|
Gözleri görmeyen bir adam yanlışlıkla bayanlar barına girer. Bara doğru ilerler ve bir içki ısmarlar.
Biraz oturup içkisini yudumladıktan sonra barmene seslenir:
- Hey, bir sarışın fıkrası duymak ister misin?
Birden bar bomba düşmüş gibi sessizleşir. Kör adamın yanında oturan kadın tok bir sesle:
- Hey bayım, der, bu fıkrayı anlatmadan önce bilmeniz gereken beş şey var. Birincisi barmen sarışın bir kız. İkincisi kapı görevlisi sarışın bir kadın. Üçüncüsü, ben 1.90 boyunda, karatede siyah kuşaklı bir sarışınım. Dördüncüsü sağınızda oturan kadın, profesyonel bir halterci ve sarışın. Beşincisi benim yanımda oturan kadın profesyonel güreşçi ve sarışın. Yine de bu fıkrayı anlatmak istiyor musun?
Kör adam birkaç saniye düşünür ve sonra başını sallar:
Hayır, hiç sanmıyorum…Beş defa anlatamam.
HAYATIN RENKLERİ
Trafiğin sıkışık olduğu saatlerde Dolmabahçe´den Beşiktaş´a doğru yürüyordum.
Biraz ileride trafikten dolayı yavaş ilerleyen bir polis arabası vardı.Tam o sırada, polis arabasının yanına motorlu bir polis yaklaştı ve bombayı patlattı.
-Alırım anahtarını Hasaaan!'..
*
Polis anonslarına bir örnek daha.
Yer Anadolu’da bir kent, ay Ramazan…
Meydan tarafında, karşılıklı iki şeritten birbirlerine doğru gelen polis arabalarının birinden duyulan cümle:
- Iftara üç tane büyük, sahura da iki küçük pide alıyoruz.
Gelen cevap evlere şenlik:
-Komiserinkinde susam olmasın. Tekrar ediyorum, komiserinkinde susam olmasın.
BUZ TUTAN GÖL
Temel dünya turuna çıkar ve yolu Kanada’ya düşer.
Kırk yılda bir Karadeniz’de hamsi avlamaktan daha değişik bir fırsat çıktığını düşünerek buz tutmuş gölde, buzu kırıp balık tutmaya özenir ve işe koyulur. Tam buzu kıracakken, insanın içini titreten bir ses duyulur:
- Oğlum burada balık yok!
Temel az öteye gidip tekrar buzu kıracakken ses yine gürler:
- Burada balık yok dedim sana.
Temel, eli ayağı titreyerek seslenir:
- Tanrım ! Sen misin yoksa ?
Ses yeniden duyulur:
Hayır oğlum, ben buz hokeyi stadının spikeriyim.
|