Anasayfa arrow YAZARLAR arrow İSMAİL HABOĞLU arrow EKONOMİNİN NESİ VAR?
EKONOMİNİN NESİ VAR? Yazdır E-posta
06 03 2008

Ekonominin nesi var, nesi yok, anlaşılır bir yanı yönü yok. Tam bir kafa

karışıklığı…

Kredi kolaylığı, tüketim çılgınlığı. Yok, yok ülkede, hep dışardan, ithal.

Bu savurganlığa derya deniz olsa tükenir, çılgınlık nereye kadar?

Başbakana bakarsanız, onun bakışı; nesi var ekonominin, yaygara koparmayın, her şey güllük gülistanlık, beş yılda memleketin başını göğe erdirdik noktasındadır.

Geçenlerde demiş ki; “geçmişte Türkiye’yi yönetenler, enflasyonu düşürmeyi, milli geliri çoğaltmayı, ihracatı, üretimi, istihdamı artırmayı vaat ettiler… İyileşme dönemi saman alevi gibi gelip geçici oldu; arkasından da bizlere büyük krizlerin enkazını bıraktılar.”

Rakamlar veriyor başbakan, işine gelen türünden.

2002’de kişi başı milli gelir 2 bin 500 dolardı, şimdi 7 bin dolar.

İhracat 79 yılda 36 milyar dolara gelmişken 2007 sonu itibarıyla son beş yılda 70 milyar dolar ilaveyle 106 milyar dolar.

Faizler 2002’de yüzde 63.5’du, şimdi 16’lara kadar düştü.

İMF’ye borç 23 buçuk milyar dolardı, bugün 6.9 milyar dolar.

Başbakan’ın bu boş rakamlarına ne yazık ki, haline bakmadan, hala boş boş bakanlar var.

Sondan başlayalım, dünyada IMF’ye borcu olan devlet kaldı mı? IMF personelinin maaşı bile, bilerek ödenmeyen 6.9 milyar dolar borcumuzdan karşılanmıyor mu? Borcu ödesek IMF de krize girer.

Türkiye’nin iç dış ve de özel sektör borcu tamamı ne kadar? Yarım trilyon dolara yaklaştı yaklaşacak, bundan neden haber yok? İhracatın ne kadarı ithalatla karşılanıyor?

Cari açıktan ne haber?

Başbakanın ikide bir gururlandığı milli gelir, kuru düşük tutarak sağlanan bir rakam değil mi? Bir sanal kurnazlık! Milli gelir rakamı kaç kişinin cebinde?

Geçen gün, 57. hükümetin Derviş’inden sonra ekonomi bakanlığına getirilen Hani Başbakanın “krizlerin enkazını bıraktılar” dediği kişi, Masum Türkel bizim il’e geldi, konferans verdi. Ekonomik gelişmeleri anlattı.

O dedi ki; son beş yılda Türkiye’de öyle şeyler yapıldı ki;

Ülkenin üzerine bir örtü örtüldü, kuşatma altına alındı Türkiye.

Ulusalcılar, Türkiye’yi sevmeyenler olarak tanıtıldı.

Oysa ulusalcılık bilinci, zorba devletlere karşı ülke çıkarlarının korunmasında tek yoldur.

Şu operasyonda bile TSK’yı yıpratma taktikleri geliştirildi.

Ulusal duruş önemlidir.

Haberleşmeyi yabancılaştırdılar. TSK’nin başka haberleşme ağı mı var. Yabancılar sanki operasyonun bitirileceği tarihi bilmiyorlar mıydı?

Bankaları yabancılaştırdılar. Bankalar artık tüm kişisel bilgilere sahiptirler. Ulusal şirketleri yabancı rakiplere karşı bir sıkıştırma unsuru olarak kullanabileceklerdir.

Yabancı bankalar yerli bankaları yaşatmaz.

