|
Çocukluğumdan beri en sevdiğim türküdür.
Şimdi ise siyasilerin en çok sevdiği türkü olmaya başladı.
Herkes birbirini suçlarken, muhalefeti iktidarı fark etmiyor;
“Yüksek yüksek tepelerden emir alıyorlar” diye söze başlıyorlar nedense.
O yüksek yerler, benim çocukluğumdan beri severek dinlediğim “YÜKSEK YÜKSEK TEPELER” değil herhalde.
“Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar,
Annesinin bir tanesini hor görmesinler”
Birazcık türküye kulak verseler siyasiler, onlar da birbirini hor görmez herhalde…
Aslında benim çocukluğumdan beri tarih kitaplarından okuduğum, anlatılanlardan öğrendiğim Ergenekon ile bugünkü Ergenekon da çok farklı.
Türkü gibi bu da değişime uğradı sanırım.
Bir Ergenekon destanı vardır ki hepimizin bildiği,
Göktürklerin türeyişini anlatan bir Türk destanıdır. Düşman tarafından hile ile yenilgiye uğratılan Türklerin, Ergenekon ovasında yeniden türeyip, tekrar eski yurtlarına dönerek düşmanlarıyla çarpışmalarını anlatır.
Neyse ben yine kendi bildiğim türküden ve Ergenekon destanından şaşmadan sade bir vatandaş olarak yaşantıma devam edeyim.
Edeyim de, insanın aklı da almıyor…
Bir gün çıkılıyor, Türk- Kürt dürtüklemesi yapılıyor…
Bir gün çıkılıyor, Alevi- Sünni zıtlaşması yapılıyor…
Bir gün çıkılıyor, dinli- az dinli- dinsiz ayrışımı yaratılıyor…
Nedir tüm bunlar?
Dünyanın egemen ülkelerinin gözü hep Türkiye üstünde. Yer altı ve yer üstü zenginliklerimizi ele geçirebilmek için kırk türlü dümen peşindeler.
Düşündüklerini uygulayabilmek için de akla gelmedik yol ve yöntem düşünüyorlar.
Onlara sorarsanız böyle gitmesinden bir hayli memnunlar. Türkiye sürekli kendilerine muhtaç bir konumda olsun.
Biz de bu kavgaların içine balıklamasına dalıyoruz.
Çocuk mu kandırıyorlar?
Eğer TÜSİAD;
“Mevcut kutuplaşma, adım adım tırmanarak toplumsal travmaya dönüşmek üzeredir” diyorsa, birçok insan da birçok şeyi görebiliyorsa, özlediğimiz siyasal etik anlayışını arzu etmemizden kaynaklanıyordur bu görülenler.
Kavga,
Sorunları daha da derinleştirmekten ve ülkemizi ele geçirmek için kırk türlü dümen çevirenlerin ekmeğine ballı- kaymaklı yağ sürmekten başka bir işe yaramaz.
Ben çocukluğumdan beri dinlediğim,
“Yüksek yüksek tepelere” türküsünü saf hali ile ve yine çocukluğumdan beri tarih kitaplarından okuduğum “Ergenekon Destanı”nı o haliyle hatırlamak ve bilmek istiyorum.
Artık ülkemizde yaşayan her vatandaş kavga- çekişme istemiyor.
Mecliste, yumrukların havada kapıştığını görmek istemiyor.
Bizim buralarda bir söz vardır;
“Elini korkak alıştırma. Kaldırdığında vur” derler.
“Kavgada yumruk aranır mı?” diye de eklerler.
Bir atarsın, iki yersin…
Yumruğun nerden geleceği belli olmadığına göre, uzlaşın artık, uzlaşın.
Her Gününüz Güzel Olsun.
|