|
Bugün Dünya Şiir Günü…
Bugün ozanların, sevenlerin, sevilenlerin, unutulanların, unutulamayanların, isyan edenlerin, “yettin gayri” diyenlerin, duygularını sözcüklere döktüğü gün…
Bugün şiirle sevme, şiirle sevilme, şiirle sitem etme, şiirle isyan etme, şiirle haykırma günü…
Bugün duygu günü, sevgi günü, vefa günü…
Şiir günü bugün…
* * *
Barandır şiir, borandır, kasırgadır… Duygu sağanağı, duygu fırtınasıdır…
Koca bir dağdır şiir, gönül dağıdır
Aşktır, sevdadır, özlemdir şiir ; adamın ayaklarını yerden keser …
Aynadır şiir, “sen busun” der adama; “sen nankörsün”, “sen aymazsın”, “hainsin”, “yüreksizsin”, “embesilsin”, “kimliksizsin”, “kişiliksizsin”, “zavallısın”, “ikiyüzlüsün” der…
Ayaklanmadır şiir, başkaldırıdır.
Şamardır, Osmanlı tokadıdır.
Aklını başından alır adamın ya da aklını başına getirir.
Yıldırımdır şiir. Şimşektir.
Sallar silkeler, topaç gibi döndürür, sonra da kıç üstü oturtur adamı…
Ölümsüzdür şiir; dilden dile, gönülden gönüle, yürekten yüreğe dolanır.
Vefadır şiir…
Ve sitemdir…
Tıpkı Süleyman Apaydın’ın, aşağıdaki “Yıkın heykellerimi” şiiri gibi…
Türkiye’yi küllerinden yaratan Ulu Önder Büyük Atatürk, dile geliyor; Süleyman Apaydın’ın gönül telinden böyle sesleniyor, kendisine nankörlük edenlere…
Böyle sesleniyor, yobazlara…
Böyle sesleniyor, ülkesine ihanet edenlere…
Çarşafa girmeyi, türbanlanmayı “özgürlük” sananlara, böyle sesleniyor.
* * *
Diyor ki Atatürk;
“Ey milletim,
Ben, Mustafa Kemal’im…
Çağın gerisinde kaldıysa düşüncelerim,
Hâlâ en hakiki mürşit değilse ilim,
Kurusun damağım, dilim…
Özür dilerim…
Unutun tüm dediklerimi.
Yıkın diktiğiniz heykellerimi…
Özgürlük hâlâ
En yüce değer
Değilse eğer…
Prangalı kalsın diyorsanız, köleler…
Unutun tüm dediklerimi.
Yıkın, diktiğiniz heykellerimi…
Yoksa, çağdaş uygarlığın bir anlamı,
Ortaçağ’a taşımak istiyorsanız zamanı,
Baş tacı edebiliyorsanız,
Sanatın içine tüküren adamı…
Unutun tüm dediklerimi.
Yıkın diktiğiniz heykellerimi…
Yetmediyse acısı,
Şiddetin, savaşın…
Anlamı kalmadıysa,
Yurtta barış, dünyada barışın…
Eğer varsa ödülü, silahlanmayla yarışın,
Unutun tüm dediklerimi,
Yıkın diktiğiniz heykellerimi…
Bu kadar özlediyseniz fesi, peçeyi,
Aydınlığa yeğliyorsunuz kara geceyi.
Hâlâ medet umuyorsanız, şıhtan, şeyhten, dervişten
Şifa buluyorsanız, muskacıdan, üfürükçüden…
Unutun tüm dediklerimi,
Yıkın diktiğiniz heykellerimi…
Eşit olmasın diyorsanız, kadınla erkek…
Kara çarşafa girsin diyorsanız,
Yobazın gazabından ürkerek.
Diyorsanız ki, okumasın kadınımız, kızımız.
Budur bizim alınyazımız…
Unutun tüm dediklerimi,
Yıkın diktiğiniz heykellerimi…
Fazla geldiyse size hürriyet, cumhuriyet…
Özlemini çekiyorsanız; saltanatın, sultanın…
Hâlâ önemini anlamadıysanız, millet olmanın
Kul olun, ümmet kalın; fetvasını bekleyin, şeyhülislamın…
Unutun tüm dediklerimi,
RAHAT BIRAKIN BENİ!...”
* * *
Süleyman Apaydın’ın bu nefis şiirine, sizin ekleyeceğiniz bir şeyiniz var mı?
Benim yok!...
|