|
Bu olay Çorum’da değil, Diyarbakır’da olmuş. Bir apartman beş kat olarak tanzim edildiği halde, yapıcı tarafından 8 kata kadar götürülmüş. Yapımcı bunu götürmese mal sahibi bu yola gidemez. Mal sahibi bina yapamıyacağına, yapmayı bilmeyeceğine göre, yapımcı yani müteahhit işin sürükleyicisi oluyor. Bina bitmiş ve Diyarbakır Belediyesi’nden oturma izni de alınmıştır. Bunların hepsi Allah rızası için değil, insanların çıkarları için yapılıyor. Herkes hissesine düşenden sebepleniyor demektir. Bunun iftira olarak kabulü, pek te iyi niyetin işareti olamaz. Ben, oldukça uzun yaşamım içinde, Allah rızası için insanların başkalarına yardımcı olduklarını pek görmedim.
Bu olay Diyarbakır’da olmuştur dedikse, Çorum’da buna benzer binalar yapılmamıştır demedik. Böyle binaların yükseltilmesi, genişletilmesi işleri, pazarlık metodları Çorum’da başlatılmıştır. Bunun saklısı ve gizlisi de olmamıştır. Yapılan işlemler milletin gözü önünde ve basının da bilgisi içinde yapılmıştır. Kimse çıkıp ta böyle bir kanun veya başka imkan olup olmadığını sormamıştır. Bir bina yapılırken, bunun statik hesapları kat adedine göre yapılmaz mı? Bilgimiz bu istikamettedir. 10 sene önce yapılmış ve 6 kat olarak hesaplanmış bir binaya iki kat eklenirken dayanağınız nedir? Hep mi üç kat daha ekleneceğini düşünerek temeli ona göre yaptınız? O zaman, inşaat iznini 8 kat olarak almanız gerekmekte değil midir?
Atatürk, medeniyete uymayanları, medeniyetin yok edeceğini söylemiştir. Atatürk, bunları söylerken evliyalık yapmış değildir. Mustafa Kemal aklına inanan bir insandır. İlim de, ancak akılla yapılabilir. İşte Atatürk, aklını kullanarak bu tehlikeye işaret etmiştir.
Diyarbakır’daki olayda, yine bazı ilim yapmış insanlar durumun farkında olarak, tehlikeyi görmüşler ve eski adıyla maili inhidam raporu da vermişlerdir. Bir milletin topu cahil olacak değil ya.
Hatta, binada oturanlar zorla boşaltılmışlar da. Bina da, bu aklını kullanan ve ilim yapmış insanlarımızı yalan çıkarmamış ve kendiliğinden, yıkılması için para sarfettirmeden, uçuvermiş. Bina boşaltıldığına ve kendiliğinden yıkılırken kimseye de zararı dokunmadığına göre, her şeyi rahatlık içinde ve yaratana şükrederek karşılamamız gerekmez mi? Öyle olmuyor durum. Bu boşaltılan binada, yasak olmasına ve denmesine rağmen, girip oturan, oturduğu daireyi boşaltmayanlar varmış. Bunlardan iki tanesinin cesedi çıkarılmış. Bunlardan daha başkalarının olmasından da endişe ediliyormuş.
İşte burada, insan kafası çileden çıkıp isyan ediyor. Çok eskilerde, ben, bir cahil Fransız hasta ile anlaşamadığım için, Fransız bir doktorun yardımını istemiştim. Aslında ben, o hekimden daha dereceli ve eski bir asistandım. Benim yardım istememi de biraz hafife alarak, niçin anlaşamadığımı sormuştu. Cahil, dediğimde, Fransız hekim birden sinirlendi ve bu insan değil mi, cahil kalmasaydı, demişti. Yardım etmedi ve bana da, bir şeyler yazıp hastayı defetmemi söylemişti. Bunu anlattığım bazı Türk meslektaşlarım tasvip etmediler. Bu hastanın, cahil de olsa, insan olduğunu söylediler. Halbuki Fransız hekim, kendi milliyetinden ve hatta kendi dininden olan ve fakat cahil kalmış vatandaşının insanlığını bile kabul etmemişti.
Bizim soruna gelelim. Yıkılacağı ilmen, fennen belirlenmi ve zorla binadan çıkarılmış olmalarına rağmen, bu ölen insanlarımızı içerde kalmaya devam etmelerini nasıl izah edeceğiz? Bunlar kendileri ölüyorlar. Bunların kalanlarının ölenler üzerinde hiç hakları yok mudur? Buna ecel ölümü denebilir mi? Kader midir bu? Bu ölümler için Azrail suçlanabilir mi?
Birazcık, Allah’ın verdiği akılla düşünmek zorunda bulunuyoruz. Bu insanlarımız cahildirler. Bu insanlarımız ilme, fenne inanmamaktadırlar. Bu insanlarımız, bu binanın yıkılacağını söyleyenlerle de alay etmektedirler. Cahil de zaten budur.
Yine de, bir çok gayretkeşlerimizi, cahil kalmışlarsa kabahatın kendilerinde olmadığını, Devletin kendilerini cahil bıraktığını iddia edeceklerdir. Öyle bile olsa, bunlar insan değiller mi? Bunlar, cahil kalmamak için gayret göstermek zorunda değiller mi? Birinci sorumlu kendileri değil midir?
Cehaletten faydası olanlar için değildir. Bu insanlar onlara göre haklıdırlar.
|