Anasayfa arrow YAZARLAR arrow A.MÜMTAZ İDİL arrow AL SANA ÇOCUK!...
 
AL SANA ÇOCUK!... Yazdır E-posta
25 03 2008

Günlerdir televizyonlarda, nevruz kutlamalarının (!?) görüntülerini izliyoruz.

Sizleri bilemem ama benim, yüzlerce, binlerce çocuğun taşlarla, molotoflarla güvenlik güçlerine ve panzerlere saldırısını izlerken beynim zonkluyor.

Her yıl, her nevruzda, aynı sahneleri görüyor, aynı sahnelere tanık oluyoruz. Aradaki tek fark; güvenlik güçlerine taş ve molotof atan çocuk sayısında her yıl daha büyük bir artış oluyor.

Pazar günü, Yüksekova’daki o sahneleri izlerken; “Buyur Tayyip Bey… Al sana istediğin kadar çocuk!...” diye haykırdım.

“Al işte!...” dedim. “Al sana boy boy, leba lep çocuk…”

Sevgisiz, saygısız, eğitimsiz, niteliksiz, kişiliksiz, kimliksiz, yüreği kin dolu işsiz güçsüz boy boy çocuk. Al, tepe tepe kullan.

Ne yapacaksan, nasıl kullanacak, nasıl değerlendireceksen, yap da görelim.

Sevgi ve eğitim yoksunu oldukları için barbarlar belki ama Allah için sıkı çocuklar. Tavşan gibi sekip, tazı gibi koşuyorlar.

Nasıl söküyorlar, kaldırım taşlarını gördünüz mü? Gülle atar gibi de taş atıyorlar.

Buyurun bu çocukları değerlendirin de görelim boyunuzu posunuzu.

* * *

Tayyip Bey, mağdur edebiyatıyla yine sahnelerde…

Yine başladı, “Baykal söylerken suç olmuyor da, ben söylediğim zaman suç oluyor!?...” mavallarına…

Partisinin kapatılmasına ilişkin açılan davadan sonra, istisnasız her konuşmasında duygu sömürüsü yapıyor, kitleleri ince ince kışkırtıyor.

Tayyip Beyin, artık gerçekleri kabul edip, susması lazım.

İrticaya çağrı çıkarır nitelikteki diğer eylem ve söylemlerinden vazgeçtim; bunca açlığa, bunca yokluğa, bunca işsizliğe karşın; bu ülkenin en tepesindeki bir kişi olarak, “Doğurun doğurabildiğiniz kadar ama en az üç çocuk olsun!...” demek bile, bu yoksul ve çaresiz ülkeye kötülüktür.

Evet!... Üzerine basa basa söylüyorum, KÖ-TÜ-LÜK-TÜR!...

Bu çocukların karnını doyuramadıktan sonra, bu çocukları eğitemedikten, bu çocuklara iş veremedikten sonra, bunları dünyaya getir(t)mek neye yarar?

* * *

Bu coğrafyanın insanı, asırlardır, “çocuk yapmadan sevişmesini” öğrenemedi.

Öğrenemedi; çünkü pek çok konuda olduğu gibi, bu konuda da eğitilmiyor.

Ülkemizin şu anki ekonomik ve sosyal yapısı nedeniyle; maddi (ve hatta manevi) olanağı yetersiz ailelerde doğan her çocuk, ailesine de ülkeye de sorun oluyor.

Bu gerçekten hareketle, nüfus artışı konusunda çok daha duyarlı davranmak zorundayız.

Aileler ve öğretmenler, içinde bulunduğumuz koşulların yetersizliği, ekonomik koşulların ağırlığı nedeniyle, çocuklarımıza yeterli eğitimi (öğrenimi değil, eğitimi) veremiyor.

Çocuklarımız, bilinçsiz anne, baba ve öğretmenlerin elinde; insan sevgisinden, yurt sevgisinden, çevre bilincinden, toplu yaşam kültüründen yoksun olarak yetişiyor.

Bir anne ya da baba ya da öğretmen düşünün ki; çocuğuna, okuma sevgisi aşılayamıyor, çünkü kendisi okumuyor.

70 – 80 ( hatta yerine göre 100 kişilik) sınıflarda öğrenim görme durumunda olan çocuk; ilköğretim çağlarında kazanması gereken, dinleme ya da okuduğunu anlama kültürünü edinemiyor.

“Dinleme ve anlama kültüründen yoksun” büyüyen çocuk, yaşamın gerçeklerine uyarlanamıyor. “Eğitilme yetisini” edinemiyor.

* * *

Ekonomik ve sosyal dengeler yerine oturuncaya kadar; değil nüfusu artırmak, tam aksine nüfus artışını durdurmak, hatta (belli bir süre) nüfus artışını geri çekmek zorundayız.

TÜİK verilerine göre (ki TUİK, aslında bilinçli olarak bu rakamları çarpıtıyor) 12 milyon 920 bin yoksul, bir milyonun üzerinde de aç insanımız var.

Her yıl 1,5 milyondan fazla çocuğumuz, üniversite kapılarından dönüyor.

Üniversitelerimiz, her yıl 400 – 450 bin mezun veriyor. Mezun olan çocuklarımız iş bulamıyor.

Doğu’da kime mikrofonu uzatsanız; “açız” diyor, “işsiziz” diyor…

Büyük kentlerimizdeki sokak çocuklarının yüzde 90’ını Doğu kökenli çocuklarımız oluşturuyor.

Umut Çocukları Derneği’nin verilerine göre, 9 milyon 300 bin çocuk yoksulluk içinde yaşıyor.

Korunmaya muhtaç çocuk sayımız, 700 bin.

7 – 18 yaş arasında okula gitmeyen (gidemeyen) çocuk sayımız, 8 milyon 120 bin.

Her gün ortalama, 107 çocuğumuz açlık, bakımsızlık ve sağlık sorunları nedeniyle ölüyor.

Sokaklarda yaşayan sokak çocuğu sayımız, 10 binin üzerinde.

Bütün bunları Başbakan bilmiyor mu?

Elbette biliyor.

Ama ülkenin geleceğini riske atma pahasına, artan yoksul nüfusu, kendi partisi lehine oya dönüştürebileceğini bildiği için, “Allah ne verdiyse!...” deyip, duruyor.

 
< Önceki   Sonraki >
 
 
 

 






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Gazete Oku


Başlangıç 01.01.2007
Ip Adresiniz: 38.103.63.16

Free Page Rank Tool   Basın ve Yayın