Anasayfa arrow YAZARLAR arrow İSMAİL HABOĞLU arrow 1950'Yİ BİR DÜŞÜNÜN
Prev   Next   Pause   Play     Scroll   Fade   ScrollFade
1950'Yİ BİR DÜŞÜNÜN Yazdır E-posta
05 04 2008

Eğer, 1950 senesinde doğanları kastedersek, bunların şimdi 58 yaşlarında olması gerekir. Yeni doğanların da hemen düşünür olacaklarını kabul edecek değiliz ya! 1950 seçimlerini ve olayların mahiyetlerini anlamak için, en az 20 yaşlarında olmak ve biraz da eğitilmiş bulunmak gerekir. Çorum ilimizi ele alırsak, 78 yaşını tamamlamış ve hala da salim düşünebilen kaç kişi vardır. Demek istiyorum ki, 1950 demokratik seçimlerini, aranızda pek az insan biliyordur.

Ben ise, 1950’de Tıp Fakültesi’ni bitirmiş, iki sene askerliğimi yapmış ve üç senedir de devlet hizmeti yapıyordum. Tarafsızdım ama, siyaseti ve onun tartışmalarını iyi ve doğru biliyordum. Benim yaşımda olan aydınlar gibi, ben de idealisttim. Memlekette, samimi olarak demokratik rejimin kurulmasını istiyorduk. Kavga gürültü isteyenimiz de yoktu. CHP ilçe binasındaki eşyanın yarısını ayırarak, DP Akçakale ilçe teşkilatını kurmuş olduğumuzu bir vesile ile yazıya dökmüştüm. CHP’liler, bizim bu hareketlerimize hem bakarlar ve hem de hayretlerini gizleyemezlerdi. Demek istiyorum ki, onlar, CHP’liler, başlarına nelerin geleceğini tahmin ediyorlardı.

Bizler, devlet memuru idik ama, seçimlerde görev almaktan da geri durmadık. Cidden tarafsızdık. Sandık başında yenecek yemekleri de, CHP’i ileri gelenlerin evlerine haber göndererek temin etmiştik. Bu isteklerimiz hiç yadırganmadı idi. Akşam, sandık açıldıktan sonra neticeleri görünce, kimsede konuşacak, tartışacak hal kalmamıştı. DP’lilerin dilleri de, daha ilk dakikadan itibaren, yükselmeye başlamıştı. Aynı akşam, bazı ilçe memurlarına, yüklerinin yapılması için haberler gönderilmişti. İşin açığını isterseniz, bazılarımızca, bu işin ilerde daha da cıvıyacağı bilinir duruma gelmişti.

Meclis, gereken merasimle açıldı. CHP 62 milletvekili çıkarmıştı. Pek çok devlet adamı meclis dışı kalmıştı. İlk günden itibaren, CHP kadroları yenilenmeye başladı. Kimlerin yeni devre uyan kadrolara transfer olduğunu yazmak pek zor bir şey olur. Benim bildiklerimi yazmak bile zordur ve bazı soy adları için kırıcı bile olabilir. Bunların hiç bir faidesi de olmaz.

Meclis elektrikli açıldı. Demokrat Partililer yerlerini aldılar. Celal Bayar ise, DP yazısını taşıyan bastonu elinden bırakmadı. Celal Bayar, bana göre ihtilalci ve inkılapcıdır; ancak, amblemli baston taşımanın ayıp olacağını anlamış olduğunu sanmam. Bunları biz yaşadık.

CHP’nin içi hem karışıktı ve hem de elektrikli idi. DP eleştirileri ilk altı ayın sonunda başladı. DP’lilerin eleştiri tanımaları ve dinlemeleri düşünülemezdi. Halk arasında düşmanlık ta başladı. Berberler, terziler ve lokantalar bile ayrılmıştı. Partililer arasında selam verme adeti bile kalkmıştı. Kız alıp verme, düşünülür bir şey değildi.

İsmet Paşa, kendi partisi içinde baskı altında bulunuyordu. Demokrasiye erken başladığı ithamından başka, teminatların alınmamış olması büyük eleştiri konusu oluyordu. Bunların hepsini şimdi söylemem mümkün değil ama, bir kısmını sıralamam mümkündür: Anayasa Mahkemesi, hakim teminatı Cumhurbaşkanı tarafsızlığının temini. Hatırlamıyorum ise de, sanıyorum daha da vardı. Bunları adeta ezberlemiştik. Sosyal adalet bile düşünülmüştü.

Bunları her söyleyişimizde, İsmet Paşa bize olanları anlatmaya çalışır, sıkıştığı zamanlarda da, kendisinin de bunları yeni öğrendiğini, bir Osmanlı subayı olduğunu, demokratik bir rejimde yetişmediğini söylerdi. CHP içinde, bu tartışmalar bazan çok ilerilere kadar götürülürdü. İsmet Paşa’nın “bir taş ta siz koysanıza” diye bağırdığı bile görülmüştür.

1950 meclisi teşekkül ettiğinde, seçim neticelerine itirazı olan olmadı. Seçim kanunu, cidden öğünülecek bir mükemmeliyet göstermişti. Uyum da iyi idi. Ancak, neticelerin bu kadar nisbetsiz olmasını içine sindirecek muhalif insan da pek yoktu. Bu neticede bir seçimle iktidar değişmiş olmasına rağmen, 27 sene hırsızlık edebiyatı devam ediyordu. Bu 27 sene de, bu bizim ülkede, cidden çalacak bir şey de yoktu. Millet karnını doyurur durumda değildi. Böyle bir ülkede ne çalınabilirdi! İleride neticeler istenmeyen istikametlere gidince, DP’liler, İsmet Paşa’yı ve CHP’yi, eleştiriye erken başlamakla suçlamışlardır. Kendilerinin bilgisiz olduklarını, halbuki İsmet Paşa’nın yeterince bilgili bulunduğunu öne sürmüşlerdir. Sürmüşlerdir de, bilgili olduğunu söyledikleri İsmet Paşa’nın, tek ikazına kulak vermemişlerdir.

 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

SATILIK CORSA VE KİRALIK BÜRO
Satmak Istiyorum (03.12.2008)
ACİL SATILIK BAĞ VE YOLA CEPHELİ ARSA HİSSESİ (ÇOK HESAPLI)
Satmak Istiyorum (02.12.2008)
DEVREN SATILIK CD MARKET
Satmak Istiyorum (01.12.2008)
MATEMATİK ÖĞRETMENİ ALINACAK
İş Verenler (01.12.2008)

 
= Fotoğraf Var

Firma Rehberi

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 19 misafir ve 1 üye bağlı
  • itahtasiz

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın  

Siyeteyi en iyi Explorer7 ve Firefox3 ile izleyebilirsiniz.

 

Ip Adresiniz: 38.103.63.55