|
Eski ve tecrübeli bir siyasetçi söylemiş bu sözü;
“Siyasette ne daimi küskünlük ve ne de daimi dostluk vardır. Daimi dostluk olmuyor, bir bakıyorsunuz karşıdaki grup sana daha fazla ilgi gösteriyor, seni bazı yerlere aday göstermeye çalışıyor. Bu arada senin beraber yola çıktığın arkadaşlar, size inanan grubun sesini duyuramıyor. İşte o zaman ister istemez yıllarca önce birlikte yola çıktığın arkadaşlarına veda etmek zorunda kalıyorsun. Yani bir yerde onlara küsmüş oluyorsun.
Sonra aradan zaman geçiyor, o küskün olduğun eski arkadaşların senin haklı olduğuna karar veriyorlar ve senin yanına geliyorlar. Yani sonuçta siyasette küskünlük te, dostluk ta daimi olmuyor.”
Aslında siyasette olması gereken bir şey daha vardır. O da “ vefa”dır.
Siyasette vefa denilince aklıma bir tek Süleyman Demirel gelir. Süleyman Demirel’e şöyle bir bakın. Güniz sokaktaki evinin kapısı her an çalınmakta ve evleri yıllar öncesi siyasete atıldığı arkadaşları ile dolup taşmaktadır hala.
84 yıllık Türkiye Cumhuriyetini 40 yıl idare etmiş bir kişiye “Ahdi- vefasını” sunan bir sürü siyasetçi, yol arkadaşı bulunuyor demek ki.
Zamanımızdaki siyaset anlayışı içinde, bir çok eski dost olan siyasetçinin, yarısını sel diğer yarısını da yel alırken güzel bir manzara bu kuşkusuz.
Kimin adına?
Tarih adına elbette.
Hatta kaybolan tarih adına bile diyebiliriz.
22 Temmuz yakın bir tarihimiz siyasetçilerimiz adına.
Vefayı unuttukları yakın bir tarih.
Dostluğu unuttukları yakın bir tarih.
Derin bir hipnoz manzarası içinde aynı şeyler yapılmadı mı?
Yarattıkları trajediler ile arkalarında ne dramlar, ne küskünlükler bıraktıklarının farkında oldular mı acaba?
Dudaklarda umursamaz bir yapay gülüşle, kendinden başka hiç kimsenin olmasını istemeyen sözcükler sarf edilmedi mi?
Kazanmak elbette keyiflidir.
Güçtür, zaferdir.
Çoğunluk kazanmayı ister elbette ki.
Bir fincan kahvenin bile hatırını unutup arkadaşını rakibi olarak görenler olmadı mı?
Onlar “Zafere giden her yol mubahtır” mantığını yol olarak kendilerine seçenlerdir.
Oysa, “Erdem her şeyden önce gelmelidir” bana göre.
Seçim zamanları gelince “Biz kimsesizlerin kimsesi olacağız” şeklindeki duygusal sözlerini oya dönüştürenler şimdi nerdeler acaba?
Şimdi de “Memleketin sosyal içtimai durumu uygun değil” diyerek talepler geri çevrilmiyor mu bir bir…
Siyasette vefa mı?
Gören..
Bilen…
Yaşayan varsa anlatsın lütfen.
Siyasetçinin ne daimi küskünlüğü, ne de daimi dostluğu oluyor.
Her Gününüz GüzelOlsun.
|