Anasayfa arrow YAZARLAR arrow A.MÜMTAZ İDİL arrow ŞEYTANIN AKLI ERMİYOR
Prev   Next   Pause   Play     Scroll   Fade   ScrollFade
ŞEYTANIN AKLI ERMİYOR Yazdır E-posta
16 02 2007
Bizim memleketimiz Türkiye’de, bazı şeylere, cidden, insanların değil, şeytanın bile aklı ermez. Bu yazıda, şeytan mı yoksa insan mı daha akıllıdır tartışmasını yapacak değiliz. Bazı noktalarda, insanlarımız akıl bakımından şeytanı sollamışlardır. İnsanlarımızın bir kısmı, şeytana taş çıkartır.
Yılın son ayında enflasyon hükümetimizin hedeflerini geride bıraktı. Yanlış anlaşılmamalıdır; enflasyon istenilen, tutturulması gereken, hedefi çok geçti. Hükümetimizin yetkili insanları bunun sebeplerini aradılar ve buldular: Yiyecekler biraz fazla ileri gitmişler. Vatandaşlarımız da hükümetimizin hedeflerini dinliyor değil. Cebinde para olmasa bile, nasıl olsa kredi kartı var herkesin. Aklına gelen yiyeceği sepetlere doldurmuşlar. Zahar, yeni kavun ve karpuz da almışlardır. O zaman enflasyon yükselmiş. Bu itaatsız halka güvenip te program falan yapılmaz. İnsanı da, iktidarları da, bu halkın nerelere bırakacağı belli olmaz. Meclis dışından gayrı yerlere de bırakabilir bu halk.
Herkes enflasyonla uğraşıyor. Gazetelerde çıkan yazıları okuyanların az olacağını düşünerek, yetkili insanlarımız radyo ve televizyona hücum ediyor. Sanıyorum ki, bizim millet az okumuşluğunu, televizyon dinleyerek ve seyrederek eksiklerini telafi ediyor. Herkes, gıda maddelerinin ve bu arada, bilhassa, sebze fiatlarının arttığını hep söylüyor.
Dinlediklerimiz hep aynı sözler değil. Başka insanlar, sebze yetiştiren yörelerimizin yetiştirici olan insanlarının konuşmaları da bizlere ve bütün vatandaşlara ulaşıyor. Şu pahalılık durumuna rağmen, Antalya pazarlarında domatesin kilosu 200 kuruş imiş. Şimdi ise bu fiatlar, inişe geçmişler ve 160 kuruşa kadar gerilemişler. Bu kadar emek vereceksin, alın teriyle yetiştirdiğin kırmızı ve taş gibi domatesleri getirip pazarda 160 kuruşa satacaksın. Bu paradan üretici para kazanıp ta karnını doyurabilir mi? Ekmeksiz domatesle karnını doyuracak değil ya bunlar.
Türkiye’yi bir kenara bıraktık. Bu koca ülkenin sorunlarına akıl tüketecek değiliz. Şu bizim Çorum’a bir bakalım. Alışverişimi kendim yaptığım için, sebze ve meyve fiatlarının kaç para olduğunu ben iyi biliyorum. Hemen hepsi, geçen seneki fiatların iki veya iki buçuk misli. Bir buçuk liraya aldığımız domates dahi, bu sene iki misli fiata satılıyor. Hemen bütün fiatlar böyle. Yabancı meyvelerin etiketleri üzerlerine konmadığı için, onların adları gibi fiatlarını da bilmiyorum. Bazan yediklerim de oluyor. Bizim, yerli ve iyi tanıdığımız meyvelerimizin yerini tutmazlar. Bir değişiklik, yeme zevkimizde de illa olması gerekmiyor. Ben, şimdilik, her şeyin yerlisi ile iktifa ediyorum. Sizlere de tavsiye ederim. Yabancı meyvelerin bazılarında meyve tadı bile yok.
Asıl mesele bu yazdıklarım değil. Yetiştirici ile tüketici arasında da bir sorun yok. Aslında, yetiştiricinin eline bir şey geçmiyor. Tüketicinin soyulmuş olmasında, yetiştiricinin bir dahli yok. Yetiştiriciden alınan mal, taşıyıcılar tarafından satıcıya getiriliyor. Bu fahiş fiat farkı, taşıyıcı ile satıcı arasında kayboluyor. Ekseriya, satıcı kendi malını kendi taşımış olduğundan, satıcı ile taşıyıcı aynı adam veya aynı kurum olmuş oluyor. Bunlar içinde, en az sıkıntıyı çeken de satıcı olduğuna göre, düzen alın teri düşüncesinin dışına taşınmış oluyor.
Bu sebzeler ve meyveler bu memleketin topraklarında yetişiyor. Yetiştiren para kazanmalıdır ki, yetiştirmeye devam etsin. Satıcı da aynı kaideler içinde olmuş olacaktır. Satıcı da para kazanmazsa, bu işe devam etmez. Tüketici ise, kudreti nisbetinde yemek zorundadır. Az da olsa, domates alacaktır. Pırasanın çok satışının ebebi, ucuz olmasından ve zenginlerin de pırasa yememelerindendir.
Ticaret ile meşgul olan tanıdıklarım, ticarete kaide getirilemiyeceği fikrini savunuyorlar. Pazar ekonomisi gerekliliklerini sürdürecektir. Sürdürmesine karışmıyoruz ama, bunun bir derecesi yok mudur? Köylü de ayak direyip buğdayını yalnız kendi tüketme yoluna gitmiş olsa, acaba durum nasıl olacaktır?
Serbest ekonomiye itiraz edecek tarafımız yok. Dünya, bu düşüncenin dünyasıdır. Ancak, devletin bir kontrol görevi olmayacak mıdır? Devletin bu görevi yoksa, bu fahiş sözcüğü dillerde niçin icat edilmiştir. İnsanlar yemek zorundalar. Zorunlulukları kullanmak kanun içinde de değildir, ahlak içinde de değildir. En dindar olanlar değil de, dindar görünenler de bu satıcı esnafı içinden çıkıyor. Bazı eksikliklerimizin farkına varma kapasitesinden uzakta bulunuyoruz. Sonra da, Allah’tan yardım bekliyoruz. Allahın verdiği aklı kullanmak gerekmiyor mu? Hani, diyelim ki, mantık insan icadıdır. İnsan da kendi icadını kullanmayabilir.
 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

DEVREN SATILIK CD MARKET
Satmak Istiyorum (01.12.2008)
MATEMATİK ÖĞRETMENİ ALINACAK
İş Verenler (01.12.2008)
ELEKTRİK TEKNİSYENİ VEYA TEKNİKERİ ALINACAK
İş Verenler (01.12.2008)
2005 BORA
Satmak Istiyorum (30.11.2008)

 
= Fotoğraf Var

Firma Rehberi

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 90 misafir ve 4 üye bağlı
  • deniss
  • VERBASCUM
  • baran_efe
  • bitti

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın  

Siyeteyi en iyi Explorer7 ve Firefox3 ile izleyebilirsiniz.

 

Ip Adresiniz: 38.103.63.55