Anasayfa arrow YAZARLAR arrow İSMAİL HABOĞLU arrow ATATÜRK'ÜN ÖLÜMÜNDEN BERİ BİZ SİYASET İÇİYİZ
Prev   Next   Pause   Play     Scroll   Fade   ScrollFade
ATATÜRK'ÜN ÖLÜMÜNDEN BERİ BİZ SİYASET İÇİYİZ Yazdır E-posta
29 03 2008

1938, Atatürk’ün ölümünden beri, bizim siyaset içi olduğumuzu söyleyebiliriz.

Atatürk’ün ölümü, yobaz sürüsüne sesini çıkarma imkanı getirmiştir. Daha cenaze ortada iken, duyduklarımızın bir kısmını, çok azını, önceki yazılarımızda ortaya koymuştuk. Daha başkalarını da yazıya döküp, milletin midesini bulandırmaya devam etmek istemedim. Bunların kimseye bir getirisi olmaz. Bunları söyleyenler de, eğer hala yaşıyorlarsa, söylediklerini kabullenecek değildir. O zaman, kendimizi dengeli tutmakta fayda görüyorum. Bu yabaniler arasında, büyük makamlar edinmiş, hizmetler yapmış olanlar bile vardır. Kim tıynetsizlik kabul etmiştir ki, Atatürk için yakışıkızlık yapanlar söylediklerini kabullenmiş olsunlar!

Aslında, tahsil hayatımızın örnek olarak gösterilecek yanları da pek yoktur. Açlık, kitapsızlık ve karanlık olarak tahsil hayatımızı vasıflandırmak mümkün olabilir. Tam altı yıl sokaklar karartılmış olarak hayat sürdürülebilir mi? Kaldırım çukurlarına takılıp kırılan öğrenci ayakları olmuştur. Ayrıca, yıkanamama yüzünden aramızda çok tifüs vakası olduğunu da söylemeliyim. Açlık, herkesin yüzünden okunuyordu. Arkadaşlarımız, yediklerini birbirlerinden gizlemek için gayret gösterirlerdi. Anadolu’dan İstanbul’a koli ile yiyecek göndermek yasaktı. İstanbul’un nüfusunun Anadolu’ya taşınması söz konusu olunca, pek itiraz eden de olmuyordu. Nitekim, 550 bin nüfustan 50 bini için bu düşünce mümkün hale gelmişti. İstanbul’da her şey karaborsaya çıkmıştı. Yazları, açlıktan dolayı plajlara yüzmek için bile gidenlerimiz azalmıştı. Ordunun miktarı artırılmış ve çok yaşlanmış emekli subaylar dahi yeniden hizmete alınmıştı: Sultanahmet Camii askerlerin yatmaları için tahsis edilmşiti. Sonraları, demokratik hayat başlayınca, Sultanahmet Camii için yapılan bu durum devrin iktidarının büyük çapta eleştirisine sebep olmuştu. Ülkemizin başka yol güzergahı şehirlerinde de bu tahsisler yapılmıştı. CHP, devrin bu haksız eleştirilerine doyurucu cevaplar verememiş ve bir cins suçluluk etkisi altında kalmıştır.

Savaşın başında Garplı müttefiklerle birlikte hareket etmiştik. Zaman içinde, müttefikler beklenilen beceriyi gösteremeyince, herkes gibi biz de bocaladık ve Almanya ile başka bir anlaşma yapmak zorunda kaldık. Bu yeni anlaşmamızı müttefiklerimiz dahi anlayışla karşıladıkları halde, yerli muarızlar anlayıştan uzak kalmışlardır. Nitekim, zamanı gelip Türkiye’nin Almanya’ya savaş ilan günü gelince, Alman kumandanları anlayışların göstermişlerdir. Hitler, çekilirken bizi rencide etmedi, Churchıll de durumu anlayışla karşıladı. Ülkemiz kimse tarafından bombalanmadı.

Savaşla birlikte, biz de sınıflarımızı geçerek, hekimlik diplomalarımızı almış olduk. Elbetteki ilk işimiz askerlik görevimizi yapmaktı. Savaş bitmişti ama, Türkiye terhis yoluna gidemedi. Eski müttefiklerimizin malzeme yardımları da devam etti. Biz, Korgeneral Fahri Belen’in müstakil kolordusuna bağlı olan 48. dağ alayında askerlik yaptık. Sonradan, Kenan Evren de üsteğmen olarak aynı alayın topçu taburuna gelmişti. Bölük komutanı, Çorumlu bir topcu yüzbaşısı idi. Yüzbaşının adını hatırlayamıyorum ama, Dr. Mustafa Cantekin’in yeğeni idi. Kenan Evren, yüzbaşısı ile pek içli dışlı idi.

Askerlik sonu ilk memuriyetim, Urfa’nın akçakale ilçesine oldu. Burada 1950 seçimlerini geçirdik. Burada yine, ilk partizanlıkların su yüzüne çıkışlarını gözlemleme imkanlarını gördük. Burada bir hastahane yaptırmıştım. Buradan 1951’de Fethiye ilçemize Hükümet Tabibi olarak tain edildim. Aynı sosyal hizmetlere Fethiye’de de devam ettim. İlk partizanlık kötülüğünü Fethiye’de gördüm. Görevimden istifa edip Fransa’ya ihtisas için gittim. Beş buçuk sene ihtisastan sonra, tekrar ve serbest olarak yine Fethiye’ye döndüm. 1960 ihtilalini Fethiye’de karşıladık. İhtilalin bütün zorunluklarını biz de burada yaşamış olduk. İhtilal tamamlandıktan sonra, sözümüze kıymet verip bizi dinleme gereğini duyanlar indinde, dürüst insanlar olarak kalmasını da bildik. Kimseye fenalık yaptırmadık. Fethiye’deki yaşantımızda asla tedirgin olmadık. Biz CHP’li idik ise de, Demokrat insanlarla dokt kalmasını bildik. Bu havanın şimdi de yaşanmakta olduğunu söylersem, çok doğru bir söz etmiş olurum.

 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

SATILIK CORSA VE KİRALIK BÜRO
Satmak Istiyorum (03.12.2008)
ACİL SATILIK BAĞ VE YOLA CEPHELİ ARSA HİSSESİ (ÇOK HESAPLI)
Satmak Istiyorum (02.12.2008)
DEVREN SATILIK CD MARKET
Satmak Istiyorum (01.12.2008)
MATEMATİK ÖĞRETMENİ ALINACAK
İş Verenler (01.12.2008)

 
= Fotoğraf Var

Firma Rehberi

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 21 misafir ve 1 üye bağlı
  • gokhan708

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın  

Siyeteyi en iyi Explorer7 ve Firefox3 ile izleyebilirsiniz.

 

Ip Adresiniz: 38.103.63.55