Anasayfa arrow YAZARLAR arrow İSMAİL HABOĞLU arrow BUNA MECBURSUNUZ
Prev   Next   Pause   Play     Scroll   Fade   ScrollFade
BUNA MECBURSUNUZ Yazdır E-posta
17 02 2007
Başlıkta söylediğim doğrudur. Bir ülkenin insanları, daha ileri giderek söylüyorum, vatandaşları, devletin ana prensiplerine saygılı olmak zorundadırlar.
Ben, 40 sene önce, bir öğretmenle konuşmuştum. Bir tarihi olayı, öğretmen arkadaşımız kendisine göre anlamak istediğinde inat gösteriyordu. Tarihi olay herkes tarafından belirli idi. Herkes bu olayı bir cins anlarken, sayın öğretmen herkesten ayrı yorumlamaya devam ediyordu. Sorulduğunda da, “Ben sizlere uymak zorunda değilim” diyordu. “Ben olayı kendime göre yorumluyorum.”
Öğretmenin düşüncesi, mantığı içinde doğru sayılsa bile, bir öğretmen, devletin okulunda, devletin programı dışında olay yorumlayıp, milletin çocuklarına ders olarak okutamaz. Ders kitaplarındaki bahisler, ehliyetli bir heyetin denetiminden geçtikten sonra programa alınmışlardır. Demek istiyorum ki, hiç bir öğretmen, Milli Eğitim Bakanlığı resmi programını, kendi keyfine göre yorum tabi tutamaz. Özel fikrini, yorumunu, Milli Eğitim Bakanlığı’na bildirme hakkına sahiptir.
Bir öğretmen için düşündüklerimiz, bütün ilim dallarının adamları için de düşünülür. Benim bunları böyle düşünmüş olmam, bizim düşüncemizin ilim içinde ve mutlak doğru olduğunu göstermez. Her konunun doğruluk derecesini gösteren yollar vardır. Bir fikir, eğer bu alışılmış yollardan geçerek halk efkarına arzedilmiş ise; biz de, herkes te bu konunun izahını doğru olarak kabul edebiliriz. Bu yol takibine Devlet yönetenleri, hatta BM Meclisi ve hatta bizzat Başakan da uymak zorundadır.
Şu bir kaç senedir, Devlet yönetiminde kabul edilmiş ve yıllardan beri tatbik sahasında olan bir çok ana kaidelerin, şimdi tartışmaya açılmış olduğunu görüyoruz. Aklımıza gelenler: Laiklik, kamu alanı, Atatürkçülük, Devrimlerimiz, çağdaşlık ve belki daha aklımıza gelmiyen bir çokları.
Bu son devletimiz, tam 83 senedir bu kavramlar içinde yönetiliyor. Bu kavramlara dayanılarak yüzlerce kanun çıkarılmış ve tatbik sahasına konmuştur. Cumhuriyet kurulurken, laisizmi kabul eden insanlar bunun anlamını bilmiyorlar mı idi? Biz, 1923’den beri, bu devletin yönetimini yanlış yolda, yanlış kavramlarla mı yürütüyorduk? Bu kadar dava yargıtaya taşındı ve bunlar hakkında Yargıtay karar verdi. Yine bir çok konu ve kanun Anayasa mahkemesinin önüne götürüldü ve Anayasa mahkemesi gereken kararları verdi. Laiklik bilinmiyorsa, bu yüksek mahkemeler bu kararları nasıl verdiler?
Cumhuriyet kurulalı, kanunlarımız meclisten laik prensipler içinde yapılıyor. Meclisimizde bütün milletvekilleri laiklik uzmanı değillerdi ama, bu prensipleri bilenlerde eksik değillerdi. Ayrıca, bir çok iyi yetişmiş müşavirlerden de fikirler alınıyordu. Üniversitelerin ilgili hocalarından da fikir sormak adeti, memleketimizde eskiden beri başvurulan bir yoldu.
Şimdilik iktidar, bu “yeniden tarif edilmeli” işine boş yere sarılmış gözüküyor. Biz, bize yabancı olan bu kavramları Avrupa’dan aldık. Onların kanunlarını aynen aldığımız da olmuştur. Bu yeniden izahının yapılması istenen nosyonların hepsi, Avrupa memleketlerinin ilim kitaplarında yazılıdır. Bunlar, üniversitelerde ders olarak okutulmaktadır. Bazı nosyonların açıklanmalarını bu kitaplardan bulup öğrenmek imkan içindedir. Hatta, bu kitaplar tercüme de yaptırılarak, memleketin genel kültürüne bir katkıda da bulunmak mümkündür. Bunun için sarfedilecek paranın hesabını da kimse sormaz.
Ancak, siyasi iktidarların işine gelmeyen konuların tarifine yeniden teşebbüs edilerek, iktidarlar kendilerine bir yol açmak isteğin düşerlerse, işler karışır ve yavuz kurdun fırtınalı havayı sevmesi gibi bir durum ortaya çıkar. Yani, kimse isteğine yeni bir yol bulma imkanını bulamaz. Buldum sandığı anlarda da, karşısına başka engeller dikilir. Demokratik bir yönetimde, hep dengeler gözetilmiştir.
En çok üzerinde durulan laiklik ilkesidir. Laiklik bir muamma değildir. Bir çok batı kitaplarında pek güzel tarifler ve tatbikat şekilleri gösterilmiştir. Bizim insanımız eski alışkanlıklarından vazgeçmek istediği için, çeşitli bahaneler aramaktadır. Bunlardan fayda beklemek imkanları da yoktur. O yollar kapatılmıştır. İşin erkekçesi, hiç gezeletmeden, mevcut kanunlara saygılı olarak, pek çok ta şikayet etmiyerek, ülkeyi önümüzdeki seçimlere götürmektir. Bu noktadan sonra, artık çok şey değiştirilemez. Boş yere vakit harcamanın anlamı da yoktur. Seçim çanları çalmıştır ve buna gidilmek zorunluluğu vardır.
 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

SATILIK CORSA VE KİRALIK BÜRO
Satmak Istiyorum (03.12.2008)
ACİL SATILIK BAĞ VE YOLA CEPHELİ ARSA HİSSESİ (ÇOK HESAPLI)
Satmak Istiyorum (02.12.2008)
DEVREN SATILIK CD MARKET
Satmak Istiyorum (01.12.2008)
MATEMATİK ÖĞRETMENİ ALINACAK
İş Verenler (01.12.2008)

 
= Fotoğraf Var

Firma Rehberi

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 59 misafir bağlı

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın  

Siyeteyi en iyi Explorer7 ve Firefox3 ile izleyebilirsiniz.

 

Ip Adresiniz: 38.103.63.55