Anasayfa arrow YAZARLAR arrow A.MÜMTAZ İDİL arrow GEÇMİŞİMİZİ AÇIKLIYORUM
 
GEÇMİŞİMİZİ AÇIKLIYORUM Yazdır E-posta
26 03 2008

Bizim özgeçmişimizde açıklanacak bir şey yoktur. Ekmeğini tarlasından kendi kazanan bir Türkmen köylüsünden geliyoruz. Bunun açıklanacak neyi olabilir ki!

Zaman içinde istenilen vergiyi vermişiz ve zamanı gelenlerimiz de muntazaman vatan hizmetlerini yapmışlardır. Hamdolsun, vatanın emrettiklerinden geri kalanımız olmadı. Sırası gelmiş olanlarımız, bütün aile boyunca, şehit olmuş olmaktan da geri kalmadılar. Zamanı geldikçe, bunlardan sizleri de haberdar ettik. Fakat, bu haber verişte, bir şikayet havası da görmüş olanınız yoktur. Ahmed’inin arkasında anamızın ağlamış olmasını da şikayet sayanımız olmamıştır.

Devrimizin gereği olarak, yalnız ben, devrin iktidarının yardımlarından istifade etmişimdir. Hep yatılı meccani okulları takip ettim. Bunlar için açılan imtihanları kazandım. Üniversiteye girerken de, bir yanlışlık olarak imtihan gününü kaçırmış olduğumdan, Tıbbiye’ye memur olarak başladım ve öyle de bitirdim. Müzeler müdürü rahmetli Hamit Zübeyir Koşay, Topkapı Sarayı’nda 14. dereceden bir iş için yanımda, bu müze müdürüne telefon etmişti. Tain emrini çıkartmış, Cumhuriyet bayramından önce işe başlamam için de, seyahattan dönen rahmetli vekil Hasan Ali Yücel’in evine gece gitmişti. O zamanın adamları indinde, bu yaptıkları memlekete bir hizmet telakki ediliyordu. Okumak, parası veya imkanları olanların inhisarında değildi. O zamanki CHP’nin, çok büyük ve mükemmel bir de öğrenci yurdu vardı. Yalnız, bu yurtta yetişenlerin hiçbiri, bir kişi hariç, CHP kadrolarında yer almamıştı. O da, son görevi Kızılay başkanlığından, canı sıkılmış olarak ayrılmış idi!

Bizim aile CHP’li bir ailedir. Bizim okuyanlarımıza yapılan sosyal hizmetler unutulmamıştır. Ancak, CHP’li oluşumuzun sebepleri arasında, babamızın ve anamızın Atatürk’e olan hayranlığıdır. Ana ve babamız Mustafa Kemal Paşa’yı ancak resimlerinden tanımışlardır. Hayranlıklarından birşeyler kaybetmiş te değildirler. Yakınlarımızın bazıları, “Bu CHP bize ne verdi?” gibi şikayette de bulunurlar. Yine de oy vermeye devam ederler. Okuyanlar dışında, CHP’nin milletin parasını dağıttığını da söyleyen olmaz. Bütün aile insanları olarak, şimdi de biz, CHP’ye yakın olmaktan şerefleniriz. Onunla birlikte olmak, hem bana ve hem de aile adamlarımıza gurur verir. Vatana bir hizmet yapılacaksa, onun kadroları arasında yapmayı tercih ederiz. Bizim bu aile isteğimiz, başka partilerde hizmet edenlerin küçümsenmesini gerektirmez. Bu işi hiç sorun yapmış değilizdir. Hiç bir parti, vatan hizmeti dışında bir gaye için kurulmamıştır. Bunu biliriz de, bunun aksini görmüş olduğumuzu da, zaman zaman dile getirmişizdir. Gericilik işaretlerini, çalıştıkları partiler için işaret eden, sayan insanlar içinde kafamızı kuma sokacak değilizdir.

Atatürk devrini pek işin içine karıştıran olmamıştır. Bu iş Atatürk sevgi ve saygısından değil, korksundandır. Atatürk öldükten hemen sonra da, Atatürk4ün hem kendisi ve hem de bütün yaptıkları eleştiri konusu olmaya devam etmiştir. Başlangıçta, “Müslüman bir devlet başkanı olarak telakki edilen İsmet Paşa, altı ayı geçmeden eleştiri kaynağı olmuştur. Hele para üzerine adının konması, tartışmanın hudutlarını genişletmiştir. Savaşa girmesek bile onun zararlarını millet olarak yaşamış olmamız, eleştirilerin derecesini çok yükseklere taşımıştır. Savaştan sonra, demokratik hayata dönmek için çok partili hayata izin verilmiş olması, eleştiriler için hudut tanımaz bir devri ortaya getirmiştir. Bütün bunları yaşıyarak 1950’lere gelinmiş ve yeni bir seçim kanunu ile yeni seçimlere gidilerek iktidar devredilmiştir. “Paşam! Bir emrin var mı?” diyenlere de, bu sözün duyulmamış olmaının kabul edilmesi tavsiye edilmiştir. Cumhurbaşkanının partizan tutumu dahi, başlanmış olan eski eleştiri edebiyatını hafifletmemiştir.

Anayasa dili değiştirilmiş, meclisin her yetkiye sahip olduğu hep söylenmiş, meclis isterse, halifeyi bile getirebileceği kürsüden anlatılarak 1960 ihtilalinin tohumları ekilmiş ve sonunda, meclis tahkikat komisyonu bile kurulmuştur. Eğer, son günlerde, o zamanki devrin ateşli avukatı ve Menderes’in de bizzat yakını sayın Hüsamettin Cindoruk’un son beyanlarını okumadınız ise, bu yaşamış olduğumuz devirlerin mantığından bir şeyler anladığınız düşünülemez. Geçmiş devirlerin anlaşılmadan yaşanmış olduğu mantalitesi de böylece ortaya çıkmış olur. Devirleri kafanızla, mantığınızla izlemiş olmazsanız, nasıl anlamaktan bahsedebilirsiniz? Ben, bu yazdığım devirleri CHP içinde ve onun mantığı içinde yaşadım. Size, bu günkü olanları da iyi kavramanız için, bu mantık içinde yine bazı bilgileri aktarmak niyetindeyim. Eski naklettiklerim de aynı mantık içinde idiler.

 
< Önceki   Sonraki >
 
 
 

 






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Gazete Oku


Başlangıç 01.01.2007
Ip Adresiniz: 38.103.63.16
Şuanda 30 misafir ve 1 üye bağlı
  • haluksoylemez

Free Page Rank Tool   Basın ve Yayın