıyacak ve hem de İslamiyetin emirleri içinde kalacaktır. Başörtüsü ise, bir simge olarak kabul edilmiş olacak ve kanun hakkı olarak ta kullanılacaktır. Bunların hepsi, sağ partilerimizin bilgileridir. Örnek aldığımız ve içine girmekle öğüneceğimiz Avrupa demokrasilerinde böyle ipsiz sapsız bir aprti de yoktur, bir düşünce de yoktur. Laiklik dışında, Avrupa ülkelerinde, bir demokratik düzen olamaz. Avrupalının en az kültürlüsü bile, bunun mümkün olmayacağını bilir.
Demokrasinin alıştığımız kaideleri var. Hakim teminatına alışmış durumdayız. Seçimlerde hakim teminatından şikayet eden hemen hiç olmadı. Yanlışlıklar olmadı demek istemiyorum. Genel olarak, hiç bir parti, hakim teminatından şikayetçi değildir. Seçimlerde hakimlere nasıl alıştı isek, başka noktalarda da adalet teminatına alışmamız gerekiyor. Bir kurum, demokrasinin bir kesiminde makbul, öbür kesiminde istenmez olamaz. İstenmiyorsa, istenmeyen kesim, bu teminatı görmek istememektedir. Keyfi bir istek geçerli olmayacağına göre, istemediğiniz yerde o teminatı kontrola alma hevesiniz geçerli olamaz. Zararlarını siz görürsünüz. Bir teminatın da dayanakları vardır ve bu dayanaklar işleyeceklerdir. Bu günkü sıkıntıları, bu dayanakların işlemesine meydan vermeden hal yoluna gidilirse, demokrasinin de, rejimin de çıkarına bir hareket yapılmış olunur. Bunları istiyoruz. Bu isteklerimiz rica etmek te değildirler.
|