Arjantin, kriz çıkmazdan önce bizden çok zengin bir ülkeydi. Bankaları yabancıydı. Kriz çıktı. Bu bankalar kepenk açmadılar. Yapı bitti inşaat paydos. Paranız var çekemiyorsunuz. Krizi çok derin yaşadı Arjantin.

Son dönemde Türkiye’den çıkan para 7.8 milyar dolardır. 2001 krizinde çekilen miktar kadar. O zaman televolelerde bile kriz var diye konuşulurdu. Şimdi ne konuşan var, ne yazan var.

Ekonominin nesi var, her şey güllük gülistanlık mesajı verenler, her yüz öğretmenden 93’ünün borçla yaşadığını, her yüz esnaftan 53’ünün tahsilat yapamadığını, 30’unun işçi çıkardığından söz edemezler. Son yılda 237 bin kadın işten çıkarıldı, bunlar başını örtmüyorlar, aslında olayı örtüyorlar. Son beş yılda işten çıkarılan kadın sayısı bir milyon… Kadına evinde otur demektir bu.

Sosyal Güvenlik yasası çıkaracaklar. Emeklilerin maaşı % 30 gerileyecek. Halen devlette çalışanların kesintileri artacak, maaşları % 5 azalacak. İşçi, 9000 gün prim ödeyecek. Mevsimlik işçiler, tarlada çalışanlar emekli olamayacaklar. Patronu prim borcunu ödememişse, işçi sağlık hizmetinden yararlanamayacak. Katkı payları artacak. Asıl amaç, sosyal güvenliği kapatmak, özel sigorta şirketlerine yamamaktır.

Sigorta şirketlerinin çoğu da yabancılarda…

Ekonomi ve dış politika birbiriyle bağlantılıdır.

Büyük devletler önce diğer devletleri ekonomik yönden kıskıvrak bağlamak isterler. Tek engelleri ulusal bilinçtir. İşte onun arka plana itilmesi çabaları var. Onun için her ülke kendi sanayisine sahip çıkmak zorundadır.

Sermaye yabancılaşıyor. Koç, Migros’u sattı. Migros’un satılması demek, artık kendi nohudunun, sütünün, mercimeğin, Kızılay sodasının Migros raflarına çıkmaması demektir.

Dışardan dayatıldı Tekel satıldı. Şeker fabrikaları yolda.

Limanlar satıldı, bağlantılı oto yollar satışa çıkarılıyor. Memlekete giren çıkan bilinmesin diye…

Belediyeler, hovardaca para saçıyor. Ankara’da belediye inşaatlarında Çin’den getirilen mermerler döşeniyor. Türkiye mermercileri mermerini satamıyor. Bu mermer alış verişiyle ilgili adamın 3 karısı, 2 sevgilisi var. Bu Müslüman kardeşimiz beş evi idare ediyor. Beyefendi eskiden zenginmiş (?)

Türkel’in konferansında öğrendiklerimiz de bunlardı.

Türkel, “Tanıyorum onu, çıkarsın vergi beyannamelerini, ne kadar zenginmiş görülür” dedi.

Birileri milleti fena halde kandırıyor belli ki.

Başbakan boş konuşuyor, artık boş boş bakanlar azalmalı.

Bir de şu var; yabancılar son beş yılda 22 milyar dolar kazanmış, ülkelerine aktarmışlar.

Kriz de göstere göstere geliyor. Merkez Bankası Başkanı panikte, en yetkili ve sorumlu makamlarda gerçek meselelere boşbakanlar var, kriz, mıriz umurlarında değil.

 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

ELEMAN
İş Verenler (28.08.2008)
RADYO FREKANSI
Satmak Istiyorum (28.08.2008)
BAYAN AŞÇI
İş Verenler (28.08.2008)
SATILIK DAİRE
Satmak Istiyorum (27.08.2008)

 
= Fotoğraf Var

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 1 misafir bağlı

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın   Free Page Rank Tool

             

Ip Adresiniz: 38.103.63.61