Anasayfa arrow YAZARLAR arrow ALİ EMİROĞLU arrow İHTİLAL NİÇİN YAPILIR?
İHTİLAL NİÇİN YAPILIR? Yazdır E-posta
31 03 2008

Her defa devlet kuruluşu, bir ihtilalin neticesi olacak değildir. Anadolu’da kurulmuş üç Türk devletinden yalnız Türkiye Cumhuriyeti bir ihtilal neticesi kurulmuştur. Gerek Anadolu Selçuk Devleti ve gerekse Osmanlı Devletinin kuruluşunda ihtilal yoktur. Birincisinde Alparslan, ikincisinde de uç beyi Osman devletlerini kurmuşlar ve isimlerini de vermişlerdir. Bu iki Türk devletinin kuruluşunda bir ihtilal söz konusu değildir. Anadolu’da kurulan üçüncü devlet, Türkiye Cumhuriyeti, bir ihtilal neticesi kurulmuş ve ismini almıştır.

Bizim üçüncü devletimizin kuruluşu bir yenilgi neticesi, Osmanlı devletinin takatsız duruma gelmesi neticesidir. Ordularımız Birinci Dünya Savaşında hovardaca kullanılmış ve altı sene sonunda, müttefiklerimizin de yenilmiş olmaları neticesi, takatsız düşen devletimizin kışlaları ve tersanelerine el konularak, biraz da adalet dışı bir ateş kes anlaşmasıyla, kımıldayamaz duruma getirilmiştir. Bir çok topraklarımız, kontrol edilmek gereği altında, savaşsız işgal edilmiştir. Bu insanlık dışı karar karşısında cephe alan bazı kumandanlar da; bizzat birbirini takip eden hükümetler ve padişah Vahdettin tarafından etkisiz hale getirilmeye çalışılmıştır. Mandacıların etkileri artmış ve çeşitli dostluk cemiyetleri kurulmuştur. Bunlar arasında İngliiz ve Amerikan mandası taraftarı olan pek meşhur insanlarla mücadele edilmek zorunda kalınmıştır.

Bütün ümitsizliklere rağmen, insanlarımızın hepsinin de ümitleri kaybolmuş değildi. Şuna işaret edelim ki, savaşta büyük başarılar göstermiş kumandanların hemen hepsinin Anadolu hakkında fikirleri ve bilgileri yoktu. Bizzat Mustafa Kemal Paşa, Bitlis’te 8 ay kadar kalmış ve Kurmay Başkanı olarak İsmet İnönü’yü burada tanımıştı. Burada bazı başarılar gösterilmiş oldu ise de, bunlardan büyük neticeler beklemek düşünülemezdi. Kumandanlarımızın hepsi, İstanbul’da bazı siyasi hareketler yaparak, bazı başarılar elde edileceğini sanıyorlardı. Kazım Karabekir Paşa’ya İsmet Paşa’nın verdiği sözden bunu pek iyi anlıyoruz. Zaten, sonradan İsmet Paşa da Celal Bayar’ın yaptığı tarizkar beyanlara karşı bu noktayı pek güzel açıklamıştır. Açıkça, hiç birilerinin, Anadolu hakkında fikirlerinin olmadığını beyan etmiştir. Büyük ihtimalle, İstanbul’daki faaliyetleri yakından takip edilirse, Mustafa Kemal Paşa da aynı düşüncelerle yüklü idi. Bir çok çabalamadan sonra, nihayet, Şişli’deki evinde İsmet Paşa ile birlikte oldukları bir sırada bir Anadolu haritası buldurup masaya serdirerek “İsmet, bu Anadolu’ya nereden, hangi yoldan gidilir” demiştir.

Mustafa Kemal Paşa’nın bu Anadolu isteğini anlatan durumu, ben şahsen İsmet Paşa’dan beş kere dilemişimdir. Mustafa Kemal Paşa’nın Falik Rıfkı tarafından kaleme alınan hatıratında da, bizzat kendisinin yaptığı izahat, hemen hemen İsmet Paşa’nın bize söylediklerinin aynıdır. Sonraki beyanlarında da durum aynı şekilde belirtilmiştir. Demek oluyor ki, İstanbul’da bir şeyler yapmanın mümkün olmayacağı anlaşılınca, Türk soyunun anayurdu olan Anadolu lider vasfı olanların aklına gelebilmiştir. ismet Paşa’nın “canım ne yapacaksın Anadolu’da? Kararını verdin mi?” dediği zaman da, yine Mustafa Kemal, çok normal bir şeyi izah ediyormuş gibi, “verdim, verdim” demiştir. O zaman İsmet Paşa, “Eh, kararını verdinse, bir çok yol var, bunlardan birinden de sen gidersin” dediğini kendisinden işittik. Yazdıklarında da aynı sözler vardır. Anadolu’yu ilk düşünme şerefi, böylece, Mustafa Kemal Paşa’ya ait olmuş oluyor. Bir ülkede, birbirlerini takdir eden ve seven iki büyük adamın birlikte olduğu sık görülen bir olay mıdır?

Fikir olarak yapılacaklar ortaya çıkınca, artık onun yapılış şekli üzerinde, gerekli işlemler düşünülmüştür. Hem kendileri ve de hem etrafında bulunanların ekserisi kurmay subaylar olduklarına göre, çareler bulmakta da pek gecikmeyeceklerdi.

Olayların kitaplara geçmiş her tarafını tekrar ederek sayfalar doldurmak niyetinde değiliz. Esas noktalara temas ederek yetinmek istiyoruz. Burada da, sınıf arkadaşı Ali Fuat Paşa’nın yardımı gerekecektir. Paşanın dayısı Hüseyin bey mevcut kabinede dahiliye nazırıdır. Bu yolda hareket edilerek, Mustafa Kemal Paşa’nın bir fikri sabitinin olmadığı telkin edilecek ve anlaşılabildiği herkese de hizmet edebileceği anlatılacaktır. Böylece, Sadrazam’ın şüpheleri dağıtılmış olacaktır. Bu konu böyle işlenirken, kendisini tanıyan yakınlarına da, doğruları anlatmaktan çekinilmemiştir. Genel Kurmay ikinci başkanı Diyarbakırlı Kazım Paşa’ya söyledikleri normal insanları ürkütücüdür.

 

 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

Servis Şöforü Alınacaktır
İş Verenler (06.09.2008)
SATILIK DAİRE
Satmak Istiyorum (06.09.2008)
KSS'DE SATILIK DEĞERLİ DÜKKAN
Satmak Istiyorum (05.09.2008)
ÇOK KIYMETLİ SATILIK ARSA
Satmak Istiyorum (05.09.2008)

 
= Fotoğraf Var

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 11 misafir ve 2 üye bağlı
  • hakan kaya
  • kartal1919

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın   Free Page Rank Tool

             

Ip Adresiniz: 38.103.63.61