Anasayfa arrow YAZARLAR arrow A.MÜMTAZ İDİL arrow ŞİMDİ YAPTIĞIM BİR KIYASLAMADIR
ŞİMDİ YAPTIĞIM BİR KIYASLAMADIR Yazdır E-posta
07 04 2008

Lafı gezeletmenin anlamı yok; bu kıyaslamamız, demokrasimize başladığımız 1950 seçimleri ile, bu gün geldiğimiz durumun kıyaslamasıdır. İki devir falan söz konusu değildir.

Başlarken ne durumdayız, nasıl bir seçim kanunu ile seçimlere girip, biz CHP’liler, çok temiz ve namuslu bir seçimle iktidarı DP elemanlarına veya DP’ye teslim ettik. CHP’nin bu yaptıklarına, ABD etkisi, Avrupa’nın etkisi, Birleşmiş Milletler’e girme için zorlanma gibi daha bir çok şeyler söylendi de, CHP bu işi istiyordu, samimi ve namuslu olarak seçimlere saygılı kaldı diyen olmadı. Hele, DP’den korktuğu için iktidarı vermek zorund akaldı diyenlerin adedi pek çoktu. Ne dendi ise dendi ama, bunları diyenlerin hiç birisi bu gün ortada görünmüyor; CHP ise, iktidar olamamı olsa bile, bu gün Demokrasimizin sahnesinde yerini koruyor. Tarihin yanıldığı görülmemiştir; tarih, bilgisiz ve aptal insanlar için tekerrür eder, etmiştir, edecektir!

Bir önceki yazımızda, 1950 seçimlerinin teminatsızlığını izaha çalıştık. DP iktidara büyük bir ekseriyetle gelmiş; Menderes, hiç bir kaide tanımamış ve meclis kürsüsünden hitap ederek, milletvekillerine, “Siz isterseniz Halife’yi bile getirebilirsiniz” demiştir.Ondan sonra da, tam on yıl, hava hiç yumuşamadan devam etmiştir. Son sene de, gazetelerin yarısı sansürden dolayı boş çıkardı. Gidişattan doğru bilgi almamız mümkün bile olmazdı.

Bu gün, 2008 yılı başında, 1950’li yıllardan daha rahat değiliz. İktidar partisi, Demokrat Parti’den daha anlayış içindedir denemez. O da milli iradeden bahsederdi, şimdiki iktidar partisi AKP de, milli irade sözünü ağzından bırakmıyor. Demokrat Parti de milli irade’yi kendisinin temsil ettiği kanaatında idi; AKP de aynı iddiayı tekrarlamaktan geri durmuyor. DP de, Milli İrade’yi meclisin topunun temsil ettiğini kabul etmezdi; AKP’de Milli İrade’yi kendisinin temsil ettiği kanaatında. Görünüş aynı da, durum aynı değil. 1950’li yıllarda, demokrasiyi koruyacak tek kurum CHP idi. Şimdi ise, yine CHP mecliste anamuhalefeti teşkil ediyor ve meclis görevlerini yapıyorsa da; CHP gibi kendisini sorumlu kabul eden kurumlar sahnede gözüküyor. Başsavcı, İktidar Partisi’nin kapatılması için dava açtı. Anayasa Mahkemesi, davayı kabul etti. Davanın nasıl biteceğini kimse bilmiyor ama, yine de, CHP dışında bazı kurumların Demokrasiye sahip çıkmış oldukları görülüyor. Ayrıca, bir de, Türkiye’deki hukuk imkanlarının hepsi kullanılır ise, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bizim dava için hazır durmaktadır. Demek ki, 1950’li yıllara göre, Türk demokrasisi oldukça takviye edilmiş demektir. Bu kurumların hepsinin birer yetkisi vardır. Bu yetkiler Anayasa’da yazılıdır. Herkes, Başbakan dahil, bu yetkileri göz önünde tutmak zorundadırlar. Şu anda, görünen odur ki, Türk Silahlı Kuvvetleri’nden demokrasi için bir müdahele bekleyen tavır da yoktur. Bunları görüp, okuyup, yazıp ve bildikten sonra, bazı saçma düşünceler ihala insanlar kafalarında taşıyamazlar.

Biz, başkaları ve kimse, iktidar partisinin % 47 oyla iktidarı tekrar kazandığını kabul etmemiş değiliz. Kazanılmış ki, yine de hükümeti AKP kurmuştur. AKP ekseriyeti, istediği kanunları çıkarmıyor da değil. Elin demokrasilerinde de usul bölye. Ancak, bu elin memleketlerinde, kanunlar çıkarılırken, muhalefetlere de bilgi veriliiyor ve fikirleri de soruluyor. Eğer muhalefetler ikna olmazlarsa, veya çıkan kanunlardan memnun değillerse, memnun kalmadıkları bu kanunları Anayaa mahkemelerine götürürler ve kanunun uyumsuz taraflarını anlatmaya çalışırlar. İktidarların bunlardan gocunacak taraflar ıyoktur. Anayasa mahkemelerinin verdikleri kararlar tartışma konusu edilemez. Bizde yapılanlar bu söylediklerimizden başka türlü müdür? Bunların muhalefetce yapıldığı için midir ki, iki seneden beri, sayın Başbakan anamuhalefet partisinin genel başkanı ile münasebet kurmamıştır?

İktidar, tehdit kanunları çıkarırsa, bunlarda da yapılacak muameleler aynıdır. İktidar çıkardı diye, bu kanunlara sessiz kalınacak değildir. Bu yapılanlar, Türk demokrasisinin emniyet sübaplarıdırlar. Tek parti ve tek adam diktasının önlenmesi için, demokratik düzenlerde, bu ek düzenlere de ihtiyaç olacaktır. Tam oluşmamış bile olsa, rejimi koruyacak kadar güvenlik tedbirleri alınmış ve 1961 Anayasasına da konmuşturlar. İşte, şimdi, CHP muhalefetin edestek olarak ortaya çıkan bu ek koşullar, rejimin teminatı olarak ortaya çıkıyorlar. Onlar susturulamazlar. Onların iktidardan bir korkuları yoktur. Aslında, bu teminat örgütleri de, aynı zamanda iktidarın bir cins teminatıdırlar. Bunlar olmazsa iktidar düşüncesizleri, bilgi eksiği olanlar, sayın Hüsamettin Cindoruk’un söylediklerini yapıp, kendi başlarını bizzat kendileri belaya sokabilirler. Söylenenlere dikkat atfetmek, sadece rejmiin değil, iktidar partisini de doğru yolda tutabilir. Herkes, bizzat iktidar partisi de, önce hata yapmaktan uzak kalacaktır.

 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

Servis Şöforü Alınacaktır
İş Verenler (06.09.2008)
SATILIK DAİRE
Satmak Istiyorum (06.09.2008)
KSS'DE SATILIK DEĞERLİ DÜKKAN
Satmak Istiyorum (05.09.2008)
ÇOK KIYMETLİ SATILIK ARSA
Satmak Istiyorum (05.09.2008)

 
= Fotoğraf Var

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 9 misafir bağlı

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın   Free Page Rank Tool

             

Ip Adresiniz: 38.103.63.61