|
Siyasi gündem öylesine yoğun ki, ne sosyal güvenlik yasası kaldı akıllarda, ne işsizlik, ne yoksulluk…
Türkiye’de siyaset kaygan bir zemin üzerinde yapılıyor. Bir bakıyorsunuz liderler dün söylediklerinin aksini diğer gün rahatlıkla söyleyebiliyorlar.
“Dün dündür, bugün bugün” cümlesi boş yere siyasi literatürümüze girmemiş.
Nalıncı keseri gibi hep kendisine yontma durumu, ülkemizdeki siyasi hayatın değişmez ilkelerinden birisi haline gelmiş.
Herkes “Demokrasi ve hukukun üstünlüğü”nü tartışır oldu.
Ve ne acı ki, bu iki olgu birbirleri ile zıtmış gibi gösterilmek istenmekte.
Demokrasi olmadan hukukun üstünlüğü nasıl bir işe yaramıyorsa,
Hukukun üstünlüğü olmadan da demokrasi var olamaz.
Demokrasi, kurallar ve kurumlar sistemidir. Oyunun kuralları “sen istedin, ben istedim” diye değiştirilemez.
Zaman zaman bir futbol maçında oyunun değiştirilemez kurallarının oyun içinde değiştirildiğini görüyor ve hiddetleniyoruz değil mi?
Fikirleri karıştıran kimlerdir?
Derler ki,
Cehalet, ağanın…
İnat, efendinin…
Garaz, beyin…
İntikam, yöneticilerin…
Taklit, hazretlerinin…
Gevezelik, mösyölerin…
Parlamento, kavga edenlerin…
İpler, art niyetlilerin…
Elinde oldukça fikirleri karıştıran da çok olacaktır.
Türkiye’yi asıl gündeminden uzaklaştıran konular, iç ve dış odaklarının işine geliyor.
Hani derler ya “Su uyur düşman uyumazmış” diye…
Şer odakları bu günleri bekliyorlar. Gözlerini fal taşı gibi açmış vaziyette.
“Gel…Gel…” diye kollarını açmış bekliyor.
Türkiye’nin karışık ve güçsüzlüğünü el ovuşturarak bekleyenler, bir taraftan da kıs kıs gülüyor.
Buna fırsat vermeyelim.
Vatandaş olarak da hala 94 ve 2001 krizleri dün gibi aklımızda. Krizlerin yarattığı tahribat daha içimizdeyken, tazeliğini korurken yeni bir kriz istemiyoruz.
Unutulmamalıdır ki,
Kalıcı olan halktır.
Yine unutmayalım ki,
Millet kendisine kuvvet veren her şeyle beraber baki…
Fert ise, kendisinin aksettiği şeylerle beraber fanidir.
Her Gününüz Güzel Olsun.
|